Kayıt Ol
Nis 10, 2017
1064 Views
2 0

1. Bölüm: Eğer biri ile oturup votka içmediysen, onunla asla düşman olma.

Written by

Sene 1967… Zor görülen sıcak Moskova sabahlarından biri… Pansiyona yaklaştık. Gerçi pansiyon dediğime bakmayın, ufak bir yer. Fakat neyse ki hepimizin odası ayrı. Hepimiz demişken tanıtayım: Demir; Ankaralı, hemşerim. 35 yaşında değişik bir tip. Cemil; hanım evladı, İzmirli. Sema; sorgulama hastası, evlilikten falan nefret eden bir kadın. Elif; Semanın çocukluk arkadaşı, İstanbullu. Bilimsel konuşur durur. Ben de Mehmet; aşkımı kaybettim yaklaşık 10 sene önce. Gözlerimin önünde vuruldu, acısını hala en derinde yaşıyorum. Eğer katilin yüzünü görebilseydim onu bulur ellerimle gebertirdim.

Pansiyona girişimizi yaptık. 5 TKP’li eğitim alacağız bu güzel yerde. Gerçi duvarlara bakılırsa pek bakımlı bir yer değil ama, olsun. Hatta bu geçtiğimiz koridor da biraz korkutucu geldi bana. İlk 3 oda Rus yoldaşların, üst kattaki 5 oda bizim. Zemin katta lavabo ve banyo da var. İncelediğim kadarıyla banyo tek, kollektivizm bu olsa gerek.

Uzun boylu bir yoldaş yanımıza yaklaştı.
-Yoldaşlar merhaba, dedi pek de fena olmayan Türkçesiyle. Tek tek selamlaştı hepimizle. Adı İvan’mış. Yanındaki sarışın ve gözlüklü yoldaş ise Aleksev. Aleksev değişik birine benziyor doğrusu. Ne bileyim,dedektif gibi sanki. Uzun uzun süzüyor her gördüğü objeyi. Bu tanışma faslından bıktığımı söyleyebilirim. Çok yorgunum, yoldaşlara bakılırsa onlar da bitap durumda. Neyse ki halimizi anlayan Aleksev yoldaş hepimize odalarımızı gösterdi ve bize odamıza kadar eşlik etti. Rahatça bir uyku çekme zamanı geldi sanırım.

Uzun bir uykunun sonunda yan odadan gelen seslerle uyandım. Cemil’in odasında toplanılmış, kahvaltı yapılıyor. Herkes bana dönüp samimi bir “Günaydın” dedikten sonra Cemil yanındaki sandalyeyi bana ayırdığını göstererek beni masaya buyur etti. Kahvaltı masası pansiyonun dış görünüşüne göre biraz fazla lükstü. Galiba Ruslar bizddn daha misafirperver. “Kahvaltıda votka ne arıyor?” dercesine bakıyordu Cemil İvan’ın yüzüne. İvan bu bakışlara dayanamadı:
-Yoldaşlar, birer bardak votka ile güne başlamak güzeldir.
-Haklısın, dedi Sema. Su gibi içiyordu bu kadın her türlü içkiyi. İnsan şaşıyor doğrusu. Elif bizim hakkımızda bilgiler içeren dosyayi İvan’a uzattı. İvan bir süre inceledikten sonra “Yoldaşlar eğitim sorumlumuz Zoya yoldaş dün hastaydı, sizle tanıştıramadık. Fakat bu ayak sesleri zannediyorum ondan geliyor.” dedi ve kapıya yöneldi. Kapıdan giren kadının güzelliği büyüleyiciydi. Fazlasıyla açık mavi gözleri korkutucu derecede güzeldi. Ufacık burnu ve incecik dudakları gözlerinin güzelliğini öne sürer gibiydi. Bu kadınla göz göze gelmeye nasıl alışılır bilemiyorum. Güzel olmasının yanında korkutucu. Bizim hanım evladı Cemil her zamanki nazik tavrıyla Zoya’ya elini uzattı.
-Merhaba Zoya yoldaş, ben Cemil.
-Merhaba yoldaşlar hepiniz hoşgeldiniz.
Zoya’nın genele hitap eden konuşması Cemil’in zoruna gitmiş olacak ki, sandalyesine oturup ellerini birleştirerek yere bakmaya başladı. Cemil’in klasik “Küstüm ben” hareketleri bunlar, biz alışığız tabi. Zoya yoldaş hepimizle selamlaşıp kahvaltı masasına oturdu. Ben de votka yüzünden biraz sıkışmıştım.
-Aleksev, lavabo alt kattaydı değil mi? diye sordum. Nezaketten dolayı tabii. Sonra “Ne ara inceledi de öğrendi lavabonun yerini” demesinler.
-Alt katta Mehmet yoldaş. Gel beraber inelim, hem biraz yürümüş oluruz, dedi Aleksev. Aslında samimi bir insandı bu Aleksev ama bakışları biraz fazla şüpheciydi.
-Gidelim o halde, dedim ve kapıyı açıp önce onun geçmesi için bekledim. Teşekkür edercesine başını eğdi ve geçti.

Lavabodan çıktığımda Aleksev dışarıdaydı. Bana seslendi, yanına gittim.
-Mehmet yoldaş, Demir içki içmiyor sanırım.
-Evet içki ve sigara kullanmaz.
-Değişik birine benziyor, biraz sert gibi. Bu kadar somurtan insanlardan pek haz etmem.
-Soğuk kanlı diyelim biz ona, iyi yoldaştır.
-Umarım öyledir.
-Bir sorun mu var? Düşmanın gibi konuşuyorsun Demir hakkında.
-Yok yoldaş olur mu? Hem biz Bolşeviklerin bir atasözü vardır: Eğer biri ile oturup votka içmediysen, onunla asla düşman olma.

Devamı yarına…

Kaan Yildiz

Türkiye Komünist Partisi üyesi, sosyalizm ve kadın alanında araştırmalar yapan, kurgu yazıları oluşturmaktan haz alan genç bir yazar. Özlü sözüm: Erkek egemenliği özel mülkiyetin oluşumu ile başladıysa, erkek egemenliğini yıkmanın tek yolu özel mülkiyeti ortadan kaldırmaktır.
Kaan Yildiz
Article Categories:
Deneme

Comments to 1. Bölüm: Eğer biri ile oturup votka içmediysen, onunla asla düşman olma.

  • Hoşgeldin yoldaş öyleyse.kalemine sağlık devamını bekliyoruz 🙂

    Avatar Deniz Albaş 10 Nisan 2017 13:29
    • tesekkur ederim yoldas tum bolumleri yayinlandikca okuman dilegiyle

      Avatar Kaan Yildiz 10 Nisan 2017 13:58
      • Tüm bölümleri yazman dileğiyle 🙂 buralardayız.

        Avatar Göksel Görmez 10 Nisan 2017 20:06
      • Ben lise son ogrencisiyim sinavlar zorladigi icin yazilarin olay ve betimleme orgusunu uzun uzun anlatamiyorum zaman ayiramiyorum yani ilk iki bolum biraz sıkıcıdır bu yuzden ozur dilerim fakat ucuncu ve son bolumde zevkle okuyacaginizi tahmin ediyorum belki anlatim kotu olabilir ama senaryo hos olacak emin olabilirsiniz 🙂

        Avatar Kaan Yildiz 11 Nisan 2017 19:38

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.