Mar 1, 2018
469 Views
0 0

Yüce Mimarın Hakları

Written by

Yaziyi okumadan önce olusabilecek herhangi bir onyargi, yanlis anlasilma, saldirgan tepkiyi,(bunlardan haberim bile olmaz ama insanlarin niyetimi anlayip, kendi iclerinde bile bu “öfkenin” olusmasini istemiyorum.) onlemek adina kucuk bir not duseyim. Bu yazinin amaci insanlarin dini inanclarina karsi bir tepki değildir. Ateist/Deist/ Teist hicbir inanı zayiflatma yada yuceltme cabasinda degil, boyle bir amaç gütmez. Ayrica, bu aciklamayi yapmanin da toplumumuz adina utanc ve aci verici bir durum oldugunu düsünuyor, hala “ifade özgürluğü” terimini içselleştirememizin ne kadar kaygi verici olduğununda altini cizmek istiyorum. “Gerekli” aciklamadan sonra yaziya geçelim.

Dünyanin her yerinde ve belli zamanlarinda inanmak ve Tanrı sözcükleri incelenmis, üzerine düşünülmüş, tartişmalar yapilmis ve dinamizmini asla kaybetmemislerdir. Hala hayatimizda gelisen, kişisel olaylarda, siyasi-sosyolojik olaylara, kuresel etkileri olan bilimsel atılım ve keşiflere bakiş açımızı bile bu “inanmak” ve “Tanrı” sözcüklerinin cesitli yorumlarina göre kavrayıp algılıyoruz. Tanrı ve Inanmak/Inanc kavramlari nesneler dünyasina bakış açımızı iki farklı yolla ve kendi icinde kollara ayrılarak belirler. İnanmak ve inanmamak, Tanrının varligini kabul etmek ve Tanrınin var olmadiğinı kabul etmek… Bu yüzden tarihin her devrinde olduğu gibi bu çağda da bu iki ayri bakış açısı bizi hala tartışmalara sürüklemekte, günden güne insanların kendince ağır basan argümanlarla destekleyerek ikisi arasinda bir secim yaptığına tanık olmaktayız.
Bütun bu yukarıda anlatilan olay hafif bir giriş/değiniş yalnizca butün bu tartışmaların doğallığına dikkat çekmektedir. Bu yazıyı basligindan da anlasılacagı uzere Inanma(ma)nın Tarihi üzerinde durulacak değildır. Kaldı ki, boyle bir çabam olursa ancak küstahlık olur. Bu konun tarihi hakkında büyuk bir cehaletim olduğunu bile bile haddimden fazlasi olanı iddia edemem. Butun bu genel konu altinda günluk yaşamda bu Tanrınin varliği ve varolmadıgı hakkında “belirli” bir savın/argümanin geçerliligi/gecersizliğini tartismak istiyorum.
Yuce Mimar Yaratıcıyi kastetmektedir. Günlük yaşantıda Teist ve Ateist iki siradan insanin tartısmalari sirasinda genellikle birbirine yakın sözler kullanılir. Başka dillerde, başka coğraflarda hatta başka tarihlerde bile bu boyle olmuştur. Tanrı en çok bilinen sifatiyla “yaraticidır.” Fakat cok yüce bir yaraticıdir. O herşeyi yaratmıstır. Görüp görebildiğimiz, duydugumuz her şey Onun sayesinde olmuştur. Bu sifatından sonra ise en bilinen özelliği(Teistlerce) yarattiğı herşeyi kontrol etmesidir. Bütün olanlar Onun sayesinde gerçeklesir, O dilemezse yaprak kıpırdamaz vs. Bu kontrol ozelligi ilkel cağlarda daha buyuk bir anlam ifade ederdi. Simdiki zamanlarda, yapragin kipırdamasindan, yıldız kaymasina, yağmur yağmasından, hastaların iyilesmesine, depremlere, yanardag patlamalarina artik her doğal olay, bilimlerin araştirma konusu olmuş ve cevaplar getirilmiştir. Artik kontrol özelligi eski onemini yitirmis ya da yeniden tanimlanmıstir.(Zeki tasarimci, Son zamanlarda artik bilimin Naturalist Metodolojisi karsısinda caresizlikten buna sarilmaya başlanmiştir. Tanrınin herseyi formule ederek yarattigi ve bu “düzenin” bu formulasyonlarla Tanrınin önceden hesabıyla devam ettigi iddia edilmektedir. Bilimselligini tartismayacagim, bilim adamlari bunun cevabini verilmistir.) Gelgelelim, Yuce yaradanin herseyi yarattiği argümanina… Bir klasik(klasik olmayan bile) Teist , Ateistin “Tanrı yoktur” demesi karşısinda hep en güçlü silahını ilk önce kullanıp rakibini devirmek ister. “Eğer Tanrı yoksa bu kadar şey nasıl olustu?” Ateist, direkt olarak buna cevap verse, yani Bigbangten Evrime kadar herseyi acikca anlatsa, dahi karşısına “ilk neden” “bunları kim böyle düzenli, nizamli yaratti?” “Şu köprü kendi kendine oluşur mu, en basit kalemin bile bir dizayncısı var, evrenin mi olmayacak? diye yeni cevaplanması gereken sorunlar çikartılır. İste buradan sonrası tamamen başliğımızla ve konumuzla direkt alakalı. Bütün bu varolanlarin yaratıldığını varsayabiliriz en sonunda. Aslinda bu en azından kabul edilebilirliliği önemli ölçüde doğal bir fikirdir. Fakat Teistin bilmedigi ya da anlamak istemedigi nokta şudur. Hersey yaratıldiysa bile, bu durum dinlerin hicbirini doğrulamaz.