Kayıt Ol
Nis 1, 2016
1145 Views
0 0

İÇ SEs

Written by

tumblr_n51mdrhLvQ1smo9ezo4_400

İÇ SES

Alt ve üst dudaklarım birbirine tutkalla yapışmıştı sanki. ‘B’ harfinin sesini çıkarana kadar telefon çoktan kapanmıştı. ‘Ben’ demek bu kadar zor değil öyle değil mi? Benim için zor. Çünkü ben kekemeyim. Yaşım yirmi altı. Annem ve babamdan kalan bu evde kedimle beraber yaşıyorum. Moda tasarımı mezunuyum. Salonumun her yanı plastik mankenlerle dolu. Yaptığım tasarımları önce onlara giydiriyorum. Henüz keşfedilmedim. Ama bu hiç keşfedilmeyeceğim anlamına gelmiyor. Bir sergi tasarlamak istiyorum evimin bahçesinde. Onun için internetin sosyal ortamlarında kendi çapımda reklam yapmaya çalışıyorum. Tanıdık tanımadık herkese davet yolluyorum. Bazı insanlar tasarımlarımı satın almak istiyor. Bende onların beden ölçülerini öğrenip dikiyorum. Elime geçen bu paralarla idare ediyorum. Facebookta beş ay önce tanıştığım Elis’le gün içerisinde mesaj bekliyorum. Birbirimize telefon numaralarımızı vermeden Facebookta sadece fotoğraflardan gördüğünüz bi’ kızla konuşmak… Bağlanmak, alışmak bunlar insanı herhangi bir anda hayatını altüst edebilir. Kızlarla en iyi sosyal ortamlarda iletişim kursam da utangaç biriydim. Zaten kimse kekeme olduğumu bilmez. Elis bile. Aslında bir kaç kere telefonumu istedi. Sesimi merak ettiğini söyledi. Bende sadece yazarak konuşmamızın bize ait bir ilişki olmasının daha hoş olacağını yazdım. Keşke birileri iç sesimi duyabilse…

Öğlen saatleri, rüzgâr tatlı tatlı esiyor. Sokak beni çağırıyor. Adımlarımı takip ediyorum. iç ses, Meraba kuşlar! Hava harika öyle değil mi? Bugün Elist’en hiç mesaj gelmedi. Ben mi atmalıyım? Onu sıkıp kaçırmak istemiyorum. Karşıdan gelen bir genç bana yol soruyor. El işaretleri ile ona anlatmaya çalışsam da ‘Aa Afadersiniz’ deyip gidiyor. iç ses, 3007.cadde Kitap kafenin karşısındaki dükkan. Kitap kafeye gidiyorum. Bahçesinde bir sigara yakıp iki çay söylüyorum. Neyse ki ÇAY ve İKİ işaret dilinin dışında da kullanılıyor. Garson çocuk: ‘iki çay 6. masaya’ deyişini duyunca sigarayı bir kez daha dudaklarıma götürüyorum. Dudaklarım B harfini çok iyi tanımasa da sigarayı çok iyi tanıyor. Dikiş yaparken sigarayı yakmadan dudaklarımın arasında oluşunu seviyordum. Bip biip! Facebooktan mesaj var. Elis olmalı. Telefonumdan mesajı okurken garson iki çayı getiriyor. 2. çayı masanın karşına koyuyor. Onu da diğer bardağın yanına getirip her birine birer tane şeker atıp karıştırıyorum. Fotoğrafını çekip Elis’e yolluyorum ve ‘biri senin diğeri de benim için :)’ yazıyorum. Hoşuna gidiyor.

Elis çevrimiçi

Elis: “Seni özledim ve bu beş aydır böyle devam ediyor. Bu durumdan çok mutluyum.”

O’na bu kadar bağlanmak korkutucuydu. Ben İzmir de o ise Malatya’daydı. O görüşme fikrini ortaya atmadıkça ben hiç bir zaman yanaşmamıştım. İhtimaller beni ürkütüyordu.

Ben: “Ben de seni özledim. Dün hiç konuşamadık seni merak ettim.”

