Gördüm, iki mavi çocuk büyüyor gözlerinde,
birinin adını gökyüzü koymuşlar,
birinin adı deniz.
Büyüyorlar, büyüyorlar…
çocukluğum da ki salıncaklar kadar büyüyorlar
Hanidir bekliyorum, Bir gök mü ne gerek
İşte böyle böyle geçmişim kürklü tarihinden yamalı geçmişin
Kesip biçmişim taş oymalarından umutları,
kendime bir anıt dikmişim
yedi veren güllerin kızıllığın dan,
Diken tahlilleriyle ellerimi yoğuran çıbanlı zamanlardan
Bir gök doğruluyor şimdi
Bir gök diriliyor
Bir Başak baş kaldırılıyor
Bir sabah çapaklı gözleriyle bir göğe
Nicedir unutulmuş bir şiir
İçimde taze bir çayır gibi yeniden yükseliyor.
Gözümde, gözlerinde ki göğün kamaşması
Ve bir tan yerinde,
mavinin her seher o düz ufukta kendini lacivertten sıyrılması tesadüf değil,
Ve güneşin bir şehir boyunca uzanması da
bir kuzunun annesinden ayrı çok uzak bir köyde uyanması da.
Bir gök mü ne gerek bu uçurtmalara
Ve tabi ki uçması düş kuşlarının
yeni bir gelin gibi dalgalandırması yelelerini bir atın
ve gözlerin Anlarsa, anımsarsa gözlerin,
göğünün bir kuş uçmasından çağrıldığını,
Bu uçmak senin.
Ve bil,
Bir gök gerek,
Bir kuş,
Bir uçurtma,
bir uçmak,
Bırak gözüne gök değdi desinler
Bırak göğüne Kırlangıçlar
Yusuf Sinan
İstanbul – TRABZON