Kayıt Ol
Ağu 18, 2015
1286 Views
1 0

Silinecek Bir Mendil

Written by

Dört yıldır evli olan bir hanım görüyorum karşımda. Adı Zeliha. Bu üç yılda iki tane çocuk sahibi olduğunu anlıyorum. Zeliha’nın yanında da başka bir bayan var. Bayanın kucağındaki bebek Zeliha’ya bakıyor. Bayan ise hala bebeği için pişman. Zeliha’nın gözlerine bakamıyor. Sonra Zeliha’ya mendil uzatıyor bayan. O sırada göz göze geliyorlar…Ben ise yıllardır bu hastanede çalışan bir hemşireyim.Her gün yeni insanlar tanıyan sıradan bir hemşire. Zeliha ise  çok farklı diğer annelerden. Yoğun bakımda olan çocuğu daha 3 yaşında. Diğeri ise şu an kucağında. Kucağına anca sığıyor bebek. Daha çok küçük…

Zeliha’nın kucağında çocuğuyla hastaneye girmesini unutamıyorum hala. Çocuğun adının Harun olduğunu öğreniyorum sonraları. Annesi bize yalvarıyor. Oğlu Harun ise acıdan bayılıyor. Vücudu çok sıcak. Her tarafı yanmış bedeninin. Harun’u direkt olarak yoğun bakıma alıyoruz. Annesi oğlunun yanında kalmak istiyor. Biz de kollarından tutuyoruz. İmkanı yok diyoruz. Sana sadece dua etmek düşüyor…

Annesi, Harun’un durumundan emin olunca evine gidiyor. Neden gittiğini anlayamıyorum. Ama tekrardan hastaneye gelmesi pek fazla uzun sürmüyor. Kapıdan girerken kucağında sair bir çocuk olduğu dikkatimi çekiyor. Yanına yaklaşıp bebeği soruyorum. O benim kızım Fatma diyor. Bu sırada kendi isminin Zeliha olduğunu söylüyor. Böylelikle tanışmış oluyoruz. Zeliha İçindekileri dökmek ister gibi. Zeliha ile beraber bebek odasına geçiyoruz. Yoldayken oğlunun durumunu soruyor. Fakat doğruyu söylemekten imtina ediyorum. Harun’u tamamen iyileştirmek imkansız. Ama nasıl anlatırım durumu ona. Hala bakması gereken bir bebeği var.

Harun’a ne olduğunu soruyorum ona. Zeliha da anlatmaya başlıyor…”Ocakta kaynayan yemeğim vardı. Ben biraz daha kaynasın diye kapamadım ocağı. Salonda Fatma ile ilgileniyordum. İki hafta önce doğum yapmıştım. Eşim ise evde değildi. O sıralar görev için gemiyle Akdeniz’e açılmışlardı. Bende tek başıma iki çocuğumla ilgileniyordum. Fatma ile ilgilenirken mutfaktan acı bir haykırış duydum. Harun’un sesiydi bu. Koşarak mutfağa attım kendimi. Nasıl olduysa yemek tenceresi üstüne devrilmişti. Bir anne içgüdüsüyle kazağını çıkardım üstünden. Yapışmıştı çünkü vücuduna. Sonra kucaklayıp banyoya götürdüm onu ve soğuk suya soktum . Harun ile ilgilenirken içeride Fatma ağlıyordu.  Yapılacak tek şey vardı. Fatma’yı evde bıraktım. Koşarak hastaneye götürdüm Harun’u. Hastaneye gelişimiz kısa sürdü zira evimiz buraya çok yakın.Sonrasını biliyorsunuz zaten. Allah aşkına onu iyileştirin. Harun’un çektiği acıları ben de hissediyorum. Fatma’ya bir bakın. Hiçbir şeyden haberi yok onun.Günahsız. Allah’ım bilemiyorum Harun’un nasıl olacağını. Ben sadece dua ediyorum.”

Konuşmamız kısa sürdü. Pek fazla dayanamadı ve beraber yoğun bakım odasınının önünde beklemeye başladık.Fatma’yı uyuttuktan sonra sürekli elinde Kur’an bulunuyordu. Sürekli dua ediyordu. Daha anne olmadığım halde Zeliha’nın halini çok iyi anlıyordum. Allah’ın anneyi çocuğuyla yaptığı imtihanın ne kadar zor olduğunu fark ediyorum aniden.

Birkaç saat sonra biraz hava almayı teklif ediyorum Zeliha’ya. O da kabul ediyor. Hastanenin etrafında biraz tur atıyoruz. Yürürken, Harun’un aslında tamamen iyileşemeyeceğini fark ettiğini söylüyor Zeliha. Hastaneden pek fazla uzaklaşmadan ara sokakları dolaşarak hava alıyoruz. Bu yürüyüşümüzün Zeliha’ya iyi geldiğini hissediyorum. Sonrasında ara sokakların birinden  bebek sesl geldiğini fark ediyoruz. Sokağa yaklaştığımızda bir kadının bebeğini cami avlusuna bırakmakta olduğunu görüyoruz. Koşarak yanına gidiyoruz. Kaçmasına fırsat kalmıyor. Soluğu kadının yanında alıyoruz. Çok telaşlı gözüküyor. Biz de sakinliğimizi korumaya çalışıyoruz.Bir hemşire olarak dayanamıyorum ama. Çok geçmeden kadına bağırmaya başlıyorum. Beni susturan Zeliha oluyor. Kadiına kızgın olmadığını anlıyorum. Zeliha konuşmaya başlıyor ve onu tek bir şartla polise şikayet etmeyeceğini söylüyor. Sonrasında da şartını açıklıyor. Tek istediği kadının kendileriyle hastaneye gelmesi. Bebek ağlamayı bırakıyor. O da şaşkın, olacakları beklemekte.

Her şey Zeliha’nın kontrolünde gibi. Kendisinin acısını unutmuş kadınınkiyle ilgileniyor. Öncelikle onu yoğun bakım odasına götürüyor. Harun’u gösteriyor ona. Bedenini kaplayan yanık izlerine dikkat çekiyor. Hayatı boyunca böyle kalabileceği ihtimalini söylüyor. Sonra ona Harun’un 3 yaşında olduğunu söylüyor. Kendinden emin bir şekilde terk ediyor orayı. Hep beraber bebek odasına giriyoruz. Zeliha Harun ile odadaki bebeğin annelerinin aynı kişiler olduğunu söylüyor. Kadın şaşırıyor. Merak ettiği tek şey var. Zeliha’ya “Peki bu çocukarın anneleri kim?” diyor. Zeliha kaldırıyor başını. İşte o zaman fark ediyorum gözünden akan yaşları. Hiçbir şey söylemiyor. Kendi acısını ancak bu kadar bastırabilmişti anlaşılan. Kadın cebinden bir mendil çıkarıyor ve başlıyor konuşmaya:”Al bunu, gözyaşlarını sil. Zira senin gibi bir kadına ağlamak hiç yakışmıyor.”

 

Avatar

Latest posts by Furkan Sorkuncuk (see all)

Article Categories:
Hikaye Öykü

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.