Kayıt Ol
Nis 27, 2016
1184 Views
0 0

Beyaz Saç Teli

Written by

Bir yıl on yedi gün sonra olacaklardan habersiz iki bin on üç şubatının ayaz on dördünde;
“Mum ışığıyım ben… Senin karanlığını aydınlatmaya geleceğim bir gün. O gün başlangıç olacak, sevgimiz parmak uçlarımızdan taşacak. Geleceğim ve sen küllerimden tutuşturacaksın beni yeniden, son kez belki de. Tutuşturduğun bu ateş hiç sönmeyecek ve ben tüm yangınlarımı sana armağan edeceğim. Belki de sevdam yangınlardan daha çok acıtacak alevler saçarak, yaralarını saracağım ben. Aldırma sakın, tüm acılar geçecek.” diye karalamış bir kağıda.

Şimdi nisanın on yedisi aradan yılar geçmiş ve mum ışığına benzettiği çehresi kaşık kadar, safran sarısı rengi, duman olmuş nefesi kadının. Sonsuz bulduğu her yer karanlık, ışığı sönmüş. Gecenin dördünde balkonda bir sigara yakıp iki bin on beş kasımını, ocak ayının bilmem kaçını anıp doğmamış çocuklarının babasını idam ediyor yıldızlara ip asarak. Hafiften bir rüzgar esiyor, elini saçlarına atıyor… Hala uzun saçları, kalbine inat saçlarında tek bir kırık yok. Aynalardan kaçarken saçındaki beyaza takılıyor gözü, kaçamıyor bu defa. Orada öylece kalıyor. Dokunuyor tek beyaz teline. “Ne kadar yaşanmışlık var sende, kaç acıya şahitsin, ne zamandan beri hıçkırıklarımı işitiyorsun?” diye soruyor, cevap yok. Çocuğu gibi seviyor o beyaz saç telini. Her gün onun için ayna karşısına geçiyor, günlerce aynaya bakmadığını anımsıyor ona her dokunuşunda. Bir gün o da kopup gider mi acaba, diye düşünmeden de edemiyor. Her gelen bırakıp gidiyor, kaçıp gidiyor, kanatıp, vazgeçip, yorup gidiyor… Herkes gidiyor… O da gider mi? diyor. Gidecek.
Bir sabah uyandığında ya bulamazsa onu başının üstünde… Kırılıp, kopup gitmiş olursa ne yapar?
Alışır elbet ona da. Nice ölümlere alıştıktan sonra bir saç telinin yokluğu, ağlayan bir adamın boşluğu ne kadar acıtabilir ki kadını? Ölüm gibi dönülmez gidişler ne kadar ağlatır bir insanı, alışılmaz mı her şey gibi ona da. Silip atabilir kokuyu ve sesi, kesip atar kalbinin en derin yerini, uçmaktan vazgeçip koparır kanatlarını. Dizleri kanaya kanaya yürümeyi öğrenir, kafasını kuma gömünce insanlar için görünmez olduğunu sanar, kanar. Ama inan bana geçer, alışır. Bir gün kopup gideceğini, yerini yenilerinin alacağını bile bile sevmeye devam eder saç telini.

Kadının o beyaz saç teli gökyüzünde idam ettiği adamdır… Tüm yangınlarımı sana armağan edeceğim, demişti kadın ve yanan her bir saç teliyle sözünü tutuyor. Beyaz saç teli onu terk etmeden koparıp atıyor.

Avatar

Latest posts by Yazgı Şahin (see all)

Article Tags:
·
Article Categories:
Hayata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.