İnsanoğlu,her duygusunu gökyüzünde tatmaya ve öğrenmeye başlamış daha ilk günden..
Ilk insan,çevresindeki vahşi hayvanlardan korktuğu için değil,gökyüzünde kopan fırtınadan,hortumdan,yağmurdan ve çakan şimşekten korktuğu için mağaraya sığınma ihtiyacı hissetmiştir.Ve bir zaman sonra olanın bitenin nedenini aramaya başlamıştır,sanıyorum insanlar ateşi iki taşı birbirine sürterek değil,düşen yıldırımlar sonunda yanan ağaç ve çalılardan keşfetmişlerdir.Bu da gökyüzündeki gizemi merak etme ve araştırma için yeterli bir sebep olmuştur bence ..
Ve gökyüzünün,kendisi üzerinde yarattığı korku ve de Yaradan’ı orada buluşu,sonuçta doğal olarak Yaradan’dan korkmayı meydana getirmiştir ve de O bu korkuyu kullanmıştır bence,yani suistimal etmiştir.
Aslında O,hiçte korkulası bir varlık değil,aksine sevilmesi gereken bir güçtür ama eleştiriye de açık olmalıdır.
Zaman zaman seninde yaşının gereği yaptığın gibi,kızdığı arkadaşından verdiği bütün oyuncaklarını geri isteyen küçük bir çocuk gibi bencilce davranmaktadır;illa onu sevmeni;illa ona bağlı olmanı;illa ona sadık olmanı;onu karşılıksız sevmeni,şirk koşmamanı isterken;sözüm ona,o çok sevdiği kulunun en ufacık hatasında neyi var neyi yok alır;çünkü o vermiştir.
Sana;
sevdiklerine,komşuna,eşine,dostuna,evladına zulmetme diyen Yaradan,zulmü yarattığına kendisi yapmaktadır..
Benim gibi olma,aciz kalma karşısında.Büyüyüp koca bir kız olduğunda,O’ndan korkma eleştir; hatta açık bir dille tenkit edip, sözünden hemen cayıp arkadaşlığını bitirmemesi için uyar O’nu..
Bu kadar yapma,etme,yazıktır,bak günahtır diyen ve herşeye gücü yeten Yaradan,eğer kendisi işliyorsa bu günahı ya da sessiz kalıyorsa ve de günümüzde yeryüzü denen şekli şemali olmayan bu lanet yuvarlağımsı metada, heryerde zulm, kan, gözyaşı ve suistimaller artmışsa, akla şu söz gelir;
‘İmam osurursa, cemaat sıçar’
Sevgiler;
‘Arka’daş Yılmaz
