Kayıt Ol
Tem 3, 2015
2168 Views
0 0

Veronika neden ölmek istiyor?

Written by

Dünyada ne de çok yanliş var değil mi? Savaşlar, ölümler, bir dolu yıkım, kadına şiddet,kadınların sapıkca ve zalimce ölümleri, çocuklara bedenlerinden büyük verilen sorumluluklar -ölümün o adaletsizce yüklediği sorumluluk gibi-… Peki her gün haberleri açıp izlediğimiz bu çirkin dünyanın düzelmesi için sormuyor muyuz kendimize “duzelmesi için dünyanın ne yapıyorum?” diye? Elbette soruyoruz,tabiki soruyoruz. Iyi insanlar tükenmiş değil biliyoruz bunu hepimiz. Fakat biz iyi insanların elinden ne geliyor ki savaşları sona erdirmek, kadınlari ve çocukları sapıklık ve zalimlikten kurtarmak adına? Çoğumuz haberlerde belki de yüzde birini bile görmediğimiz vahşetler karşısında üzülüp söyleniyoruz. Lütfen, yanlış anlaşılmasın. Bunu bizleri eleştirmek adına söylemiyorum. Sadece içinde bulunduğumuz durumun ne kadar çaresizce olduğunu anlatmak istiyorum. Bunu anlatma amacim da umutsuzluğumuza umutsuzluk eklemek de değil. Tam tersine ne kadar elimizden bir şey gelmese de vicdanımizin, iyiliğimizin, insanlığımizin yaşadığıni fakat cesaretimizin can çekişiyor oluşunu göstermek. Bir yazarın romanındaki karekterin durumundan örnek vermek istiyorum. Bu cümlelerime yardımci olan bir kitap oldu aslında dürüst olmalıyım. “Veronika Ölmek İstiyor” Paulo Coelho. Adından anlaşılması kolay bir öyküsü olan kitap. Bir kadın, Veronika , ve onun intiharı üzerine gelişen olaylar dizimi. Olay örgüsü yanı sıra, biz vicdanı körelmemiş iyi insanların duygularına tercüman bir durum var aslında Veronika’nin saydıği intihar sebepleri arasında. Kitaptan aynen aktarmak istiyorum o kısmı: ” Son derece normal bir insan olduğuna inanıyordu. Ölmeye karar vermesinin çok basit iki nedeni vardı, bunları açıklayacak bir mektup bırakacak olsa pek çok kişinin ona hak vereceğinden hiç kuşkusu yoktu. Birinci neden: yaşamındaki her şey hep aynıydı ve bir kez gençliği sona erdi mi hep yokuş aşağı gideceği belliydi. Yaşlılık, dönüşü olmayan izler bırakacak, hastalıklar birbirini kovalayacak, dostlar birer birer yok olacaktı. Yaşamını sürdürmekle hiçbir şey kazanamayacaktı,tam tersine acı çekme olasılığı hep artacaktı. İkinci neden daha felsefiydi: Veronika gazete okuyan, televizyon seyreden, dünyada olup bitenlerden haberli biriydi. Her şey yanlıştı ve kendisi herhangi bir şeyi düzeltebilecek durumda değildi-bu tamamiyle aciz olduğu duygusunu büyütüyordu içinde.” Yazarlık ne güzel şey baksanıza. Bilebilir miydi ki Paulo Coelho bu kitabi yazarken, gün gelecek bir kizcağiz duygularını onun kitabındaki cümlelerle somuta erdirecek. Tabi Veronika kadar ölüme koşuyor değilim. Aslinda Veronika’nin saydıği iki nedenden ikincisi fazlasıyla kurcaladi kafamı. Dünyadaki bütün bu yanlışlar karşısında içinede bulunduğumuz yadsınamaz bir gerçek var ki; o da acizligimiz. Sınırların ötesindeki,farklı topraklar, farklı milletlerdeki, en yakını kendi ülkemizdeki yanlışları düzeltmek konusunda acizligimiz fazla büyük.  Fakat şöyle bir durum var bizi Veronika’dan ayırması gereken. Bu kadın biraz da kendine yediremedigi güçsüzlüğu ve şımarıkliğı ile baş edemeyip ölmeyi seçiyor. Fakat bu bizim için büyük bir lüks demek. Ölüm çoğu zaman da kaçmak demek değil midir? Bu yüzde inanmıyorum acizlikle baş edemeyeceğimize. Aslında acizligimizi yenmek için ölmeyi değil mücadele etmeyi seçmemiz gerekir. Ayrıca kendimizi kandırmayalım, Veronika’ya aptal diyen çok kişi vardır. İntihar ettiği için değil, intihar sebebi için. Şu an dünyada intihar ile gerçekleşen ölümlerin sayısı küçümsenemez. Ama kaç kişi ‘dünyadaki yanlışları düzeltemiyorum’ nedenini yazmıştır listesine düşünmek gerekir. Genelde insanlar kişisel sebepleri dolayısıyla hayata küsüyor. Yani aslında Veronika bencil olmayan ve kendini sorumlu hisseden bir kadın. Evet evet kabul ediyorum, Veronika hakkındaki düşüncelerimin dengesizliği benim bile başımı döndürdü. Şöyle ki Veronika dünyada sadece bir ‘nokta’ olmanın verdiği ezikligi, çaresizliği, güçsüzlüğu biliyor ve böyle olmasından ziyade nokta kadar bile olsa bu varlığı yok etmek istiyor. Noktayı silmeyi tercih ediyor. Beni dengesiz düşüncelere iten ise silmek istediği o noktalardan daha milyonlarcasi dünyada varlığını sürdürüyor olması. Ve; bu kadının varlığını sürdüren bu noktalardan dünyaya güzel yazılar yazılabileceğinden habersiz olması. Yani dostlarım, dünyada bir nokta kadar yer kapladığımiz doğru. Belki bu bir acizlikmiş gibi görünebilir. Fakat bir ‘nokta’ nelere kadirdir. Bir nokta olarak çocuklarımızı doğru insanlar olarak yetiştirmek noktaları birleştirmeye başlamaktir mesela. Eğer o noktalar dünyayı yanlışlarla doldurmayı başarıyorsa tam tersi de olabilir sanki. Beni hayalperest bilmeyin.Toz pembeliği her insan gibi ben de erken biraktim. Fakat umutlara kimin ihtiyacı olmaz ki şu hayatta?

Article Categories:
Anekdot · Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.