Kayıt Ol
Eyl 3, 2019
220 Views
0 0

Aslında Her Şey

Written by

Aslında her şey küçük basit bir oyunla başladı. Yangınlar nasıl başlar, bilirsin. Küçük bir kıvılcım kocaman ormanları yakabilir. Peki, neden hep aşk, yanmak ve ateş kelimesi bir arada kullanılır, biliyor musun? Çünkü sevgi de küçük bir kıvılcım gibidir. Sevgi; büyür, büyür, büyür, ama etrafına çok sıçramaz, insanın içinde büyür. İnsan bedeninin yarısından fazlasını ele geçirdiğinde sevda, aşka dönüşür. Ve her yangının olduğu gibi, bu yangının da bir kalbi vardır. İşte o kalp, insan kalbidir. Bu yangını söndürmenin tek yolu kalpteki ateşi söndürmektedir. Ancak bu aşk ateşini söndürmek yine de çözüm olmayacaktır, aşkı sevdaya çeviren kalpler için. Sevda nedir, bilir misin? Aşk yangını söndüğünde kalbin derinliklerinde kalan o hafif ateş. Kamp ateşine benzer, küçük bir alanı ısıtır ama en samimi ortamı oluşturduğundan kalabalığı oraya çeker. Her üzüntüde, her kaçacak yer aradığında sevda sahibi kimse, önce o kamp ateşinin başına gider. Hafif hafif harlar o ateşi, ama asla kontrolü elinden bırakmaz. O ateşi tekrar yangına çevirmez. Hafifçe harlar, izler. Sakinleşene kadar oturur orada. O sevda ateşi; öyle yumuşatır ki insanın içini bütün dertlerini unutur insana.

Aslında her şey bundan 25 yıl önce başladı. Hiç bilmediğim ve hiçbir zaman alışamadığım dünyaya gelmemle başladı yani. Çok küçük yaşlarda başladım sorgulamaya, neredeyim ben? Bunlar kim? Ben burada ne yapıyorum? Ben burada ne yapmalıyım? İlkokul 2.sınıf öğrencisi 7 yaşındaki bir çocuk için çok büyük sorulardı. Cevaplarını bulamıyordum ve bu soruları kendime sorduğumda bilincimi kaybediyordum. Gerçek anlamda nerede olduğumu bilmediğim bir duruma gelirdim. Hatta bir keresinde evin yolunu unutmuşluğum bile olmuştu. Her ne kadar geç gitmiş olsam da o gün eve, işin tuhaf kısmı kimse merak etmemişti. Bir geç kaldın dayağını bile çok görmüşlerdi. Kimse sormadı bana… Kimse dünyaya gelip gelmek istemediğimi sormadı vebenzeri gibi sorular değil, elimizde olmayan sorulardan bahsetmiyorum bu sefer. Bir kerede “derdin var mı? ne derdin var?” gibi bir soru bana hiç sorulmadı. Yaptığım bütün işlerde yanlış yaptığım söylendi. O kadar çok duydum ki bunu bir noktada hiçbir şey yapmamaya başladım. Yine eleştirildim tabi. Sonra anladım, yani anladığımı sandım, yok yok anlamamışımdır ben, boşver.

Aslında her şey 2 farklı şehirde yaşayan, birbirini daha önce hiç görmemiş 2 farklı insanının aynı anda telefonlarında aynı tuşa basmalarıyla başlamıştı. Yoksa bizim asosyal, tanımadığı insanlarla konuşmayan, biraz çekingen, oldukça içine kapanık, dışarıdan oldukça sert görünümlü ama içten çok naif, dışarıya karşı ciddi ama yakınlarının yanında oldukça komik olan birisi tanımadığı biriyle nasıl tanışabilirdi ki? (Tanımadığı biriyle tanışamama. Sesli söyleyince epey komik geliyor insana. Bir insan tanıdığı biriyle tanışabilir mi? Aramızda kalsın ama bence tanışabilir.) Tanışmıştı, onunla. Hiç görmeden tanımıştı onu. En yakınına bile anlatamadığı dertlerini ona anlatarak hem de. İnanmazsınız ama, kendisinin bile hatırlamak istemediği, hatırladıkça kendisinden nefret ettiği anılarını bile anlatmıştı. Bir insan hiç görmediği birini nasıl böyle dinler? Sadece bu sorunun cevabını bulmak için otobüsle 6 saat yolculuk yapılır mı? O yapmıştı. Gitti, onu buldu. Bir insanla yüz yüze tanışmakla, hiç görmeden tanışmak arasındaki farka rağmen hemde, gitti ve onunla tanıştı. Birbirini görmeden tanıyan bu 2 insan, telefonda saatlerce konuşup bıkmayan bu 2 kişi oturup birbirlerine baktılar. Birbirlerini görmeden önce her konudan konuşabilen bu 2 insan, karşı karşıya tek kelam edemiyorlardı. Bir insan tanıdığı biriyle tanışabilir mi, bilemem ama bazen insan tanıştığı bir insanla bile tanışamıyor.

Aslında her şey sadece olması gerektiği için başladı. Her şey, hayattaki her şey sadece olması gerektiği oluyor. Engellemek istediğimiz olayları engelleyemiyor, yapmak istediğimiz bazı şeyleri yapamıyoruz. Elimizde olmayan sebeplerden ötürü.

Aslında

tarantino

Hayata bir türlü tutunamadık. Hep ince çizgilerle kaybettik. Belki de hiç kazanamadık. Ama çok sevdik. Sevilmeyi az da olsa tattık. Ancak hiçbir zaman sevdiğimiz kadar sevilmedik.
Avatar

Latest posts by tarantino (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.