Duyarı kalmamıştı bazı fanilerin
Gururla dalgalanıyolarlardı zafer bayrağı edasıyla
Kafa Dağı’nı doruğunda
Dalga geçiyor, gülüyorlardı kahkahalarla
Tam bu sırada bir şahin pisledi kafalarına
Çok kızdılar şahine
Kızartıp yediler afiyetle
Yastık doldurdular tüyleriyle
Yeniden gelmişken keyifleri yerine
Yıldırım düştü tepelerine
Heyhat bu ne cesaretti
Ne sanıyordu bu doğa kendini
Değiştirerek iklimi bildirdiler haddini
Tarlanın, bağın, bahçenin faydası kimeydi
Gülüyorlardı kahkahalarla umursuzca
Kalelerine dönerken
Sadık hizmetkarları ısıtmıştı hamamları
Kirlenmişlerdi zirvede zira
Ah ah ne de zor günler geçirmişlerdi öyle
Unutmalıydılar her şeyi tellakların önünde
Fakat hamamda yürürken içlerinden birisi
Kayıp düşerek aniden, ayağını kırıverdi
O yardım isterken canı burnunda
Diğerleri şöyle dönüp bir baktılar rahatsızca
Sonra keselenmeye devam ettiler mutluluk ve huzurla