Kayıt Ol
Eki 6, 2014
1045 Views
0 4

İnsan;

Written by

IMG_1356

Önce ümit beslemelisin, önce ümit beslemeyi öğrenmelisin. Hedefli ve hedefsiz eylemlerin orantılı olmalı. Ne ruhunu öldürmelisin bunlardan biri uğruna, ne de sürekli orta noktada kalmalısın. Boş yaşamalısın, dolu yaşayabildiğin ölçüde. Düşünmelisin, aptallığını yok etmeyecek kadar. Böylece hep orta yoldan yürümelisin. Ümit beslemelisin kendin için, evren için, ruhun için, sonsuzluğun adına ümit beslemelisin. Ama aksinden korktuğun için ümit beslemelisin. Bunun korkularınla yüzleşememek ya da kötü durumlara hazırlıklı olamamakla ilgisi yok. Son söylediklerim olgunlukla ilgili, zamanla, deneyimle gelecek şeyler. Mücadele gerektiren şeyler. Ümit beslemekse, yaşamını bitirdiğinde her şeyin iyi olacağına dair inancınla ilgili, hayatın kendisine, o bütüne karşı duruşun olmalı. Hayale kapılmak da değil, bazen hayale, beklentiye kapılır, bazen yeise* kapılırsın ama ‘sonuç’ta başarılı olmalısın.

Ama ruhunu karanlıkta bırakmak istersen, aklını kör kuyulardan çıkarıp ruhunu tutsak etmek istersen, takıl bir düşünceye, bir boşluğa takıl, hayat ‘’senin adın ne’’ desin, sen ‘’ama benim adımı dedem koymuş’’ de. Ya da iki büyük bilgiye ulaş, sahip ol ama birleştireme. Ayrı ayrı kullan. Üst üste çakışan iki hayat felsefesini, biri başka bir şeymiş gibi, ya da iki farklı düşünceyi aynı şeymiş gibi göstermeye çalış. Hırsızlık yap, ama ‘’yaparken suç olduğunu bilmiyordum’’ ki de.

Hayat biliyor, neyi nereye oturtacağını, neyi yaparsan sonuçlarının iyi, neyi yaparsan sonuçlarının kötü olduğunu gösteriyor. İstersen dene, nasıl olsa deneyerek anlayan tam anlar. Ama anlamamaktaki ısrarcılar, düşünce tembelleri, şüpheye tutkunlar, acabanın nerede durması gerektiğine karar veremeyenler zaten ruhunu kör kuyulardan ne yazık ki çıkaramayacaklar.

‘Sonuç’a dair ümidi olanlar, neyin öncelikli olduğunu öğrenmek/bilmekle beraber, onu eyleme dönüştürürler. Ve ancak bu şekilde ruhları huzur, kalpleri sükunet, akılları şüpheye karşı metanet bulur. Her daim şüpheyle, ötesine merakla, daha fazlasını yaşamakla meşgul olana zaten bu gibi laflar da yol haritası çizemez. Gerçekten istemeyeni hayat savurur, amacından saptırır. Gerçekten istemekse, yatıp kalkıp dilinde olması, yatıp kalkıp aklında olması, elinde olmadan sözlerine yansımasıyla anlaşılır. Sözleriyle davranışları uyuşmayan, bahanesini de kendini karmaşık, gizemli ve olağanüstü, hem melankolik hem eğlenceli, hayat sarrafı göstererek açıklayan insan, oldukça çok şey başarmış demektir. Ola ki çıkış gözükürse, hep birlikte…

*Yeis:

Akşamüstleri geliyor
Tam insanlar işten çıkarken
Salkım salkım tramvaylardan
Bir güzel çocuk yüzüyle gülümsüyor
Namussuz, akşamüstleri geliyor
Neremden yakalıyor, bilmiyorum
Ben tam sevmeye hazırlanırken
On altı yaşındaki sevgilimi
Elini elimle tutmak
Yirmi dört saatte bir
Sıcak bir laf dinlemek isterken
Rezil… Tam o saatlerde geliyor

Rümeysa Sarıarslan
Takip et!

Rümeysa Sarıarslan

Merhaba,Hayatımızın çoğunu bir sis perdesi ardından yaşıyoruz. Kişisel aydınlanmamızı yaşayacak kadar şanslı ve gelişime açık biriysek, hayatın daha gerçek bir versiyonunu keşfediyoruz. İşte bu gerçeklik daha ne kadar öteye ulaşabilir! Bunu merak ediyorum. Bu merakı birlikte paylaşalım, keşfedelim ve en güzelini, en iyiyi deneyimleyelim! Sevgiler.
Rümeysa Sarıarslan
Takip et!

Latest posts by Rümeysa Sarıarslan (see all)

Article Tags:
· · · · · · ·
Article Categories:
Deneme · Hayata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.