Kayıt Ol
Haz 21, 2019
85 Views
1 0

Kozmik Kutsal Ateşin Yıldızı/ Tanrı’nın Kızı ve de AŞK.

Written by

Eylül Başak

HAKKIMDA; Herkese merhaba, yazarı olduğum ikitekbirlik-e.blogspot.com ile ilgili olarak daha önce hiç açıklama yapmadım ve zamanı geldi.
Bu blog, ( yazı serisi ) Kendi, son derece olumsuz şartlarda gelişen yaşam deneyimlerimle, tek başıma verdiğim pozitif dönüşüm savaşımın, mücadelemin, emeğimin ve daha da önemlisi, her koşul ve şartta SEVGİYE DÖNÜK GÜZEL KALBİMLE, en başından kabul ettiğim TANRISALLIĞIMA olan sadakatimin ürünüdür.

Aynı zamanda, başta kendimin daha sonra siz kardeşlerimin şifa kanalıdır. Bazı yazılarımda hatta tamamına yakınında hitap ettiğim kendim olsa da, konuştuğum hepimiziz.

Son olarak, bir yılını doldurmuş bu serinin baş kahramanı yine de SEVGİDİR. Yaradılışa olan güvenim ve de bir oluşuma, var oluşa olan inancımdır. Dostlarım daha güzel bir evren için daha çok sevmeli, daha çok sorumluluk almalı, Dünya’ yı güzelleştirmek için bireysel olarak çalışmalıyız. Bazen savaşmalıyız da ama sevgi uğruna, doğa uğruna, diğer eşsiz güzellikteki türler uğruna. Birbirimizi incitmek için değil.

Bu 1 yıllık süreçte yazılarım, okuyucuya algılayamadığım bir şekilde yayıldı ve bir okuyucu kitlesi oluştu. Aslında az sonra paylaşacağım değerli cümleleri duymasaydım bunun benim için hiç bir önemi yoktu. En büyük mirasım tanıdık veya henüz tanımadık olan dostlarımdan duyduğum şuna benzer cümlelerdi;

İlk yorum tatilde tanıştığım bir kız arkadaşımızdan geldi, okuduğundan bile bi haberdim. Bana, iki yıl önce babaannesinin rahmetli olduğunu, bu zaman içinde kendini toparlayamadığını ve yazılarımdan güç bulup yeniden ayağa kalktığını söyledi. Ardından da yeni yazımı neden henüz yazmadığımı ve ne zaman yazacağımı sordu. Çok şaşırdım, hiç tanıtımını yapmamıştım, nasıl okuduğunu sordum. Basit bir yerden denk gelip yakalamış ve okumaya başlamış.

Yanıtladım; Önce kendisine sabır kaybına rahmet diledim ve yeni yazım birazdan hazır olur dedim, hazırladım. Yine kendime ama öncelikle onun için yazdım. Derken bu ve benzer mesajlar zaman içinde öyle arttı ki.

Şimdi kitaba dönüşecekleri güne ilerliyorlar.

İşte bu benim yaşam amacım. Karanlıkta kaldığım ve ihanete uğradığım, sevilmediğim, defalarca haksızlığa uğradığım, anlaşılmadığım her gün için. AYDINLATACAĞIM, GÜVENECEĞİM, DAHA ÇOK SEVECEĞİM, SADAKAT GÖSTERECEĞİM, ANLAMAYI DENEYECEK VE DE ANLATACAĞIM her birimize tekrar tekrar SEVMEYİ HATIRLATACAĞIM.

Teşekkürler, Eylül Başak Çakmak
Avatar

Latest posts by Eylül Başak (see all)

Sevdiğim şeylerden geriye, sevdiğim şeyler kaldığında, elimde pek çok güzel şey kalıyor, sevmediğimi sandığım şeylerden geriye, yine pek çok ışık.

Ve böylece damlıyor şimdiye hemen, su.

Hoş geldin sevgilim.

Su, kendi kendine yanan küçük kozmik bir Yıldız’ın tek aşkı olmasa gerek.

Yine de en büyük aşkı, tek gerçek aşkıydı, şüphesiz.

Ateş ve Su.

