Kayıt Ol
Kas 18, 2019
145 Views
2 0

Zamanı gelmişti..

Written by

Rush hiç olmadığı kadar kendini yüreğinin engin derinliklerinde kaybolmuş hissediyordu..
Yaşatmaya çalıştığı şeylerin parmaklarının arasından kayıp gittiğini gördükçe, ne kadar anlamsız olduğunun farkına vardı hislerinin diğer insanlar için..
Düşünmekten başı çatlıyordu, belki bir mucit olamayacaktı, diğer insalara bir faydası dokunmayacaktı, ama vereceği kararlar hayatının geri kalanını tamamen etkileyecekti.
Aynı hatalara defalarca düşen bir aptal gibi görüyordu kendini..
Dışarıdaki milyarlarca insan gibi büyüdükçe içindeki çocuğu boğazlamamış, tam aksine ona sımsıkı sarılmıştı..
Çocuğu olacak yaşta iken çocuk gibi duygulara sahipti..
Hayalleri ve hisleri incindiğinde oturup çocuk gibi ağlamak istiyordu..
Vakit çok geçti ve etrafında çocuktan çok, yaşarken ölmüş insanlar vardı..
Değişmemek için gösterdiği çabayı hayatında hiçbir şey için sarfetmemişti..
Hayır, gök kubbe altında oksijen tüketebilen tüm varlıklar onun kapısını çalıyordu..
Radikal kararlar vermesi lazımdı, çünkü her şeyin kontrolünden çıkmış olduğunu çok iyi biliyordu ve hüzün meteor gibi yağıyordu üzerine..
Rush kabullenmese de uğruna savaştığı şeyleri çoktan kaybetmişti..
Arkasına dönüp bir an baksa, bakabilse görebilecekti..
Gerçeği kabullenmeden daha ileriye gitmeye çalışmayacaktı ve de en önemlisi kendini anlamlandıramadığı bir kargaşanın içerisinde bulmayacaktı..
Sonunda göğsündeki savaş meydanında tek kalmıştı, ne düşman vardı ne dost, ne ganimet vardı ne de hisleri..
Ne kadar tuhaftır ki, etrafına bakındıkça aslında ne kadar yalnız olduğunu anladı..
Rush o an içinde kopan fırtınaları hissetti, savaşı bir anda kaybetmişti, o andan itibaren hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı…

Avatar

Latest posts by Rush Sykes (see all)

Article Categories:
Edebiyata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.