Kayıt Ol
May 15, 2016
1003 Views
0 0

DİYALOG

Written by

“Kes gürültüyü!” dedi genç adam. “Tahammül edemiyorum artık sana. Ne laf anlamaz şeysin. Dinlemeyeceğim seni. Şu dünyada yapmak istediğim en son şey seni dinlemek. İstemiyorum, istemiyorum, sus, sus! Kimsin ki sen karşıma geçmiş olanca ukalalığınla nasihat ediyorsun bana. Pas tutmuş sesinle kulaklarıma nüfuz edebileceğini mi sanıyorsun. Gıcırdayan dişlerinin arasından gelen tıslamalarını da al git başımdan! Uyumak istiyorum. Sonsuza kadar uyumak istiyorum. Dünya yeniden yaratılana ve sen o yeni dünyada var olmayana kadar uyumak istiyorum. Görmek istemiyorum kalleş suratını. Gözlerinin var olması gereken yerde şeytanlar var senin, yılanlar var. Görmek istemiyorum zehirli bakışlarını. Sen solurken, çevremdeki bütün güzellikleri de içine çekiyorsun, kötülük kokuyor nefesin. Uzak dur benden. Ellerin tenime değince kanım çekiliyor. Dokunduğun yerde geçmeyecek izler bırakıyorsun. Hainlik birikmiş tırnak uçlarında, kesmekle olmaz; kökünden sökmen gerek onları. Kan yerine zehir dolaşıyor senin damarlarında. Ne yapsan temizlenmez için, bırak, uğraşma boşa. Söylediğin her söz, kurduğun her cümle, sesinin her bir tınısı senden biraz daha nefret etmeme sebep oluyor, sus! Çekil karşımdan. Kafanda saç yerine taşıdığın o saman yığınından tut da sırtındaki pis kokulu cekete kadar nefret ediyorum senden. Uyumak istiyorum diyorum anla! Git başımdan! Yalnız bırak beni. Sesinden sonsuza kadar kurtulmak için illa çekip vurmam mı gerekiyor seni. İstemiyorum! O zehirli, pis kanın ellerime değerse ne yaparım? Dünyanın tüm sabunlarını getirip dökseler önüme, Tuna’da, Fırat’ta, Dicle’de yıkasam ellerimi, yine geçmez, geçmez o lanet, pas kokulu kanın. Bırak artık peşimi, vazgeç gölge gibi ardım sıra dolanmaktan. Sözlerini bana verme. Doğru değil söylediğin hiçbir şey. Yalanlarınla boğma beni. Çürük çiçek kokusu senden mi geliyor? Of, çekil başımdan diyorum sana, hala dikiliyorsun karşımda. Sana teslim olmayacağım, göreceksin. Asla tuzağına düşüremeyeceksin beni. Ömrüm yettikçe kaçacağım senden. Ölümümü bile yakalayamayacaksın. Tutamayacaksın ruhumun ayaklarından. Karanlık, çürümüş içine hapsedemeyeceksin beni. Öyle uzakta öleceğim ki senden, öyle uzakta vereceğim ki son nefesimi… Çalamayacaksın hayatımı. Yemin olsun… Ant olsun… Kefenimin ucuna bile değemeyeceksin. Öyle uzakta öleceğim ki… O toprağın altında yatanın ben olduğumu asla bilmeyeceksin. Sürükleyemeyeceksin ruhumu karanlıklara peşin sıra. Çekil artık gözümün önünden. Yalvarmıyorum ama çekil artık! Dayanamıyorum!”

Göğe kaldırdı başını genç adam. “Kopkoyu bir sessizlikte uyumak istiyorum Tanrım! Bu duamı kabul etmen çok mu zor! Al şunu başımdan. Onu yarattığın bir evrende beni de yaratmış olman bana çok büyük bir haksızlık değil mi? Ya o olmasaydı ya da ben! Beni işitiyorsun değil mi? Başka bir şeyle meşgul olmadığına eminsin değil mi? Lütfen Tanrım, eğer onun dualarını kabul etmekle meşgulsen, beni kulluğundan çıkar. Yok eğer beni biraz olsun seviyorsan onu çek al hayatımdan. Bu gerçekten tahammül edilemez bir yük. Şu omuzlarıma bak! Verdiğin derdi taşımak kolay mı zannediyorsun? Derdimi almıyorsan beni al artık! Ama ondan uzakta al. Yemin ettim ona, ant verdim. Duydun değil mi? Ondan uzakta ölmek için ne istersen yaparım. Beni sevmen ve derdimi benden alman için ne istersen yaparım. Ben iyi bir insanım, biliyorsun. Sadece onu karşımda gördüğümde öfkeme yenik düşüyorum. Ama bu beni sevmene engel değil. Beni sev Tanrım. Al şunu başımdan ne olur! Duy beni. Beni duyman, sırtımdan o iğrenç sürüngeni indirmen için ne yapmam gerekiyor? Ben seni seviyorum Tanrım. Ama göğsümden inmeyen o iblis bana nefes aldırmıyor. Sürekli peşimde. Sana sevgimi ispat etmeme izin vermiyor. Öfkelendiriyor beni! Ama sen bana kızma. Al onu başımdan ne olur. Yalvarıyorum al. Ölmek, uyumak, uyumak, ölmek, uyanıp yine ölmek yine ölmek istiyorum Tanrım. Beni affet!”

Kırılan bir şeylerin sesini duydu genç adam. Cam mıdır, ayna mıdır, kalp midir, hayal midir? Duyduğu son ses o oldu. Tanrı’nın sesi sandı. Davete icabet etmemesi olmazdı. Öyle gitti ki… Gidiş o gidiş. Tanrı’ya merhaba mı dedi peşindeki garibana hoşça kal mı? Boğazından çözülen son hırıltılı düğümden ne dediği hiç anlaşılmadı.

Avatar

Latest posts by Çiğdem Kübra (see all)

Article Categories:
Hikaye Öykü

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.