Kayıt Ol
Ara 19, 2013
804 Views
0 0

piyanistteki ayakkabı

Written by

uzunca süredir görmemekteydi onu, derin düşünceler almıştı aklını. sağ elinde tuttuğu kitabı bile taşıyamaz halde yürümeye koyulmustu.  akşam üzeri evine dönerken otobüsten erken inmişti.  oysa evine henüz bir kaç kilometre daha vardı . her yer boğucuydu her  yer, durulmaz bir hal almaya baslamıstı her yer. özlemdi sanki durmak istemiyordu artık istanbul’da . gitmeliydi onu tanıdığı onunla tanıstığı bu kentten.  “belki londra… kuzenim var orada, ahmet, iyi çocuktur yıllardır da orada . pasta şefi olmuştu iyi de maaş alıyor. belki bir iş ayarlayabilir bana, belki de bir kitap işi” diye düşündü. öyle ya ne iş bilirdi ki kitapçılıktan başka? sigara içmesi gerekiyordu. korkunç bir biçimde sigara içme isteği vardı ama daha bırakalı bikkaç ay olmamıştı bile…

“uzun siyah saçlarını unutmam gerekiyor. unutmam gerekiyor.” diye aklından geçirip durdu . sonra hafif kısık sesle  ”unutabilirdim uzunca, upuzunca saçlarını gözlerimin önünde parmaklık gibi durmasaydılar sayet.” diye söylendi . “gitmeliyim bu kentten belki tekrar new york’a . başka kentler görmeliyim başka insanlar tanımalıyım!

Ana caddede yürümesine rağmen pek kimse yoktu . birkaç sokak köpeği ve şimdi yanından gectiği yaşlı bir kadın olan kestaneci, bir de epey geride bıraktığı polisler vardı. . yürüdüğü kaldırımda karlar henüz bozulmamıştı. kimse yürümemiş, kimse sokağa çıkmamıştı. sanki bütün kent yalnızlığına yalnızlık katmak için habersiz bir sözleşme yapmış gibiydi. derin bir nefes aldı, bu sırada istemsizce başını göğe kaldırdı. bulutlar kan kırmızısı. güneşin kızıllığı mahşeri bir korku yaratmıştı istanbul’da.  “aynı göğün altında çok ama çok uzaktayız. aynı göğün altında benden habersiz onunla yürüyorum, sen ne diyorsun bu işe mehmed uzun?” diyerek elindeki kitaba baktı. kitabın üzerinde yazarın büyükçe bir fotoğrafı vardı.  yeni keşfettiği bir yazardı mehmed uzun. bugüne kadar nasıl okumam nasıl diye hayıflanıp durmuştu.  olduğu yerde durdu, elindeki kitaba bakarak konuşmaya devam etti: ” kar yağıyor üstad ne dersin bir sigara içelim mi?  sen içiyor muydun? sen hiç birini ondan habersiz sevdin mi üstad? üstad? oohoo ayıp oluyor ama anlaşıldı senden hayır yok. fyodor dostoyevski böyle senin gibi yapmıyor ama, adamın elinde olsa votka ikram edecek sen ancak hüzünlü hüzünlü bak oradan.” bir gülümseme aldı kendisini, derin bir nefes daha çekti hava çivi gibiydi.

gitmeliydi bu kentten o yoktu burada. uzunca upuzunca saclı o kadın yoktu artık bu kentte.

 

Avatar

Latest posts by serhat buluz (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.