Kitap Gönder
Eyl 5, 2015
840 Views
0 0

Aşk ! ( 2)

Written by

IMG_20150902_003824

Okuldan bir hafta rapor alıp, o da aynısını yaparak. Priştine ve Selanik’te gittik. Eskiler derler ya ” Bir kadının gözleri her şeydir ” diye ne kadar haklıymışlar. Gözlerine tutulu kalmıştım. O konuşuyor ben gözlerini seyre dalıyordum. O dalga dalga saçları kalbime huzur veriyordu. Her güldüğünde sanki mutlulukta sokağın tavanı kadar yüksekteydim.

Mükemmel bir gezi oldu.

 

Bir gün kırlarda piknik yaparken şöyle dedi,  ” Sence iyi bir insan mıyım ? “Elbette meleğim mükemmel bir insansın dedim. Orada uzanırken başını göğsüme yasladı. Ben saçlarıyla oynarken o da bildiği parçaları söylüyordu. Bir anda ayağa kalktı bende kalktım tam ona bakarken bir anda kaydım ve birbirimize çok yakındık ilk öpücüğü öpücük attı ve gerisi geldi.

************  *****

Savunma etkileyici olmalıydı. Eleştirilerimi yavaş yavaş arttırmalıydım. Normalde, başlardım; Rüşvet alan idarecilerden, Darbecileri öven hocalardan. Yönetmeliğe uymayan hocalardan. Pedofilisi olan manyaklardan, Aşk üçgenlerinden, Öğretmenlıği anlamayan ruh hastlarından, Benim egomu okşayın, not teferruat diyen aşağılık kompleksli hocalardan, İyi ki onu seviyor diye kendini okul ağası, okulu da kendi tebaası zannedenlerden, Din diye sadece istenilenleri ( !) öğretenlerden. Ama bu savunmada onlara yavaş yavaş değinecektim.

Ama önce Furkan’ın dediklerini anlamalıydım. Ne demekti bu?  Ne demek günah keçisi? Ne ne ne ne?  Bu “ne”ler iyice kafamı yormaya başladı. Dışarda bardaktan boşalırcasına bir yağmur başladı. Savunma hazırlıklarını bırakıp, dışarıyı izlemeye başladım. Daha yeni yaptığım Nescafe ile camın kenarından cama vuran yağmur tanelerini izledim. Her tane sanki yüreğimdeki yangına değip buhar oluyordu. Hafiften yanaklarım ıslanmıştı, bu kaçıncı ağlama, kaçıncı feryat. Ama dirayetli oldum savunmanın başına geçtim hemen.

********** ****

Haftalar geçiyor, aşkımız daha da palazlanıyordu. Gözlerim, gözlerinden ayrılamıyordu. Cennet rengi gözlerinin arasında kayboluyordum. Ah Tanrım!  Ne güzel anlar.

Bir sabah whatsapp’dan kısa ve net bir mesaj geldi,

” Olmuyor be canım, sevemedim. Gelecek diye bir şey yok bizim için. Arama ne olur ”

Mesaj attım, engel atmış. Ağlamaya başladım.

Bir yandan da kötü günler sakladığım bir büyüğü açtım.

****************  ****

Savunmaya döndüğümde telefon çaldı,  arayan Furkan’dı,

” Lan anlat şu konuyu dinliyorum ” o da  “Kanka, bütün okul konuşuyor, Müdür ve yanındaki tayfa seni, ve sana disiplin kurulunda destek verecek herkesin defteri dürülecek. Tek başınasın. ”

” Lan ne yapacağız ? Kim diyor bunu!  ”

” Kanka sen bildiklerini yaz. Herkes diyor. Öğretmenler arasından sızmış ”

” Tamam ya bi de git bakacağım ben ”

Tam savunmaya başlarken, annem geldi.

” Oğlum karnın aç mı?  ”

” Anne tokum sonra konuşuruz. ”

Ulan siz bunu istediniz diyerek savunmaya giriştim,

” Sayın Disiplin Kurulu Heyeti

Öncelikle cürmümün ne olduğu konusunda bir izahat alabilmiş değilim. Sayın Başkan’dan primer isteğim bunun izahıdır. Benim geçmişte yaptığım üstün erdemli ve terbiyeli hareketlerden dolayı bana verilecek cezanın MEB orta öğretim kurumları müfredatının ilgili maddesi gereği bir kademe indirilmesini istiyorum.

Okulumuz son yıllarda çok büyük bir değişime uğradı. Sayın heyetin şu sorulara cevap vermesini bekliyorum,

Herhangi bir okulun;

1) Okul Müdürünün düşük puanlı öğrencilerden okul kayıt ücreti adına “rüşvet” alması doğru mudur?

2) Müdürün sopa kullanması doğru mudur?

3) İdarecilerin sadece kendi koltuk sevdası ve kendinden daha çok kimsenin ileriye çıkmamalarını istedikleri için,  okulun sosyo-kültürel çalışmalarına ket vurması doğru mudur?

4) Sadece hocaya ” yalakalık ” yapıyor diye geçmesi doğru mudur?

