Daha kaç masal anlatırım kendime
Kaç kelimem kaldı kağıttan kayıkların üzerine yazıp batırmadığım denizlerde
Hangisine inandım
Hangisini sevdim
Hangileriydi en sevdiğim kelimelerim
Kaç kelimeyle anlatmayı denedim
Kaç kağıt
Kaç kalem
Kaç güvercin kanadı
Anlatılması en zor olan mıdır anlaşılması en zor olan
Anlaşılması en zor olanı nasıl anlatır insan
Anlatabiliyor muyum
Ne kadar anlaşabiliyorum kendimle
Anlatmayı ne kadar istedim
Ne kadar dinledim
Sustuklarım kadar var mıdır anlattıklarım
İçi boş silah gibi ellerimde kelimeler
Parmaklarım üşüyor
Ağzımda metal tadı
Parmak uçlarımı yakıyor barut gibi gözyaşlarım
Yazarsam yaşar mıyım
Yoksa yaşarsam mı yazarım bilmiyorum
Yağmur yüklü bulut gibi kalemim
Islatılmamış kaç kelimem kaldı
Neredeler ıslatamadıklarım
Bir mumun alevine tutulup ardına mı saklandılar içimin kerpiçten duvarlarının
Seyre mi daldılar
Usul usul çığlık çığlığa yağan mevsim yağmurlarını
Ezberime katamıyorum
Kendime katılsam
Kelimeler kelimeler kelimeler
Ne çok boş konuşup
Ne çok dolu dolu susuyoruz
Suskunlarım
Kullanılmış eskitilmiş yıpranmış parçalanmış bir çekmece gözüne sakladığım
Gözler anlatır
Kaç sessiz harf vardı
Kaçının sesini duyabildim
Nasıl yazar ki insan harflerin sesini duyamazken
Neden yazar ki kendi sesine kulaklarını tıkamışken
Hafif bir esinti yağmurları bulandıran
Yağmur damlalarını kelimelerle buluşturan
Biraz çer-çöp kibrit otu bir de sana yazdığım sararan mektuplar
Ağzımda metal tadı
Vişne çürüğü dudaklarım
Çürük vişne susturduğum dudak ısırtan kelimeler
Kurşun gibi ağır yüreğim
Parmaklarımı koysam göğsüne
Alev alır
Yağmur
Daha çok daha sık
Daha hızlı daha ağır
Tenimi yaka yaka yağmalı yağmur
Yakamadığım her bir kelime için
Göğsünün üzerine koyamadığım her bir parmak ucum için
Daha çok yakmalı canımı
Daha çok yanmamalı içim
Kırık camların ardında kelimeler
Uzatsam ellerimi
Kanarım
Nasıl sararım pamuk şekeri kanatlarını
Kelimeler
Kendi içinde hem var
Hem yok
Ben ne kadar varım benim içimde
Ben deyince ben oluyor mu benden
Var deyince var
Yok deyince yok muyum
Ne kadar az
Ne kadar çokum
Ne çok anlattım
Ne çok sustum
Çok susup
Az mı konuştum
Bir kez olsun konuşmasam ama anlatsam sana
Anlasam hangi kelimeleri
Neden sevdim en çok
Hafif bir esinti yağmurları bulandıran
Yağmur damlalarını kelimelerle buluşturan
Biraz çer-çöp kibrit otu sana yazdığım sararan mektuplar
Bir mumun alevi
Gözlerin
Pencereleri kapatır mısın
Ama aralık bırak kapıyı
Uzanmak isterim gözlerine
Parmak uçlarımı yakarım belki
Dudaklarımı kanata kanata
Cam kırıklarıyla derimin altında
Islak saçlarım
Titreyen kelimelerimle
Suskunluğunu bozarım
Sessizliğini yıkar
Eririm bir mumun aleviyle
Beraber ıslanırız
O gün
Unutma
Vişne çürüğü dudaklarımı öpmeyi
Kanata kanata
O gün
Unutma
Pamuk şekeri kanatlarını sarmayı ellerime
O gün
Namlunun ucuna koy
Çek vur beni önünde sustuklarımın
Ne kadar yaşadım
Ne kadar ölebilirim ki
Son bir kez
Öldürmeden önce beni
İzin ver
İlk
Son kez
Sustur tüm sesleri
İki kelimem var
İki parmak ucum var unuttuğum dudaklarının üzerinde
Barut kokusu sinmiş iki parmak ucum
Dokunmak istiyorum göğsüne
Konuş benimle