Haz 21, 2019
145 Views
1 0

DÜNYA FARKLI BİR GEZEGENİN BÖCEĞİ Mİ? BİZLER, MİKRO ORGANİZMALAR.

Written by

Eylül Başak

HAKKIMDA; Herkese merhaba, yazarı olduğum ikitekbirlik-e.blogspot.com ile ilgili olarak daha önce hiç açıklama yapmadım ve zamanı geldi.
Bu blog, ( yazı serisi ) Kendi, son derece olumsuz şartlarda gelişen yaşam deneyimlerimle, tek başıma verdiğim pozitif dönüşüm savaşımın, mücadelemin, emeğimin ve daha da önemlisi, her koşul ve şartta SEVGİYE DÖNÜK GÜZEL KALBİMLE, en başından kabul ettiğim TANRISALLIĞIMA olan sadakatimin ürünüdür.

Aynı zamanda, başta kendimin daha sonra siz kardeşlerimin şifa kanalıdır. Bazı yazılarımda hatta tamamına yakınında hitap ettiğim kendim olsa da, konuştuğum hepimiziz.

Son olarak, bir yılını doldurmuş bu serinin baş kahramanı yine de SEVGİDİR. Yaradılışa olan güvenim ve de bir oluşuma, var oluşa olan inancımdır. Dostlarım daha güzel bir evren için daha çok sevmeli, daha çok sorumluluk almalı, Dünya’ yı güzelleştirmek için bireysel olarak çalışmalıyız. Bazen savaşmalıyız da ama sevgi uğruna, doğa uğruna, diğer eşsiz güzellikteki türler uğruna. Birbirimizi incitmek için değil.

Bu 1 yıllık süreçte yazılarım, okuyucuya algılayamadığım bir şekilde yayıldı ve bir okuyucu kitlesi oluştu. Aslında az sonra paylaşacağım değerli cümleleri duymasaydım bunun benim için hiç bir önemi yoktu. En büyük mirasım tanıdık veya henüz tanımadık olan dostlarımdan duyduğum şuna benzer cümlelerdi;

İlk yorum tatilde tanıştığım bir kız arkadaşımızdan geldi, okuduğundan bile bi haberdim. Bana, iki yıl önce babaannesinin rahmetli olduğunu, bu zaman içinde kendini toparlayamadığını ve yazılarımdan güç bulup yeniden ayağa kalktığını söyledi. Ardından da yeni yazımı neden henüz yazmadığımı ve ne zaman yazacağımı sordu. Çok şaşırdım, hiç tanıtımını yapmamıştım, nasıl okuduğunu sordum. Basit bir yerden denk gelip yakalamış ve okumaya başlamış.

Yanıtladım; Önce kendisine sabır kaybına rahmet diledim ve yeni yazım birazdan hazır olur dedim, hazırladım. Yine kendime ama öncelikle onun için yazdım. Derken bu ve benzer mesajlar zaman içinde öyle arttı ki.

Şimdi kitaba dönüşecekleri güne ilerliyorlar.

İşte bu benim yaşam amacım. Karanlıkta kaldığım ve ihanete uğradığım, sevilmediğim, defalarca haksızlığa uğradığım, anlaşılmadığım her gün için. AYDINLATACAĞIM, GÜVENECEĞİM, DAHA ÇOK SEVECEĞİM, SADAKAT GÖSTERECEĞİM, ANLAMAYI DENEYECEK VE DE ANLATACAĞIM her birimize tekrar tekrar SEVMEYİ HATIRLATACAĞIM.

Teşekkürler, Eylül Başak Çakmak
Avatar

Latest posts by Eylül Başak (see all)

-Böceklerden korkma! Sen onlar için, korkulacak derecede büyüksün.

Evet, ben onlardan büyüğüm, fakat hiç benden korkuyor gibi görünmüyorlar.

-Biz böcekler için gezegen gibiyiz, Dünya gibi mesela, onun için bizden korkmuyorlar.

Öyleyse..?

