Kayıt Ol
Eki 31, 2016
825 Views
0 2

Yaşayan Kim ?

Written by

1) Yaşamı sorgulama/gerçekten kim yaşıyor?
Doğmak ve ölmek oluş fiileri arasında yapılan eylemlerin tamamına yaşam ismi verilir ya da yaşamak fiili denir. Halk arasında ömür olarak adlandırılan yaşam aslında biz yön vermediğimiz sürece bizim ömrümüz olmaz.Çünkü ömür bir kişiye ait olandır.Oysa kendi yaşamını/hayatını anlamlandıramamış bir insanın gerçekten yaşadığını ve bir ömür sürdüğü söylemek ancak iyi niyetli bir yaklaşım olabilir.Herkesin gerçekten yaşadığına inanmak ta pek akla uygun değildir.
İnsanlar böyle bir durumda ikiye ayrılabilir;
1)Tip
2)Karakter
Bu iki sözcüğün roman eleştirilerinde sıkça duyulduğunu herkes bilir. Ancak bunların iyice ayrımı yapılmalı. Zira yaşamak aslında bir roman ve öykü niteliği taşır.Roman öykünün tanımlarına bakılırsa bu zaten anlaşılacaktır. ”Olması mümkün veya olmuş olayları anlatan edebi metinler..” bu cümle yeterli açıklamayı yapıyor. Bu yüzden insanları bu şekilde kategorize etmek mantıklı bir yol olacaktır. Konu tamamen dağılmadan Tip ve Karakter arasındaki farka değinelim.Tip dediğimiz sözcük daha büyük bir topluluğu kapsar.Tip aslen yaşantıda kendi varlığının,kendi hayatının bir anlamını kavrayamamış olan insanların sıradanlıktan herhangi sebeplerle kurtulamaması,bu sıradanlığı yaşam biçimi olarak kabul etmeleri ve kendi varoluşlarını sorgulamadan kendi beyinlerini politik anlamda bir demagoga teslim eden insanlara denir.Tip aramak kolaydır ve çeşitli değildir.Büyük bir küme oluşturduklarını elbette dünyada eğitimsiz toplumların demokrasi adı altında yaptıkları seçim,plebisit ve referandumlardaki oy durumlarını incelersek anlamamız mümkün olacaktır. Çünkü kendinin yeteceğine inanmadığı konularda otoriteye bağlı kalmak,yaşam garantisinin olmadığı kanısına vardığında diğer bütün sorunları göz ardı ederek sadece yaşamı idame ettirmek için güçlünün,erki elinde bulunduranın yanına sığınma zorunluluğu hisseder. Çünkü klasik bir Tip için sadece istikrarlı bir biçimde içinde bulundukları sıradanlığı sürdürmek yegane amaçtır. Risk almak menfaatle uyuşmadığı gerekçesiyle en büyük hatadır.Muğlak bir durumla karşı karşıya kalmak onlar için sadece bir sorundur. Bu sorunu tek başlarına çözebilecek güveni ne kendilerine ne de çevrelerine veremezler.Bu yüzden aklını başkasına devretmeye mahkumdurlar. Bunu ilerleyen sayfalarda yaşamayı sorgulamaya ve ömrün aslında kime ait olduğuna bağlayacağım elbette ancak şuan karakterin ne olduğunda söz etmek gerekiyor.
Karakter aslında kişidir. Yani kişiliğini oluşturmuş, hayatını amaçlara bağlamış, neden yaşadığının farkında olana kişi/karakter denir. Karakter kümesi dardır. Çünkü insanın karakter olabilmesi için kendiyle yüzleşmesi, varoluşunun farkına varması, bilinç sahibi olması gerekir. Elbette bu da insanı günümüz dünyasında istikbal ve geneli toplumsal olmak üzere bir nevi konu da kaygılar taşımasına sebep olacak böylelikle de bir takım mutluluklarından mahrum kalacak. Karakter olmak bu nedenle zordur. Ancak kendi kaygılarında kavrulurken bile kendinin bir aptal olmadığının farkına varır ,yaşamı sorgulamaya başlar, Tip dediğimiz insanların ‘deli’ yaftası yakıştırmalarına dayanır ve kendini ,kendi benliğini inşa ederek kimsenin ulaşamadığı mutluluğa biraz yaralı olsa da erişme imkanına sahip olur. Bu şekilde karakter olurken bazen tüm bu yaptıklarının hiçbir getirisi olmadığından yakınır. İşte asıl sorgu buralarda başlar.Tip ve Karaktere aslında bir iki örnek vererek bunu pekiştirip yaşamın sorgusuna geçmeliyim tekrar. Toplumcu-gerçekçi yazarların romanlarındaki insan figürlerini yaşamımızda bulmamızın sebebi onların yaratıcılığı değil,insanların gerçekten öyle olmalarıdır. Fakir Baykurt’un Irazca Anası direngen biri olarak,yeri geldiğinde yasaya dayanarak yeri geldiğinde vergi toplayan memura karşı çıkarak yasayı ayak altına alarak karakter özellikli olarak karşımıza çıkar. Her yerde Irazca Ana bulmak çok zordur. Ancak Ağa ve yaverlerinin klasik dünyada herhangi bir köyde görebileceğimiz insanlar olduğu aşikardır. Köye eziyet eden ve devletin bir mevkisinden adam bulunduran dünya merkezinde kendisini gören kibirli birer Tip olarak romanda karşımıza çıkarlar. Günümüz dünyasında aşiretlik ve köy,taşra kültürü eskisi kadar yaygın olmadığı (teknolojik gelişmelerin payı çok büyük) için çok kuvvetli bir örnek olmasa da yeterince anlattığıma inanıyorum.

Latest posts by hasimcevik (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.