Kayıt Ol
Tem 9, 2019
116 Views
0 0

ODA

Written by

Hava hiç bu kadar sıcak olmamıştı. Nem boğuyordu. Her yer sanki hep ıslaktı. Bir odada tek başına üstü çıplak, altında yalnızca don giymiş, bir adam kırmızı bir sandalyede oturuyordu. Sırtından birkaç damla terin akarken bıraktığı iz vardi. Sol dirseğini masaya koymuş, avucunu alnına bastırmıştı. Sıcaktan yüzündeki ifade seçilmiyordu. Sağ elinde bir kalem kağıda birseyler yazmak için bekliyordu.
Masanin üstü dağınık ve üzerinde eski toplumları anlatan bir kitap, yeni toplumları anlatan bir başka kitap ile ne ile ilgili olduğu belirsiz bir kaç burusuk kağıt vardi. Sessizliği sinir bozucu bir biçimde bozan bir kol saati tikirtisi, kirli bir kahve fincanı bir kaç kuruşluk madeni para da etrafa sacilmis.
Dışarıda kimse yasamiyormuscasina bir sessizlik ve havanın yoğunluğunun çıkardığı hassas bir gürültü aynı anda mevcuttu. Halının üzerinde toz birikintileri, bir kahve lekesi ve yıpranmış bir pasaport var. Evin diğer taraflarına açılan kapıya asılı bir havlu kurumak için beklerken, nemden ıslanmış.
Oturanin kulağının arkasından bir damla ter boynuna doğru engebesiz bir yolda dümdüz süzüldü. Bunu hissederek uyanış gibi kafasını kaldırdı. Onu ısıran sivrisineğe baktı fakat aldırmadı. Bir kelebek de kafasının üstünde fır fır dolanıyor. Umursamadı.
Genital bölgesi terden sandalyeye yapışmış, fakat sanki hissetmiyor gibi davranmakta ısrar ediyordu. Soğumuş, sivrisineklerin girip çıktığı kahveyi içti. Etrafına baktı, heryer düzenli bir dağınıklık içerisindeydi. Yatakta ters çıkarılmış bir tişört, yastık yatagin ortasında ve biraz ıslak. Adamın gözleri aynı kasları gibi sıcaktan gevşemiş, yavaş yavaş hareket ediyor. Küçük bir kertenkele pencereden sarktı. Perdesi kimildamiyor. Dudaklarını bu şartlara aldırmıyor gibi yanağının bir tarafına itti, sonra eski büzülmüş halini aldı. Yutkundu, sesi çok yüksek çıkmıştı. Dişleri de kahve içmekten ağırlaşmıştı. Göz kapaklarını iki kez açıp kapatti. Bir anda sanki bir hava esti içeriye doğru. Durdu esinti. Adam ve odadaki küçük bir Not kağıdı hayal kırıklığına uğradı. Not kağıdı tam esinti ile hareketlenecekti ki esinti durmuştu ve potansiyel yükseldiği yerden aynı hızla kağıdı yere çaktı. Uçmak başka bahara kalmıştı. Adam not kağıdını eline aldı ve tam ortasından deldi, eski yerine birakti. Tüm ugursuzlugun hincini kağıttan aldı. Aslında bir ugursuzluk da yoktu. Herşey hala eskisi gibiydi. Rüzgar iceriyi değiştirmeye çalışmış ve kısa sürede geri cekilmisti. Adam da odanın diğer sakinleri de hep yaşadıkları gibi hayatlarına devam ettiler. Tüm gün kalemden tek kelime çıkmamıştı. Adam kalemi masaya bıraktı ve ölü gibi kendini yatağa bıraktı. Bugün hersey aynı kaldı. “Belki yarin rüzgar eser.”

Avatar

Latest posts by hasimcevik (see all)

Article Categories:
Edebiyata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.