Dünya, farklı bir gezegenin böceği mi? Bizler de ‘Mikro Organizmalar..’

Dünya’da, korkacak bir şeylerin olduğunu bilmediğin zaman,

Yani henüz sana hiç birinin ve hiç bir şeyin öğretilmediği zaman,

Ancak ve bir tek, yalnızca ”o, kısa zaman”.

Korkacak bir şeylere, asla sahip olmadığın,

Kendinde ve de Aslın da, Hür,

Bir de Özgür.

Ol’duğun.

Tek, zaman.

Ve sonra başlar hikayen,

Biter çocukluğun.

Çocukken belki de en çok beklediğin zamandır büyümek ve işte oradasın. Fakat beklediğin gibi olmamıştır sanki hiç bir şey ve bir bakarsın, hayal ettiklerinle de hiç ilgisi yoktur.

Evet, yeni bir şeyler olmuştur, farklı hissediyorsundur artık, büyümüş gibi, hatta değişmiş. Şimdi zamanıdır. Senden kararlar vermeni beklerler, fikirler üretmeni, çocukken vermeleri için etrafta koşuşturduğun sorumlulukları sen istemeden verirler artık ve istemediğin kadarını omuzlarına yığmaya başlamışlardır, muhakkaktır, çoktandır.

Ama bir sorun vardır, bin soruya dönecek, çünkü tüm bu olanlar senin dışındadır, içinde ve merkezinde olduğun her an ve her şey en önemlisi, her sen, elinden alınmış ve sana bir çok oyun yazılmıştır. Aslında hiç biri senin masalın, senin oyunun veya senin hikayen, hatta senin aslın ya da özün değildir, yine de senin yalanın olurlar. Hatta senin yaşamın ve yarım kalmış her hikayenle, tamamın.

Veya belki de hiç olmamıştır, kendi yaşamında kendin için bir şeyler seçme şansın ve böylece pek çok oyun kurulur adına, pek çok oyun da bozulur. Yine sana sorulmaz, sonuna hiç varılmaz, sen yine de oynarsın.

Ne kadar zekiysen, parkurlar o denli zorlu, etaplar o denli aşılmaz gelir. Yaratıcısı olduğun oyun, sen olan oyuncular ve sahne başlar. Herkes yerini alır, oyun akar, sen inanırsın, tanrı kanar. Tanrı kendinden, kendini sınar, tanrı kendinden kendini saklar ve tanrı tanrıdan kendini sorar.

Ve Tanrı,

Kendini sonsuzlukta, bir oyunla saklar, bin oyunla bulur,

Ve Tanrı,

Tanrı kendini, kendinden kaybeder, kendinde de bulur.

Birden çok olursun, birden de yok. Bin çoğalırsın böylece bir azalır. Pek çok karaktere dönüşür, değişir, bir kaç yüzden bir kişilik edinir, sonra bakarsın, yalnız kaldığında aynaya, belki bakarsın kendine, yalnızca geçmiş, herhangi bir an da gelecek, gelecek herhangi bir yer de veya bir anı da kalırsın, ya da şimdi, son.

Ötesi, berisi, gerisi derken, geriye son’suz kalırsın,

Kalkarsın

Ve gidersin.

Dönersin,

Ve gelirsin,

Ve tekrar-a başlarsın.

Bir bakarsın,

Yeniden,

Çocuk.

”Çocuk” ismini vermiş kendileri kendilerine, çok zaman öncelermiş. Çocukluk işte, o yıllar, her daim gülerdik, oldukça da güzeldik. Doğum yaşam ve ölüm arasında geçecek sandığım bir dönümden gelmiş, hızlı da geçmiş, onlarca anı, artık hepsi dünümde. Bir kısa dönemdi sanki çocukluk, aynı döngüde. Birden bire yaşanmış, birden son bulmuş.

Sonra birden, bir, çok olmuş, bir çok var olmuşun içinde, bir an olmuş,

Belki de,

Bu son.

Bulmuş.

Article Categories:
Edebiyata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.