5) Öğrenciler arasında herkesin bildiği,  öğretmenler arasında oluştuğu “iddia ” edilen ” aşk üçgenleri  ( 2 erkek 1 Kadın ) ” doğru mudur?

6) Okulda öğrenciler arasında ciddi torpil iddiaları vardır? Bunlar doğru mudur?

7) Benim tasfiye edileceğim doğru mudur?

8) Okul öğretmenliği dışında, özel öğretmenlik yapıp, bu öğretmenlikten bazı öğrencilerin yararlanması doğru mudur?

9) Sinir anında dahi olsa bir öğretmenin öğrencisine ithafen, ” Salak, gerizekalı” vb. sakil ifadeleri kullanması uygun mudur?

10) Bir öğretmenin bilgisayarında parafilisi olan bir insanın bilgisayarında bulunabilecek görüntüler olduğu söylenmektedir. Bu doğru mudur?

11) Öğretmenlerin sadece birbirine olan ” gıcıklığından ” birbirinin işlerini yapmamaları doğru mudur?

12) “-de” ekinin ayrı mı birleşik mi yazılacağını bilmeyenler hocalar olduğu iddia edilmektedir. Bu iddialar doğru mudur?

13) Bu tip önemli bilgileri bilmem doğru mudur?

Biliyorum atılacağım. Size şu sözle veda edip savunmamı tamamlayacağım;

“Vurun, beni de vurun !”

Derin bir öf çektim. Kendime yemek hazırladım. Babam eve gelmişti. Babam sadece harçlığımı veren bir insandı. Benim için artık hiç bir manevi değeri kalmamıştı. Gene bir selam çaktım. Baktım annemle odaya gittiler.

Televizyonun karşısına geçtim, son bir yıldır sadece haber, spor programları izliyordum , Milli takım’ın son yıllarda hep iyi olacak deyip,bir arpa yol alınmayan perfonmasını 1 hakem 2 futbolcu eskisi ve Moderatör tartışıyorlardı. Biraz onları izledim. Sonra kendime elma alıp yedim. Tam Tv’de bülteni izlerken bacağım ağrımaya başladı. Neyse diyerek kapadım TV’yi ve yattım.

**************   ****

“Bir umuttun, hayal oldun

Yüreğime sevdiğim

Geçer aylar, geçer yıllar

Yürek parça parça yanar ”

” Senden Ayrıldım ayrılalı

Ay karardı

O güzel endamın

Bana mezar oldu ”

Bu iki şarkı dilime pelesenk olmuşlardı. Her gece eve geç gidip akşamları içiyordum. Bu şarkılar ağzımda evin kapısına geldim. Babam beni yavaşça içeri aldı. ” Bu ne hâl lan?  Berdoş herif bu ne ? ” Bende gevşek bir ağızla, ” Ya baba bir şey olmaz ” Ondan sonra sırtıma babasından kalma sağlam kayışlı kemerle vurmaya başladı. Kitapsız herif hiç durmuyordu, şak şak diye kemer sesiyle benim çığlıklarım birbirine karışıyordu. Ondan sonra artık inlemeye döndü.  Annem orada zavallı kadın ne yapsın (!) Sadece ağlıyordu. Ben yeminle sırtımı yakan kemere üzülmüyordum. Orada tam köşede ağlayan anneme üzülmüyordum. Onun günahı neydi?  Bir kız uğruna bu hale gelmiştim. Babam ondan yattı. Annem yanıma geldi, O kadar vurmuştu ki sırtıma ayağa kalkamadım yavaşça koltuğa çıkıp yattım. Annem, ” Oğlum babandır o sen yine özür dile ” dedi. ” O domuzdan mı?  Asla!  ” dedim. O asıl yürek burkan şeyi dedi, ” Oğlum ben çalışamıyorum, Sende sakat bacağınla ne yapacaksın ? Muhtacız ona, ( alnımı okşayarak ) hadi aslan oğlum ” dedi. Bende hal kalmamıştı.

Annem, tanıdık doktordan rapor aldı. 15 gün yaralar kabuk bağlayana kadar gitmedim. Tabi bu zaman zarfında özür diledim

******** *****     ********     ****

Okulda herkes bana bakıyordu. Kantinci Haydar abi beni soru yağmuruna tutmaya başladı. Bende tek bir cevap verdim, ” Hogwarts işgal ediliyor ben tek başınayım. Yanımda ne Hermione ne de Ron var. ”

Enver hoca aracılığıyla kurulun konferans salonunda yapılmasını sağladım. Zor da olsa kabul edildi.

Saat 10:25’de kurul başladı. Kurula Metin hoca başkanlık yapıyordu. Feyza (Bölüm başkanı ( Muhasebe)), Sena, Ecem, Ethem hoca üyeler, Esra, Berfin, Davut hocalarda yedek üyelerdi.

Herkes pür dikkat bize bakıyordu. 9’lar , 10’lar,  bizler,  12’ler bize bakıyordu. Herkesin gözlerinin içine bakıyorum. Furkan bana bakamadı. Utandı. Sonra kurula döndüm. Sena ve Ethem hocalar yüzüme bakamadı Furkan gibi.

