Kayıt Ol
Haz 21, 2019
242 Views
1 0

MUTLU ZAMANLAR- Kolektif Bilinç

Written by

Eylül Başak

HAKKIMDA; Herkese merhaba, yazarı olduğum ikitekbirlik-e.blogspot.com ile ilgili olarak daha önce hiç açıklama yapmadım ve zamanı geldi.
Bu blog, ( yazı serisi ) Kendi, son derece olumsuz şartlarda gelişen yaşam deneyimlerimle, tek başıma verdiğim pozitif dönüşüm savaşımın, mücadelemin, emeğimin ve daha da önemlisi, her koşul ve şartta SEVGİYE DÖNÜK GÜZEL KALBİMLE, en başından kabul ettiğim TANRISALLIĞIMA olan sadakatimin ürünüdür.

Aynı zamanda, başta kendimin daha sonra siz kardeşlerimin şifa kanalıdır. Bazı yazılarımda hatta tamamına yakınında hitap ettiğim kendim olsa da, konuştuğum hepimiziz.

Son olarak, bir yılını doldurmuş bu serinin baş kahramanı yine de SEVGİDİR. Yaradılışa olan güvenim ve de bir oluşuma, var oluşa olan inancımdır. Dostlarım daha güzel bir evren için daha çok sevmeli, daha çok sorumluluk almalı, Dünya’ yı güzelleştirmek için bireysel olarak çalışmalıyız. Bazen savaşmalıyız da ama sevgi uğruna, doğa uğruna, diğer eşsiz güzellikteki türler uğruna. Birbirimizi incitmek için değil.

Bu 1 yıllık süreçte yazılarım, okuyucuya algılayamadığım bir şekilde yayıldı ve bir okuyucu kitlesi oluştu. Aslında az sonra paylaşacağım değerli cümleleri duymasaydım bunun benim için hiç bir önemi yoktu. En büyük mirasım tanıdık veya henüz tanımadık olan dostlarımdan duyduğum şuna benzer cümlelerdi;

İlk yorum tatilde tanıştığım bir kız arkadaşımızdan geldi, okuduğundan bile bi haberdim. Bana, iki yıl önce babaannesinin rahmetli olduğunu, bu zaman içinde kendini toparlayamadığını ve yazılarımdan güç bulup yeniden ayağa kalktığını söyledi. Ardından da yeni yazımı neden henüz yazmadığımı ve ne zaman yazacağımı sordu. Çok şaşırdım, hiç tanıtımını yapmamıştım, nasıl okuduğunu sordum. Basit bir yerden denk gelip yakalamış ve okumaya başlamış.

Yanıtladım; Önce kendisine sabır kaybına rahmet diledim ve yeni yazım birazdan hazır olur dedim, hazırladım. Yine kendime ama öncelikle onun için yazdım. Derken bu ve benzer mesajlar zaman içinde öyle arttı ki.

Şimdi kitaba dönüşecekleri güne ilerliyorlar.

İşte bu benim yaşam amacım. Karanlıkta kaldığım ve ihanete uğradığım, sevilmediğim, defalarca haksızlığa uğradığım, anlaşılmadığım her gün için. AYDINLATACAĞIM, GÜVENECEĞİM, DAHA ÇOK SEVECEĞİM, SADAKAT GÖSTERECEĞİM, ANLAMAYI DENEYECEK VE DE ANLATACAĞIM her birimize tekrar tekrar SEVMEYİ HATIRLATACAĞIM.

Teşekkürler, Eylül Başak Çakmak
Avatar

Latest posts by Eylül Başak (see all)

Ve İnsan’ın artık, yok etmek değil, var etmek, yıkmak değil, yapmak, nefret değil, sevmek üzerine çalışması gerekiyordu.

İnsanın kendini keşfe çıkması, önce bireysel olarak değişmesi, gelişmesi, hatta belki bir asi olması, sistemin ötesine geçip, üstüne de çok düşünmesi gerekiyordu.

Sistemin, aynı döngüde dönen çarkından kurtulması, labirentinden çıkamayışını red etmesi, en azından bunu denemesi, kendi sınırlarını zorlaması gerekiyordu.

Boyun eğmeden, ama kolayca kavga da etmeden YAŞA.

Fikir, felsefe, çalışma prensibi, üretici ve yaratıcı gücünü kullanma kabiliyetini geliştir, kendini ve her şeyi anlamaya çalış, çözümler üret ve kendini, bir de kendin gibi çoktan kaybolmuş ”sevimsiz” kardeşlerini sev, zor olsa da sev, diğer herkesi kendin gibi, daha çok sev.

SORGULA.

”ÖZ FARKINDALIK ve de BİLİNÇLİ SEVGİ yaşam düğümlerini ve evresel kilitleri açabilecek tek seçenek değildi elbet, lakin en güçlüsü, en çok kilidi bir an da açanıydı.”

UNUTMA!

Modern çağın mutsuz köleleri.

İsimleriniz çalışan olarak değiştirildi ve tüm köleler, şimdi köleliklerinizin manasız uykularından uyanmanız gerekiyor.

İnsan-Tanrı ile olan birliğini kabullenmeli. Bilinçli ve dürüst, cesur, mert ve yardımcı yaşamayı benimsemeli. Yakıcı-yıkıcı halleri terk edip birlik olmayı seçmeli. Hayvanlardan, doğadan ve yaratılmış her zerreden bağımlı, sorumlu ve de saygılı bir de her şeyin sevgilisi olarak ilerlemeli.

İlerlesin!

İLERLE..

İnsan Kibrini terk etmeli ve insan, insan olmalı.

Henüz nereden geldiğini çözememiş ve ölümle birlikte nereye teşrif edeceğini bilmeyen bir canlı için diğer canlılara ve doğaya hatta gezegene uzaya ve diğer gezegenlere sahip olduğuna inanmış olmak, sahip olabileceğini sanmak, oldukça budalaca değil miydi?

Evet öyleydi.

Elbette öyleydi.

Lakin;

İlelebet, öyle kalamazdı.

CENNET.

Cennetsem, Cennet benim.

Cennetsek, Cennet burası, evin.

Ve seversek, seviliriz.

Hepimiz verirsek, hepimiz alırız.

Düşünürsek, öğreniriz.

Çalışırsak, başarırız.

Düşlersek, uyanırız.

Uyanırsak, kazanırız,

Kollektif bilinç uyanırsa Tanrı’ya ve Kainat’a borcumuzu öderiz.

Yani; Yani, kendimize olan borcumuzu,

Tanrı’ya olan borcumuzla bir tutarsak BAŞARIRIZ.

BAŞAR.

Sevgi’ye sadakatimizle öderiz, kazandığımız yaşam hakkını.

Ve şen kahkahalarımızla, var oluşun sonsuzluğuna ”şarkı” oluruz.

Hepimize, ,

Hep birlikte,

MUTLU ZAMANLAR.

Article Categories:
Edebiyata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.