Kas 4, 2019
197 Views
3 0

Zaman Ne De Hızlı Geçmiş

Written by

Zaman ne de hızlı geçmiş. 6 ay olmuş şikayet ettiğim uyku düzenimin bozulmasından bu yana. En son 6 ay önce senle konuşmuşuz. Ve senle olan son konuşmamın konusu benim uyku düzenim olmuş. Şimdi düşününce ne de komik geliyor. İnsan değiştirmek istiyor, hayatındaki çoğu şeyi. Geçmişini, şimdisini ve geleceğini… Ama hep bizi bağlayan durumlar oluyor. Unutma, her şeyin zamanı var. Olmasını istediğin şeyler senin istediğin zamanda değil, olması gerektiği zamanda olur. Beklersin, beklersin ve beklersin. O gün geldiğinde çok güzel bir hayatın olacaktır. Beklediğine değecektir mutlaka. İşte bu inanç seni sabrettirir. Sımsıkı tutunursun bu yalana, adın gibi bildiğin bu yalana tekrardan umut bağlarsın. Oysa hayatın boyunca hep böyle olmuştur, hep bir şeyleri beklemişsindir. Fakat hiçbir zaman beklemene değmemiştir sonuç. “Bu sefer farklı olacak.” dersin hep kendine. Çünkü bundan önceki bütün beklemelerinde ya beklemekten sıkıldığın için ya da çok fazla beklediğinden sonucun istediği gibi olmadığına inandırmışsındır kendini. Ve her seferinde, inandırırsın kendi. Bu sefer farklı. Bu sefer sonuçta farklı olacak.

Zaman ne de hızlı geçmiş. 6 ay önce erken uyuyup erken uyanmaktan şikayet etmişim sana. Normal insanlar gibi yaşamaktan. Gece geç yatıp geç kalkmak istemişim. Ve biliyorum ki bunu isteyerek söylemişim. 6 ay geç yatıp geç kalkarken her gün, her yeni gün uyandığımda kendime hep ayni şeyi buldum kendimi: “Bu gece erken uyuyup sabah erken kalkacağım. Uyku düzenimi düzelteceğim.”. Maalesef başaramadım. Biliyorum bir gün tekrar normale dönecek. Ancak artık bunu özlemeyeceğim. Sadece seni özleyeceğim. Bir gün seni özlemeyi de bırakacağım. Hatta inanmazsın bana ama, bir gün seni hiç hatırlamayacağım. Sanki seninle hiç tanışmamışım gibi devam edeceğim yaşamaya. O gün geldiğinde tek bir isteğim olacak hatırlamadığım… “Seninle bir daha karşılaşmamak.”

Zaman ne de hızlı geçmiş. Günler ayları, aylar yılları kovalamış. Bir gün uyandığımda baktım ki, büyümüşüm. Arada bir çocukluk yapmam belki de çocukluğuma olan özlemimdir. İnsan büyüdüğünü çok farklı olaylarla karşılaştığında hissedebilir. Ben farklı farklı zamanlarda, başka başka olaylarda büyüdüğümü farkettim. Fakat en çok büyüdüğümü, babamı hastane bahçesinde beklerken anladım. Bir yıl gibi geçen o bir haftada hiç çocukça davranmadım. İnsanın babası hastanede yatarken kendisi gidip evinde yatamıyor. Koridorda bekliyorsun, elinden hiçbir şey gelmeden. Aslında orada ki varlığının hiçbir yararının olmadığını bilerek. Annen başta olmak üzere herkesi sakinleştirmeye, herkesi iyi sonuçlar çıkacağına inandırmaya çalışıyorsun. Bir köşeye çekilip hunharca ağlamak istiyorsun, ağlayamıyorsun. Yeri geliyor bir köşeye çekiliyorsun, en kötü sonucun yani babanın vefat etme durumunu düşünürken bile ağlayamıyorsun. Çünkü bütün ihtimalleri ve bütün ihtimallerin sonucunda ne yapman gerektiğini planlıyorsun. Hiç kimseye hiçbir düşünceni anlatamadan, orada beklemek… En zor zamanlarında yanında olan insanları arıyor gözün, bir şeyler anlatabilmek için. En azından kafanı dağıtabilmek için. Ben o gün yanımda hiç kimseyi bulamadım. En çok seni aradım. Zaten tanıdığım kimseye de haber vermedim. Verseydim hepsi gelirdi, fakat bencilce olurdu. O yüzden kimseye bir kırgınlığım da yok. Zaman çok hızlı geçmiş. Senle konuşmadığımız o zamanlarda çok acılar çektiğim oldu, çok kötü günlerim oldu. Uslandım, “bundan daha kötüsü olmaz artık.” demiyorum. İyi günlerim de oldu. Çok, çok mutlu olduğum günler oldu. Beni bilirsin, anlatamam ben mutlu zamanlarımı. Artık derdimi de anlatamıyorum kimseye. Uzun zamandır, çok konuşmuyorum. Sıradan bir hayatımız var zaten, benim başıma gelenler illaki çoğu kişinin de başına geliyordur. Çok şükrediyorum.

Zaman ne de hızlı geçmiş. İnanmazsın, yine bir kurumdan haber bekliyorum. Bu sefer farklı olacak. Bu beklemenin sonuna değecek. Sonunda güzel şeyler olacak. Keşke hayatımda hep olsan, keşke hayatında hep olsam. Her gün seni görebilmeyi çok isterdim. Ama buna da şükür. En azından senle tanıştım. Buna da şükür.

tarantino

Hayata bir türlü tutunamadık. Hep ince çizgilerle kaybettik. Belki de hiç kazanamadık. Ama çok sevdik. Sevilmeyi az da olsa tattık. Ancak hiçbir zaman sevdiğimiz kadar sevilmedik.
Avatar

Latest posts by tarantino (see all)

Article Categories:
Edebiyata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.