Hangimiz istediğimiz hayatı yaşıyoruz? Ya da kaçımız hayallerimiz uğruna her şeyi göze alıp peşinden koşa koşa gidebiliyoruz? Bazılarımızın ise hayalleri gerçekleştiğinde bile hala mutlu olmaması, tamamen insani bir doyumsuzluk mu ?
Çocukken çoğu kız evlat gibi dansöz, balerin hatta bir ara doktor, öğretmen olmayı hayal ederdim. O kadar istemiştim ki sabahın bir körü başlayan bale kurslarına oldukça hevesle giderdim. Şimdi 24 yaşında genç bir kadın olarak gülümseyerek hatırladığım bu hayalim gerçekleşmediği için hiçte üzgün hissetmiyorum kendimi. Hatta bazı durumlarda balenin bana kattığı esneklik konusunda şükrettiğim bile oluyor. Sanırım şu an sevimli ve masum hayalimle bütün ilişkimiz “yaşasın esneğim” sözümden ibaret.
Büyüdükçe insanın hayalleri de istekleri doğrultusunda garipleşiyor. Hepimiz “mutlu olmayı ve istediğimiz hayatı yaşamayı” hayal eder hale geliyoruz. Peki mutlak mutluluk hatta hep mutlu olma hali mümkün mü ?
İstediğim mesleği yapıyorum, çok sevdiğim bir işim ve ailem var ama insani dürtülerle hala mutlu olabilmek için elde etmek istediklerim olduğunu hissediyorum. Her insan bu kadar aç gözlü mü mutluluk konusunda? Elde ettikçe mutluluk etkisini azaltıp yeni bir mutluluk kaynağını mı arıyoruz karşı konulamaz bir hazla ? Onları olunca peki daha fazlasını istemeyecek miyiz? Kaçımız yetiniyoruz elimizdekilerle ?
Sanırım mutlak mutluluğu bulmak mümkün değil ve bu nedenle anlık yükselişlerimize odaklanmamız gerekir. Anlık mutluluklarla tatmin oldukça o anlarımızın arttığında hırsla elde etmek istediğimiz mutluluktan daha değerli olacağını göreceksiniz. Sadece birkaç dakika yağan yağmuru izleyip gülümseyin hatta buz gibi havada evinize dönüp sıcacık bir kahve içtiğinizdeki mutluluğunuzu düşünün. Paha biçilemez değil mi ?