(Zorlama kelime oyunlari ve numeroloji sahtekarliklari ile Kuantum cikarimlarina inaniyorsaniz, bu durumda diyecek bir sozum yok.) Bunun nasil bir dini dogrulamadigini Teist iddia üzerinden anlatayim. Örneğin, şu soruya bakalim, “Bir koprünun bile bir mimari, muhendisi var, evrenin niye yaratani olmasın.?” Öncelikle olabilir diyerek acik kapi birakayim. Fakat Yaratıci ile dinin Tanrısi burada farklilasiyor. Din doğasi ve tarihi gereği insanlara yasam stili belirlemeye, yansıtmaya calisiyor. Insanların ne yapip ne yapmayacaklarina karisiyor. Tanri yarattigi herseye karisiyor, insanlarina(kullarina) kontrolu altinda olduklarini belirtip istediğini yapabilecegini ve istedigi zaman insanlatin yaptıklarina karsi koyabilecegini mudahale edebilecegini soyler. Ayrica zaten her sey onun kontrolu altindadir ve diledigi insanin fikrini etkileyerek onu dogru ya da yanlis yollara yonlendirebilecegini acikca iddia eder. Bu Tanri tahayyulu ile Evrenin Yaratani tahayyulu birbirine girer. Biri inanilmaz isler basarir, inanilmaz seyler yaratir, diger bu yarattiklarinin(O yaratmistir da) nasil olacagina kadar karisir. Bir yandan Tanrı Yuce bir Mimar olarak betimlenirken, diger yandan bir kontrolör, bir yönetici rolu verilir. Cumlemize donelim.”Bir kopru bile kendi kendine olusmuyorsa,” Bu Ateist argumana atilan iftiradir ve ancak ofke yaratir, bundan uzak durulmasi gerekir. Nitekim Ateizm herseyin nasil olustugunu algilamaya calistikca Tanrinin var olmadigini iddia eder ve hic bir seyin “kendi kendine ” olustugunu iddia etmez. Aksine bunlarin sebeplerini anlaya anlaya dinsel ve inancsal bir yargiya varirlar. Cumlenin devamina bakalim. “bu evreni kimse yaratmamış mıdır? ” Varsayalim ki, bütün bu evren biri muthis bir mimari zeka ile dizayn etti ve insasinida kendi üstlendi. Peki evren icersinde gelisen meydana gelen insansal(iradeye bagli) kararlari belirlemeye veya yeni kurallar belirlemeye hakki olur mu? Olmaz. Bu basit argumanin ne kadar gecersiz ve zayif oldugunu buradan anlariz iste. Nasil Kopru mimari, gemi muhendisi, alisveris merkezi mimarlari bina yapildiktam sonra bu binada unsanar boyle davranacak, bu binada su insanlar olacak, şu kisisel bu kopruden gececek bunlar gecemeyecek deme hakkina sahip degilse, evrenin Mimari da hic bir sekilde bu hakka sahip degildir. Nitekim, nasil mimar köprüdeki ileride olusacak hasarlari kazalari kontrol edemiyorsa, Evren mimari da butun bunlari kontrol etme durumunda degildir o zaman. Bu Yüce yaratan/mimar ancak ve ancak Deizmin bir argumani olabilir, en fazla onu haklı cikaracak bir sey olarak kullanılabilir. Tabi bir takim “bilimi” en bastan kabul etmeden yasayan ortacağlı, modern dunyada yasayan Teistler icin bu hic bir sey ifade etmiyor. Nitekim onlar Dunyanin yasinin hala bir kaç bin yasinda oldugunu one sürüp, kutsal metnin yanlis ya da sembolik(olabilir) tarihlendirmesini, kronolojisin gercek kabul ederek yasiyorlar. Bu yüzden, zaten yukarida söylediklerim onlar icin hiçbir şey ifade etmiyor.
Özetle, bir seyi insa etmek, yapmak onun hakkinda her seye karar vermek anlamina gelmez, konu evren dahi olsa. Yani bir insana dinin mutlak hakikat oldugu konusunda bir kanit vermek istiyorsak bu “etraftaki herseyin tasarlandigi” üzerinden yapilamaz. Bu dizayncinin/tasarimcinin her türlu hakka/kontrole sahip oldugunu göstermez. Bu hele tasarlayanın kurallar belirleme hakkini kesinlikle kanitlamaz. Bu yuzden Teistin bu tartismalarda dayanaklari daha dogru, metodlari daha duzgun, kavramlari daha iyi tanimlanmis olmalidir. Yeni yontemler, yeni kavramlar, bize yeni tanimlanmis daha ilerici tartismalara yoneltir. Yeni tartismalar insanliga, uygariliga yeni ufukla acar. Yanlis argumanlar uzerinde diretmekten cok yeni fikirler uretip mental uretkenligi saglamak ve bize daha iyi adimlar attiracaktir. Nitekim kisi Teist/Ateist olmus, uygariliga bir yenilik katmişsa gerisinin bir önemi yoktur. Ayrica bu tür tartısmaları aşıp yenilikler ürettikce, birbirimizi dinleme ve anlayamaya calisma cabamizda artacaktir. Eski yontemler ezberlenmis artik yalnizca ya aşağılaniyor ya da öfke yaratiyor. Bu yüzden terkedilmelidir. Son olarak, her ne kadar öyle gözükmese bile, Teist argumana yenilik ve katki olması açisindan yazilan bir yazıdır

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.