bilmez miyim gitmeyi sebesizce uzaklara…
alsam beni koysam küçük bavula,
bıraksam kendimi bir sahil kenarına..
şöyle uzansam kumların üzerine..
biraz denizin tuz kokusunu içime çeksem,
biraz da dalgalar orkestrasını dinlesem.
güneş el sallayıp giderken ufuğun ardındaki evine,
akşamın o sessizliğinde gökyüzündeki yıldızların dans edişini izlesem..
çıksam bir dağın zirvesine sonra,
biraz rüzgarın inceden gelen uğultusuyla konuşsam,
biraz da tepedeki ayazın soğuğuyla kavgaya tutuşşam.
azıcık da öcülerimle köşe kapmaca oynasam bari,
elimdeki şarap şişesinin kan kırmızısında kaybetsem kendimi,
ve kara toprağı yatak yapsam, hayaline sarılıp uyusam..
şöyle sabah olmaya yakın,
yeşil otların üzerine bağdaş kurmuş kırağının öpücüğüyle titreyerek uyansam..
güneş doğmazdan evvel bir şafak kızılı gülümserken bana,
koparsam ruhumun zincirlerini ve söküp atsam kalbimi,
azad etsem senden beni…
bir kuş gibi açsam kollarımı,
ve uçurumdan aşağıya atlasam kanatsız…
süzülürken boşlukta poyraz alsa beni götürse,
dolaşsam diyardan diyara karışmadan hiçbir sürüye..
sürsem kendimi en uzak yerlere,
ıssızlığın ortasında bir adaya sürgüne…
kalsam orada hiç geri gelmemek üzere bir daha,
kalsam ve yaşasam senin hayaletinle yanımda..
Seslendirmesi: