Kayıt Ol
Eyl 25, 2014
1151 Views
0 0

Hangimize Gerekli Onur Ödülü…

Written by

Ousmane-Sembene1

Ousmane Sembenê ( Usman Samben )

Sanırım bir çoğunuz bu ismi ilk defa duruyorsunuz?  Afrika’nı onurlu yazarı, şairi, yönetmeni, senaristi, yani sizin anlayacağınız başlı başına bir cumhuriyet .. Afrika sinemasının babası diye bilinir zaten. Usman Samben aslında bir direniş bir onur  göstergesi. Hayatta  belirlediğimiz çizgide bi’ sağ köşemizde bulunması gereken bir abimiz.

Ne çok senarist ne çok yönetmen tanırız değil mi. Bir çok filmini sayabiliriz, hatta bu yönetmenlerin diğerlerinin de tipleri ile tanırız, beğeniriz.. Peki ya Usman Samben?  Şimdi bende size onu tanıtmak istiyorum kısa ve öz .  Bunun için ise bir onur ödülünde yaptığı konuşmadan bahsetmek istiyorum.

Usman Samben uzun bir hastalık döneminden sonra maalsef 2007 yılında , 84 yaşında vefat etti. Rabb’im merhameti ve Rahmeti ile muamele etsin inşallah. Gelelim konuşmaya 1997 senesinde özel bir onur ödülün  yaptığı konuşmada buyrun neler söylüyor hep beraber okuyalım. .

Sayın baylar ve bayanlar. Konuşmama İngiliz dilinde devam etmeyeceğim için hepinizden özür dilerim. Sizin topraklarınızdayım ve sizin sahibi olduğunuz sistem içinde sizin tarafınızdan payelendirliyorum. Ancak asıl konuşmam kendi öz dilimde olacaktır. Merak edenler, konuşmamın İngiliz diline tercümesini koltuklarında bulabilirler.

İngilizler geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı

Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğretti

Gözümüzü açtığımızda ise;

bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı.

İngilizlerin dinini, dilini öğrendik. Uzak dünyadan gelen yeni dil ve din bizi hep çalışmak zorunda kalan itaatkar köleler yaptı. Özgürlük için her karşı geldiğimizde, bizi birbirimizle savaşmak için ikna ettiler ve silah verdiler. İngilizler gelmeden önce topraklarımızda sadece mücadele vardı. İngilizlerin kutsal dini bizim mücadeleciligimizi kullandı; Evlatlarımızı savaşçı yaptı. Hem de sadece kendi kardeşleriyle savaşan dünyayı İngiliz dilinden ve İncil’den ibaret sanan vahşi savaşçılar.

Hastalıklar yaydılar. Ne olduğunu bilmediğimiz içeceklerle bizleri hasta ve zayıf yaptılar. Atalarımızı zincirleyerek büyük şehirlerine köle olarak götürdüler. O büyük binaları, caddeleri, tünelleri ve kiliseleri insan etinin üzerine inşa ettiler. Kendilerini temizlemek için sanatçılarına fikir adamlarına; sadece kendilerini kapsayan insan tariflerini yaptırdılar. Her çeşit yiyeceklerin büyüdüğü topraklarımıza ilaçlar döktüler. Toprağın altındaki yanıcı siyah cehennem kanı için bizleri öldürdüler. Büyük acılar ve  ölümcül işkenceler ördüler. Her gelen gemiden; kıyılarımıza hep ikiye bölünmüş tekneler yanaştı. İlk gelenler zulüm ettiler, arkasından gelen arkadaşları zulmü durdurma vaadiyle bizleri ele geçirdiler. Bugün gelenler de aynı sistemle hala işgale devam etmekteler.

Yeni ilaçları, biyolojik silahları ve hastalıkları deneyen gönüllü doktorları istemiyoruz. Emperyalist sisteminizde geri dönüşüm ekonomisi ile aslında sömürü olan yiyecek yardımlarınızı kabul etmiyoruz. Birbirimiz anlamamızı zorlaştıran, şarkılarımızı ve masallarımızı unutturan fakir dilinizi reddediyoruz.  Çağdaş dünya daveti içindeki, bizi zorla şekillendiren yüzeysel sanat kuramlarınıza karşı çıkıyoruz.

Özgürlüğümüzü ilan ediyor ve Afrikalı insanlar olarak doğduk, Afrikalı ölmek için bütün Avrupayı topraklarımızdan kovuyoruz. Birbirimiz öldürelim diye bize öğrettiğiniz ırkçılığı, felsefe adına önümüze sürdüğünüz batının sığ kafalı laflarını, hukuk adına yaptığınız bütün şövenistliklerinizi ve sanat diye dayattığınız bütün estetik öğretilerinizi, Afrika topraklarından silene kadar Afrika sizinle savaşacaktır.  Siz kabul etmeseniz de bir Afrikalı en az dünyanın herhangi bir yerindeki bir batılı kadar onurludur.

İnsan onurlu doğar. Hiç bir insanın kralların, kraliçelerin vereceği onura ihtiyacı yoktur.

1997 / Usman Samben

Evet burada  ne demek istediğini, neye hizmet edip, ne düşündüğünü az çok anlamışsınızdır. Evet biliyorum siz de benim gibi hissettmiş olmalısınız, o salondan bir hışımla kalkıp ayakta alkışlamak istemiş olmalısınız.   Gidip elini öpüp hakkını helal et demek istemiş olmalısınız. Kendi kabuğunu yırtıp , her yolda cihad hakikatini unutmayan, güçlüye, zalime kafa tutup, yardıma muhtaç olan halkının yanında duran onurlu adam.

Rabbim bizi sizin verdiğiniz mücadele kadar onurlu kılsın..

Ez cümle bu yazım herkese parantez içinde en çok da hedonist kitlesine gelsin.

Ben elbette eksik, noksan anlatmış olabilirim, fakat sizin muhakak doğruyu bulup anlayacağınız dan eminim.

Selam olsun.
Selam olsun…

Görevini büyük şeyler değil, gerekeni yapması gerektiğini bilenlere..

Selam ve dua ile..

Hı bu arada o kadar bahsi geçer de ders çıkarırız da eli boş boş dönülmez,  Samben’e bir dua istemek isterim… Şimdiden Rabb’im kabul etsin.

 

Şüheda Nur Fidanol
#Şuşudan fısıltılar

Suheda Fidanol

blog'unda siyasi yazar
İran göçmeni
blogger editör // tasarım&Stling
Avatar

Latest posts by Suheda Fidanol (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.