Kayıt Ol
Mar 28, 2017
616 Views
0 0

Atatürk Adı Neden Rahatsız Ediyor?

Written by

Her geçen gün 16 Nisana bir adım daha yaklaşıyoruz. Onun içindir ki gerçekleri bütün çıplaklığı ile ortaya koyma, karanlığa acil mum yakma mecburiyetimiz var.
İktidar yandaşları, daha referandum milletin onayını almadan, gemi azıya aldı çılgınca koşuyor.
Karanlık yüzleri çabuk gün ışığına çıktı. İntikam hırsıyla Türkiye Cumhuriyeti ve Onun kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi şahsına karşı kinlerini kusmaya başladılar.
Daha önce Rize’de Atatürk anıtını söküp kaldıran karanlık zihniyet, şimdi Denizli’de hortladı.
Atatürk Stadyumu levhasını söküp götürdü. Halkın tepkisi karşısında, çeşitli yalan dolan mazeret uydurdular- getirip geri yerine koydular. Gerçek gün ışığı kadar açık. Çalınan mızrak kılıfa sığmıyor, gizlenmek istenen düşünce asla kamufle edilmiyor.

17 Nisan’da ben nerede hata yaptım diye dizimize vurmak istemiyorsak günü doğru okuma mecburiyetimiz var.
Denizli’de yaşanan rezaleti duyduğunuzdan eminim.
İşte 16 Nisan’da referanduma gidiş sebebimiz tam da bu! Cumhuriyetle hesaplaşmak. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu çağdaş laik Parlamenter rejimi; bir kuşa benzetmek.
İktidar, Cumhuriyetle, demokrasiyle, çağdaşlıkla; kavgalı…
Meydanlara, koruluklara, parklara demokrasi meydanı levhası yazıp asmakla demokrat olunmadığı ortada.
Cumhuriyete tahammül edemeyenler, milletin değerlerine sahip çıkar gibi görünerek: sahip çıkılan birliğimizin mayası, bütünlüğümüzün harcı, milliği değerleri tek tek hafızamızdan siliyorlar.
Bu coğrafyanın kadim milletine, kadınına kızına; gencine yaşlısına herkese açıkça sormak istiyorum.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin, eşit Anayasal haklarına sahip bir birey mi olmak istersiniz? Yoksa iki dudağı arasından çıkan her söz ferman olan, tek bir adama biat etmeyi, kulu olmayı mı tercih edeceksiniz?
Yaklaşık 100 yıl önce, saltanat tedavülden kalktı, Türkiye Cumhuriyeti kurulurken kendine; muasır medeniyeti hedef seçti.
Atatürk, insanı, insan yerine koyan bir rejim kurdu, birçok inkılâp la medeniyete giden yolu açtı ve kurduğu rejimi Türk Gençliğine bıraktı.
Sormak istiyorum, Saltanatı Hilafeti kaldıran, Atatürk’ün adı; niçin iktidarı rahatsız ediyor?
Aziz Türk Milleti, 16 Nisan’da sandık önüne gelince, işte bu soruya cevap vereceksin! Yalnız bu soruya mı?
Daha fazlası var! Mesela: 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlansın mı kalksın mı?
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını kutlayalım mı kaldıralım mı?
30 Ağustos Zafer bayramını Kutlamak ister misin istemez misin?
29 Ekim Cumhuriyet bayramını istiyor musun istemiyor musun?
Türkiye eyaletlere bölünsün mü, bir bütün olarak kalsın mı kalmasın mı?
Devletin adı Türkiye Cumhuriyeti olarak mı kalsın yoksa TC kalksın mı?
Gazeteci yazar Levent Gültekin diyor ki, Referanduma sunulan 18 maddelik Anayasa değişikliği ile milletin “Yatak Odasına Girmek İstiyorlar” …

Türk milletinin yatak odası mahremidir! Türk Ceza kanununa göre de yatak odasına gireni öldürmek suç sayılmaz. Hane sahibine meşru müdafaa hakkı verir.
Ne diyeceksiniz?
Yatak odanıza girilmesine isin verecek misiniz? Güçlü bir şekilde Hayır diye bağırdığınızı duyuyorum.
Yanılmadığım için mutluyum. Cumhuriyet çocuklarına da elbette cumhuriyete sahip çıkmak Yakışır.

Kavlak Necati

Güneşin doğuşu, Can Kuş'u nun Dünya'ya kanat çırpması ise,
Gün batımı da, açan güllerin solan yaprakları olmalı.
Her gün yeniden doğan, her gün yeniden ölen bir bedenin,
kafesinde çırpınıp durmak zor.
Doğduğum yöre de, taşlar topraktan daha çok.
dağında gökyüzüne, Çam ağacı yerine, Ardıç ağaçları uzanır.
Gövdesi ne tomruk olur, ne de kereste.
Kiriş diye uzatamasın onu duvarın üstüne.
Yanarken saman alevi gibidir, köz bırakmaz geride.
Büyürken fidanı su istemez.
Kışın yağan kar, ve Nisan yağmuru yeter yaşamasına. İğne yapraklarının arasında olur gılikleri.(meyve)
Önce yeşil, sonra siyah.
Acıdır tadı.
İlaç olmaz hiç bir yaraya.
İşte ben böyle bir kıraç toprağın üzerinde yeşermiş,
kökü kayaların altına uzana ağaç gibiyim.
Siz çınar da diyebilirsiniz, koyu gölgesi olan, Meşe'de. Kayın,gürgen zaten hiç olmaz bizim dağımızda.
Dereler kışın akar, yazın kurur.
Avşar'ın soylu kızları suyu kuyudan çeker kovayla.
Kulaçla ölçülür kuyunun derinliği.
Al yazmalı, beyaz tülbentli kızlar, aynayla haberleşir, yavuklusuyla.
Hala öylemi bilmem.
Ben gideli gurbet ele, değişmiştir belki, gelenek ve de töre. Belki orada da geziyordur, genç kızlar sevgilisiyle el ele.
Kim bilir?
Ben buyum işte.
Diğer kimlik bilgilerim kayıtlı nüfus kütüğümde.
İlim ilçem hepsi var.
Bence esas ben, bu satırlarda saklı.
Çözün çözebilirseniz,bu bir bilmece.....
Kavlak Necati

Latest posts by Kavlak Necati (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.