Metin hoca başlattı kurulu saat 10:32’de

” Savunma makamı lütfen buyrun ”

Bende izin alarak her iki tarafa döndüm. Savunmamı okumaya başladım. Herkes şoke olmuştu. Sena hoca atıldı lafa,  ” Bunların nasıl ispat etmeyi düşünüyorsun?  ” dedi. Ben, ” Herkes şoke oldu. Sende varsın bu iddialarda yani seni ispatlarsam bir daha öğretmenlik değil. Okulun 300 m yanından geçemezsin ” Sonra Başkan’a eklemek istediğim bir şey olmadığını bildirdim. Ben sonra kurula oynamaya başladım, ” Ethem hocam hani ben en saygılı öğrenciydim?  Burada tek yorum yok”, ” Feyza hocam biliyorum beni sevmezsiniz ama bilirsiniz beni bu haksızlığa son verin ” , ” Hele siz Sena hocam hiç lafa girmeyin diğer tüm öğretmenlere olan sevgimi toplayın bir size duyduğum sevgi etmez. Ama siz dut yemiş bülbül oldunuz ?  ” “Ecem hocam sizin dersinizi çok severim ama hiç ” Sonra arkadaşlara döndüm, ” Siz neden bir şey demiyorsunuz?  Bu mu sizin sekülerliğiniz bu mu erdeminiz bu mu insanlığınız?  İki göğsünüzün ortasındaki şey sadece kan pompalamıyor bunu hatırlatarım.

Kurul, hararetli tartışmalara sahne oldu. Az kalsın Davut  hocayı tokatlıyordum. Kurul bitti karar için 20 dk ara verildi. Ben dışarı çıktım. Herkesin fısır fısır konuşuyordu. Birisi elime kağıt verdi,  ” Furkan seni Tuvalette bekliyor ” Gittim. Furkan bana sarıldı. ” Kanka hakkını helal et” dedi. Bende evet deyip hafif ağlayıp sarıldım. Yani daha 1 yıl olmasına rağmen kardeş gibi olmuştuk. Bu kadar beni sevdiğini bilmezdim.

Tekrar toplandık, Metin hoca karar okudu,

” A/11-B sınıfı 128 No’lu öğrencisi Gürkan Ersin, okulun kurallarını tamamını ilga etmeye cebren teşebbüsten dolayı okuldan atılma cezası verilmesi uygun görülmüştür. ”

Ben okulu zorla dağıtacaktım ha ! Bunu bekliyordum ama bu ağır oldu. Bu kararın altında eksiksiz tüm öğretmenlerin imzası vardı.  Hemen Envere gittim,  “Neden imza attınız ? ” bir şey demedi. Tekrar yüksek sesle sordum, ” Neden imza attın ulan? ” yine cevap  yok en sonda “Bu da geçer “dedi. Kapıyı çarptım.

Okuldan çıktım hışımla. Çıkışı bekledim Furkan’la içmeye gittik. Furkandan bir kağıt, kalem çıkarmasını istedim. Çıkardı, söylediklerimi yazmaya başladı.

” Sevgili Hayat

Şu hayatta elinden geleni yap gerisini boş ver. Şu halime bakın. Hiç bir kimseye, şeye bağlanmayın. Kimseye ” En “sıfatını kullanmayın. Hayat en başta bana adil değildi. Ama siz uğraşın. Katlanamamazlık yapmayın.

Ben erken yıldım. Sen yılma Anne ! Öyle klas sözler, bilinmeyen kavramlar yazacak değilim. Bugün, senin için ağlarım diyenler, yarın ne yapacak?  Ben onlar için kaç gece ağladım.

Kimse seni sevmek zorunda değil ! Sevgisiz de olur. Kitaplarımın hepsi Furkana aittir. Tüm kıyafetlerimi yatağımı yakın.

Eğer haklı bir idea uğruna çabalıyorsunuz iyi bir insan olursunuz.

Hani derler ya; ” Aşkın ilk soluğu, mantığın son soluğudur ” diye. Benim de hayatımın son soluğu oldu.

Tutkularınıza köle olmayın. Aristippos’a uymayın, Epikorus haklı. Descartes de haklı.

Dua edin benim için..

Furkana bu kağıdı anneme,  Evrene ve Senaya okut sonra okulun en çok görülen yerine as dedim.

 

Furkan anladı beni zaten. Helalleşmiştik onla.

Saatime baktım 22.32

Kendimi engin sulara bıraktım. Savunma şimdi başlıyordu. Tanrı, umarım savunmamı kabul eder. Suda boğulurken, Nilay,  Annem,  Sena geldi aklıma. Annem dışında ikisine ağır küfrettim.

Köye gömdüler beni. Annem de garip olmuş. Babam evi barkı satmış diyar diyar dolanır olmuş.

 

Acaba beni atanlar rahat mı?

 

Ne demiş sanatçı,

 

” Yalan oldu şu gençliğim zalim bir yarin elinde ! “

Latest posts by Gurkan Ersin (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.