Elis: “Tezimle uğraşıyordum:( ” Elis çevre mühendisiydi ve üniversitede kalmaya karar vermişti. Yüksek lisans teziyle başı dertteydi. Neredeyse her gün tez ile uğraşıyordu. Teslim süresine az kalmıştı.

Ben: “Dün gece çok güzel bir parça diktim senin en sevdiğin mavi renginde. Tam bahar havasına uygun bir elbise oldu. Görmeni çok istiyorum. Eve geçince fotoğrafını atıcam sana.” harfleri kısaltmadan yazmamaya özen gösteriyordum. Çünkü kısaltılmış kelimelerin sakat bir çocuğu anımsattığını söylemişti Elis. O’nun böyle ilginç düşünceleri olmasına bayılıyordum.

Elis: “Sabırsızlanıyorum. Şimdi gitmem gerek tez hocam ile görüşeceğim. Akşam yazarım. 🙂 ”

Elis çevrimdışı

İki çayı da aynı anda içtim. Bir kendi çayımı yudumladım. Bir de Elis’inkini. Onunla konuşurken ki surat ifademi de yanıma alıp eve geçtim.

“Bbben ggeeldiimm.” kedim Momo ayaklarıma dolanıyordu. Onu kucağıma alıp sırtını okşadım. Salona geçip odun sesini plağı çaldım. En çok sevdiğim tek kişilik koltuğuma oturup sırtımı güzelce yasladım. Kucağımda kedim aklımda Elis. “Oonn..a çok alllış.ttt..ım Mmomo” iç ses, bu T harfi fazla sıkıntı çıkarıyor B’nin yanına hapsedeceğim onu da. Elis içinde bir şeyler dikmek istiyorum ama o inatla bana bedenini söylemiyor Momo. Resimlerinde 34 beden gibi görünüyor ama göğüs .. bedeni de bilmem gerekiyor. Acaba yinede kendi kafamdan diksem mi ya diktiğim elbise ona büyük olursa? Şişko göründüğünü düşünecek! Kıyafet dar olsa yine sınıktı olacak. Göze alamıyorum Momo. Kucağımdan inen Momo mama tabağının yanına gidiyor. Ona mamasını verip çizim yapmaya çekiliyorum.

Gece 02.56

Yatakta tavana bakar vaziyette uyumaya çalışıyorum boylu boyunca. Elis’ten mesaj gelmemişti. Çizim ve insanlara davet göndermekten başka bir şey yapmamıştım. Bip biip! Yataktan fırlıyorum. Telaştan telefonu değil de laptopu açıyorum.

Elis çevrimiçi

Elis: “Eve şimdi gelebildim. Arkadaşım bir türlü bırakmadı beni. L”

Ben: “Önemli değil.” diyorum.

Nasıl önemli olmaz! Bütün gün onu düşünüyorum. Sadece O’nunla konuşuyorum. Biraz canım yanıyor ve bunu hissetmek beni korkutuyor.

Elis: “Sen neden uyumadın?”

Ben: “Çizim yapmakla meşguldüm.” İçses, ne yalan ama “Hala beden ölçülerini vermemekte direniyor musun? 🙂 “

Elis: “Sadece hediye almaya alışık değilim. Sana kendimi borçlu hissedeceğim.”

Ben bir şey yazmadım. Çünkü Elis yazıp yazıp siliyordu. Sonunda yazmaya karar verdi:

Elis: “Pekala. Sen kazandın. Beden ölçülerimi yarın yazacağım sana.”

Ben: “:) 🙂 “

Elis: “Benim uyumam gerekiyor şimdi. İyi geceler.”

Ben : “iyi geceler.”