Gece ve Gündüz.

Karanlık ve Aydınlık.

Güneş ve Ay.

Madde ve Mana.

Hep ve Hiç.

Ölümsüzlük ve de Ölüm..

Zaman, zaman ötesi zamansızken, yağan her yağmur damlasını sen sanıp ateşime ithaf ediyorum günleri, ”Güneşe eş sevgilim”, karanlığın içinden gelişlerinle, beni hapis edişlerinle, sevdim seni. Aydım, ayıldım, parladım seninle ve neredeyse her gün küllerimden doğuyorum ateşe, ateşle köze, közden küle, dönüşüyorum, düşlüyorum.

Her ölümümde hiç, hiçlerimle hep, olup, seninle yeniden doğmak için, yeniden ve tekrar doğmak için, ölmek işim. Ölümle bölünmek bir bölümde sen olmak için, içim sensin diye, yaşamaya devam ediyorum.

Yaşam bana artık, artıkla varlık arasındaki çizgilerin üzerinde parmak uçlarımda yürüyebildiğim bir yol, iz bırakmadan ölümlümlülere, ölümlerle, yürüyorum.

Hiç bir yere basmadan, hiç bir kimse olmadan, seni yoktan var edip, vardan yoka sormadan, yalnız ve seninle yürüyorum. Şimdi varsan boşluktan sonsuza uzanmaya, uzattığım elimden tut, elim dem, elim kederdi geçmişten, artık duyuyorum, varlığını yokluğumdan seziyorum, buradasın, sevgilim.

Ayaklarım yere basmıyor lakin, uçuyorum da diyemem, uçmuyorum, hiç diyemem.

Dünya benimse eğer, bizim. Ben nihayet seninle biz olduysam eğer, yürüdüysem karanlığın içinden kor ateşler üzerine bastıysam, oradan aşkıma vardıysam ve Cennet’te beni alıkoyduğun gecelerden mutluysam, neden bazı bazı ayrılıklar ve neden bunca imkandan doğan imkansızlıklar, peki bu hüznüm neden?

Sen, sen her nerdeysen, her şeysen, ”herkes-sen”, aşktan eriyişlerim neden?

Neden küsüyorum aşka, bir esinti oluşuna gülüyorum sonra, göklerden yağışlarına çocuklaşıyorum sevgilim? Eskiden yaşamıyorum bu defa, aşktan eskimiyorum da ama, yine de bazen, kendi kendime, aşktan, ölüyorum.

Sürekli, yakarışlarımdan geçip, geliyorum kendime, bakıyorum her ayrılık, hep ayrılık zaman, zaman ilizyon.

Zaman, durup başlıyor, ve böylece bir, an da bir, ses olduk biz, sen ve de ben.

Benim iki parmağımın arasından çıkan ses olduk, şimdi de aşk, müzik olduk biz seninle, bizi bize bağlayan melodi olduk. Sessizlikte sonsuz boşluktan yankılanan, aşkın ta kendisi olduk. Şarkı olduk biz seninle, notalar ve küçük bir nokta, olduk.

Ve ben, biz olmak için, şimdi şıklattığım parmaklarımla gelecekten döndüğüm, geçmişten kör düğüm, özgürlüğümle vardığım her şimdi de sana.

Kendi parmak uçlarımda ölüyorum.

Kendi sınırlarımda, Aşk’tan.

Sana dokunmak için kendimi, kendi saçlarımla oynayarak uyutmaya başladım, seni anladıkça kendimi bilmeye, kendimi bildikçe, sende seninle kaybolmaya, yok olmaya başladım, boşlukta ve böylece başladım belki de, ilk defa yaşamaya.

Ah nasıl aşk, nasıl da aşk bunun adı.

Böylesi hiç olmadı, hep olacak ama.

Öyleyse bu yağmurlar, fırtınalar, yerler gökler boşuna değil, sevgilim.

Bir, tek.

Aşk için, yalnızca yalnız, bir aşk için.

Aşk Üzerine, aşk üzerime.

Kozmik Kutsal Ateşin Yıldız’ı.

Sen, ben.

Ve bir de AŞK.

Article Categories:
Edebiyata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.