Kayıt Ol
Haz 21, 2019
112 Views
1 0

CİNSELLİK SEVGİ’NİN! ”FASTFOOD’U” GİBİ

Written by

Eylül Başak

HAKKIMDA; Herkese merhaba, yazarı olduğum ikitekbirlik-e.blogspot.com ile ilgili olarak daha önce hiç açıklama yapmadım ve zamanı geldi.
Bu blog, ( yazı serisi ) Kendi, son derece olumsuz şartlarda gelişen yaşam deneyimlerimle, tek başıma verdiğim pozitif dönüşüm savaşımın, mücadelemin, emeğimin ve daha da önemlisi, her koşul ve şartta SEVGİYE DÖNÜK GÜZEL KALBİMLE, en başından kabul ettiğim TANRISALLIĞIMA olan sadakatimin ürünüdür.

Aynı zamanda, başta kendimin daha sonra siz kardeşlerimin şifa kanalıdır. Bazı yazılarımda hatta tamamına yakınında hitap ettiğim kendim olsa da, konuştuğum hepimiziz.

Son olarak, bir yılını doldurmuş bu serinin baş kahramanı yine de SEVGİDİR. Yaradılışa olan güvenim ve de bir oluşuma, var oluşa olan inancımdır. Dostlarım daha güzel bir evren için daha çok sevmeli, daha çok sorumluluk almalı, Dünya’ yı güzelleştirmek için bireysel olarak çalışmalıyız. Bazen savaşmalıyız da ama sevgi uğruna, doğa uğruna, diğer eşsiz güzellikteki türler uğruna. Birbirimizi incitmek için değil.

Bu 1 yıllık süreçte yazılarım, okuyucuya algılayamadığım bir şekilde yayıldı ve bir okuyucu kitlesi oluştu. Aslında az sonra paylaşacağım değerli cümleleri duymasaydım bunun benim için hiç bir önemi yoktu. En büyük mirasım tanıdık veya henüz tanımadık olan dostlarımdan duyduğum şuna benzer cümlelerdi;

İlk yorum tatilde tanıştığım bir kız arkadaşımızdan geldi, okuduğundan bile bi haberdim. Bana, iki yıl önce babaannesinin rahmetli olduğunu, bu zaman içinde kendini toparlayamadığını ve yazılarımdan güç bulup yeniden ayağa kalktığını söyledi. Ardından da yeni yazımı neden henüz yazmadığımı ve ne zaman yazacağımı sordu. Çok şaşırdım, hiç tanıtımını yapmamıştım, nasıl okuduğunu sordum. Basit bir yerden denk gelip yakalamış ve okumaya başlamış.

Yanıtladım; Önce kendisine sabır kaybına rahmet diledim ve yeni yazım birazdan hazır olur dedim, hazırladım. Yine kendime ama öncelikle onun için yazdım. Derken bu ve benzer mesajlar zaman içinde öyle arttı ki.

Şimdi kitaba dönüşecekleri güne ilerliyorlar.

İşte bu benim yaşam amacım. Karanlıkta kaldığım ve ihanete uğradığım, sevilmediğim, defalarca haksızlığa uğradığım, anlaşılmadığım her gün için. AYDINLATACAĞIM, GÜVENECEĞİM, DAHA ÇOK SEVECEĞİM, SADAKAT GÖSTERECEĞİM, ANLAMAYI DENEYECEK VE DE ANLATACAĞIM her birimize tekrar tekrar SEVMEYİ HATIRLATACAĞIM.

Teşekkürler, Eylül Başak Çakmak
Avatar

Latest posts by Eylül Başak (see all)

Yazıyorsam eğer ve her şeyi yazmaya cüret ediyorsam hala, dinlemeyi de öğrenmiş olmalıyım. Dinlemeyi, dilemeyi, dinlenmeyi, öğrendiğim gibi. Sonra konuşmayı da öğrenmeliyim, kimse henüz konuşmadan, konuşmayı. Konuşmadan konuşmayı, konuş benimle. Kimse henüz konuşmadan, hiç konuşulmadan, konuş, kendi derinlerinlerindeki karanlık tarafların en gerçeklerini. Aç kalbini, bil kendini, gir karanlığına. Karanlığın kim ki, konuşsun kararlılığına, aydınlığın bile susuyorken saygısından.

Karanlık, bu yüzden aymamış mıdır ki zaten aydın’a veya aydınlığa.

SONRA da Teşekkür ettim Aşk’a.

Cinsellik Sevgi’nin ” FASTFOOD’u ” Gibi.

Ve Dünya;

Sevgiye çok aç insanlarla dolu.

Uyanın!

Aradığınız şey seks değil.

Ve lütfen, Uyanın!

Asıl aradığınız şey.

Sevgi!

Bir de..

Saf Farkındalık.

Doğmak Üzerine;

Yeni-den doğarsın bir tek ve eskiden eksilir, ölürsün.

Yenilen yani sık sık.

Peki ya,

Doğum bir hediyeyse Tanrı’dan.

Öyleyse, yaşam en büyük armağan.

Aç gözlerini.

Ve işler, böyle sürprizlerle yürüyorsa eğer, neden Tanrı sevdiğini veya sevdiklerini, yanına erken alsın?

Şaka olsun diye mi Doğduk ve hemen şimdi Öldük?

Tanrı, Yaşamaktır, var olmaktır, her yok oluştan tekrar doğmaktır.

Tanrı yaşamdır, yaşamın kendisidir!

Bilgidir, bilgedir.

Ve Cesarettir.

Tanrı, sevdiğini yaşatır.

Tanrı, her koşul ve şartta yaşamın kendisi olan.

Layıkıyla var olan.

Ve layıkıyla, yok.

Biraz sen ve biraz ben olan.

Yani bazen insan olan.

Tanrı;

Sürerliliktir.

Sürekliliktir.

İstikrardır.

Emektir.

Ve tekrar Cesarettir, çoktan esaretten kurtulmuş cesaret.

O, sadece bir doğum paradigması olan, seks değil, asl (asıl) olan sevginin kendisidir, masumiyettir.

Yaşa masumiyetini.

Korkmadan.

Ve sev, daha çok sev.

Öyle seviş.

Biliş

İnsan’ın, insan yaşamında kendi ”eşsiz cehaleti” dışında daha çok korkması gereken, belki de başka hiç bir şey yoktur.

En kötü şeydir bilinçsizlik.

En kötü şeydir tutsaklık.

En kötü şeydir bilmeyiş.

Sen neye, ne kadar anlam yüklersen, ancak o kadardır mana ve ne yükselir, ne, daha aşağı iner korkular. Ne de daha yukarı çıkar cesaret, cehalete sarılarak.

Haddini bilince güzel hayat, hatrına gelince sevmek. İşte o zaman güzel.

Her şey bilmekten yükselir, bilmemekten körelir, yanlış bilmekten körleşir insan. Körler ülkesinin cahil neferleri, tek kök tek besin Sevgi ve tek aydınlık tek aymışlık ta o, bana kalsa tek din de kendisi, bu yüzden, kimse dinlemese de seveceğim, kimse sevmese de bileceğim gerçekleri.

Bitiş

Cinsellik sevginin fastfood’u gibi, ne doyduğunu anlarsın ne gerçekten doyarsın, ama yersin.

Kendin bitene kadar ve bunu bilene kadar, denersin.

Cinsellik, sevginin, daha başlamadan ”Bitmişi” gibi.

Article Categories:
Edebiyata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.