Kayıt Ol
Ara 21, 2014
1513 Views
0 0

Hiçlik Anı: Bölüm I Çakma Zippo Çakmak

Written by

Öylesine hiçliğin ortasında hayattan kopmuştu ki; sadece ama sadece duvara odaklanmıştı, hiç bir şey umurunda değildi. Dünyayla irtibatını kesmişti tam anlamıyla. Dokunsanız donacak gibiydi. Kulağında müzik listesinde çalan tek bir şarkının melodileri, konuşma planı yaparken ağzında gevelediği tumblr_n7955dVqgN1r20af2o1_500kelimeleri, gözlerindeyse düşlediği. Küçüklüğüne gitmişti belki de. Duvarın sıvasını hayal gücüyle harmanlayıp, şekiller çıkardığı o günlere. Dokunsanız donacak gibi. Benliğini bulmaya çalışırken hayal gücüyle oluşturduğu sıvadan adamla konuşurken kendini öyle bir kaptırmıştı ki sol elinin şahadet ve orta parmağı arasında acı çekerek yanan sigarayı dahi unutmuştu. Parmağının yanmasıyla beraber sigarayı bırakıverdi, terk-i diyar eden bir ruhun 10. kattan aşağıya kendini bıraktığında ki gibi. Gevelemeyi bırakıp duvar karşı hararetli bir sohbete tutuştu.

”Sönüp giden hiç bir şey yıldız değildir, ne ben buradayım ne de sen. Aslında yokluk big bang denilen zırvanın uydurulduğundan bu yana geri gidiyor. Gerilemeye devam ediyor. Öyle bir cümle düşle ki, kelimelerini sadece söyleyenle dinleyenin anlayabildiği. Öyle bir insan düşle ki sana her şeyin yalandan ibaret olduğunu kendini parçalarcasına anlatırken can evinden vurulan. Kendini anlayamazken varoluşunu anlayabilen insanlara hayranım.” dedi, ardından duvarda hayal ettiği bulutların üzerinde tutturdu bir hikaye;

”Bir yol vardı; öylesine uzun öylesine ucu bucağı görünmeyen, başkoyduğum ve dönmeyi asla düşlemediğim bir yol. Ne zaman günebakanlar güneşe sırtını dönerse işte o vakit dönmeyi düşleyebileceğim bir yol. Ne de güzel çiçektir o. Sevdasından dört döner, güneşi kayboldu mu boynunu büker. Geceleri ay ve yıldızlarla yanlız kalmasına rağmen vazgeçemez ondan, ufuktan göz kırptığı an açıverir yeniden. Ta ki aşkından kuruyup, ölene dek. Ne de güzel aşktır o.” dedi ve üzerinde bilmediği, anlam veremediği yazılar olan kaçak marlborosundan bir tane daha yaktı lise arkadaşının hediyesi çakma zippo çakmak ile. Bir nefes alıp geri vermeden devam etti;

”Hayatımız da, iki elimde tuttuğum bu sigara ve çakmak kadar sahte. Her şey güllük gülistanlıkken bu sahtelik olgusu sanırım anlaşılamıyor. Gözlerimiz at gözlükleriyle bağlanıyor tam anlamıyla. Ta ki aşkından gözüne yumruk yeyip, gözlüklerin düşene dek. Ne bedbaht bir aşktır o. Bu yaşadıklarımızın bizi tatmin etmeme durumu aslında. Gabriel Garcia amcanın ‘Kimse aldatmasın kendini sakın, sanmasın ki daha uzun sürecek beklediği hayat daha önce gördüklerinden.’ derken işte tam olarak bundan bahse..” cümlesini dahi bitiremeden yaşama sevincini yitirmemiş bir çift kuşun sesine sahip kapı zili çalıverdi.

 

 

Diğer naçizane yazılarıma göz atmak isterseniz Blog’um da sizi misafir etmek isterim, buyrun buradan;

http://edepsizedebiyatlar.blogspot.com.tr/

BaturayGul

Edepsiz Edebiyatçı

Latest posts by BaturayGul (see all)

Article Tags:
· · ·
Article Categories:
Felsefe

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.