Gel otur yanıma!
Tüm sözlerimiz sevdaya olsun,
şiir olsun.
Gözlerim yüzünde en derin manayı bulma uğraşında.
Bereketli,yemyeşil bahçeleri gezer gibi,
parmaklarım saçlarının arasında.
Bir büyük hudutsuzluk kalplerimizde.
Hazır böyle gülüyorken selam edelim,
göğe kokusunu bırakan tüm yoksul sofralara.
Hatta bir inşaat katında,
gazete üzerinde,
buram buram emek kokan
işçi sofralarına.
Tarlalara,
kırlangıç uçuşlarına,
mutfakta tıkırdayan fare tedirginliğine,
beş vakit en büyük hakikati haykıran minarelere,
gel selam edelim insanlığa,iyi niyete,istikbale.
Henüz bileği bükülmemiş ağır hastalara,
çocukların karınca merhametine,
okumak istediğimiz bütün kitaplara,
bazı keşkelere ve iyi kilerimize sonra.
Komşunun yol kenarına bıraktığı sitemlerine,
sepete sıcacık ekmeği bırakan bakkal çırağına.
Sahi bulur muyuz artık bir bakkal çırağı?
Neyse.
Tüm bunları unut.
Ben başka bir şey diyecektim.
Önümde sabırlı demirlerle giydirilmiş cengaver bir hayat.
Kazanmak mı gerek,alt etmek mi ben bilemedim.
Geçmiş mi asıl olan,gelecek mi çözemedim.
Ya sen? Sen nerdesin?
Kimsin?
Her gün ufak ufak eskittiğim,
melodilere,şiirlere,
çocuk gülüşlerine pervane olan yaşamımın
neresinden tutup,
taze baharlarla yenileyeceksin?
Sonrası yok aklımda.
Bir tek gelişin.
Söyle ne zaman?
Hangi zamandasın bilmek isterim.
Söyle,
KİMSİN?