Kapitalist toplumlarda yoksulların varlığından rahatsızlık duyulur, hatta yoksulları suçlama eğilimi vardır. Yoksulluğu tembellikle, kötü alışkanlık sahibi olmakla(sanki her sermaye sahibi evliyaymış gibi), aile hayatının düzensizliğiyle, çok çocuk yapmakla vb. suçlama eğilimi vardır. Bu eğilim o kadar problemlidir ki, yoksulluk bir etnik, ulusal ya da coğrafi grup ile özdeşleştirilebilir. Örneğin köyden kente göç edenlerin, Romanların, Kürtlerin veya mevsimlik işçilerin yaygın olduğu durumlarda suçlama bireyden “kültür” eksenine kayar. “Onlar zaten Kürt.” gibi bir yoksulluk açıklama cümlesi dahi duyabilirsiniz.
Aslında her problem gibi bu da insanların bilgi eksikliğinin doğurmuş olduğu sonuçlardan sadece biri. Grek(Yunan) düşüncesinde insanların ancak kelime dağarcıkları kadar düşünebildikleri fikri geçer. Kavramları bilmeden yaşayan insanlar, farkında olmasalar da büyük bir kavramsal çatışmanın içindedirler. Örneğin yabancılaşma kavramını bilmeyen birinin yalnızca işçiyi emekçi olarak görmesi doğaldır. Nedir bu yabancılaşma? Marks’a göre bu yabancılaşma işçinin emeğine yabancılaşmasıdır. Örneğin bir işçi ömrü boyunca alın teri ile çalışarak alamayacağı bir rezidans inşaatında çalışmak için bir ücret karşılığında emeğini satar. Bunun karşılığında ise bir ev sahibi olmak için çırpınır. Buradaki yabancılaşma kendi yaptığı şeye yabancılaşmadır, yani işçi kendi yaptığı “rezidans”a yabancılaşmıştır. Emeğine yabancılaşma yalnızca işçilere ait bir yabancılaşma biçimi değildir, örneğin bir doktor da devlet ile yaptığı sözleşme gereği bir ücret karşılığında emeğini satmak suretiyle kendi emeğine yabancılaşır. Yani emekçi olmak demek piyasanın sana belirlediği fiyat karşılığında emeğini sermayeye satmaktır. Bu yüzden insan gibi yaşamak için, sermayenin doyumsuzluğuna dur demek için bu direnişler birer onur direnişidir. Emeğiyle para kazanan herkesin desteklemesi ve sahiplenmesi gerekir.
Emek sermaye çelişkisi içinde mağdur bırakılan her zaman emekçi olmuştur. Bu yüzden çalışmayın, direnin bir gün de sizin alın terinizle kazandığınız paraların üzerinde oturan sermaye sahibi, doyumsuz vandallar mağdur olsun, insan gibi değer görene kadar direnin!