Öğlen 12:00

Elis’e dikeceğim kıyafet üzerinde çalışıyordum. Momo masamın üzerine çıkıp duruyordu. Kedi de sıkılmıştı. “Dddış..arrrı ççııkk.aalımm mııı?” Momo’yu kucama alıp dolaşmaya çıktık. Güneş cesurca gökyüzünden bedenime geçiyordu. Kulağımda çalan müzikle bu gezegenden bi’ anlığına da olsa soyutlanıyordum. Yoldan geçen insanlar benim kirli sakallı yüzüme değilde Momo’ya bakıyordu. İç ses, şanslısın Momo. Dırımm dırım I’ll shout it out like a bird set free,  I’ll shout it out like a bird set free. Sia’nın sesi, duyduğum seslerden en iyisiydi. Bip biip! Arka cebimden cep telefonumu çıkardım. İç ses, lütfen Elis olsun lütfen. Yüzümde kocaman bir gülümseme ile durduğum kaldırımda tek elimle cevap yazmaya çalışıyordum. Tezinin sunumun yapmış ve iyi geçmişti. Artık bana daha çok vakit ayırabilirdi. Gülümsememe engel olamıyordum. Momo sıcaktan uyuya kalmıştı. Eve geçtik. Laptopu açtım.

Elis: “Tezin bitişini kutlamak için İzmir’e geliyorum yarın. İstersen görüşebiliriz. Çok heyecanlıyım.” Sert bir şekilde laptopun ekranını indirdim. İç ses, her şey buraya kadarmış. Bunun olacağını biliyordun zaten. Neden sinirleniyorsun ki. Sakin ol ve evde misafirlerin olduğunu söyle. Hayır bu çok aptalca.

Elis’in Geleceği Gün

Sergiye bir hafta kalmıştı. Elis’e dikmem gereken kıyafet dışında tüm elbiseler hazırdı. Artık bahçe ve sergi düzeniyle uğraşacaktım. Sergide bana tercümanlık yapmak için el işaretlerini bilen biriyle anlaşmıştım. Dilsizim gibi davranacaktım (her zaman yaptığım gibi). Bip biip! İç ses, kalbim böyle atma offf!

Elis: “Sanırım buluşmak istemiyorsun 🙁 “

Ben: ”Mesajına cevap yazamadım çizim yapmaktan. Pijama Kafe’nin önünde akşam yedide buluşalım. Eğer sen de uygunsan?”

Elis: “Bu harika! Görüşmek için sabırsızlanıyorum.” dedi ve yeniden çevrimdışı oldu. Ben hemen duşa girdim. Kıyafet seçtim. Hafif kumral saçlarımın fazlalığını sağa doğru attım. Kumral tenime hafif bir parfümle şımarttım. Evden çıktığımda saat dört buçuktu. Önce çiçekçiden bir buket papatya aldım. Biraz düşününce papatyayı çöpe attım. Kitap almaya karar verdim. Güzelce hediye paketi yaptırdım. Otobüse bindim. Taktığım kravatı da çıkardım. Sadece gömleğim yeterdi. Çok heyecanlıydım. Otobüsten inip biraz yürüdüm. Onu fark etmem uzun sürmedi. Kafenin önünde durmuş beni bekliyordu. Mavi bir elbise giymiş ve sağına soluna bakınıyordu. Bense 30 metre karşısında öylece onu dikizliyordum. Elis karşısına bakınca beni fark etti. Birkaç saniye bana baktıktan sonra gülümsedi. Bende gülümsedim. O kadar güzel görünüyordu ki ona doğru gitmeyi unutmuştum. Yanıma gelip yine gülümseyerek; ‘Selam’ dedi. İç ses, gözleri kahverengi. Ben de el işareti ile selam verip nasıl olduğunu yine el işareti ile soruyordum. Gözleri, ellerimi takip ediyordu. Ve o da el işareti ile iyi olduğunu söyledi ve bana kocaman sarıldı. O an iç sesim kuytu köşelere saklanmıştı.

 

Elif Akbey

"Hayatın kusmuklarıyız biz. Ölünce temizlenen."

8 yaşından beri yazmaya aşık - Kitap kurdu - Kafası Karışık Çevre Mühendisi -
Elif Akbey

Latest posts by Elif Akbey (see all)

Article Categories:
Edebiyata Dair · Hayata Dair · Hikaye Öykü · Kurgu

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.