Sanki bütün hisleri yeniden yaşarmış gibiyim. Gözlerinle hayat bulduğum, bulduğum hayatı göremediğim şu günlerde ismini sayıklar oldum.
Kimsin?
Nesin?
Neyim olabilirsin?
Bir rüzgar gibi esiyorsun yüreğimde… Bir yabancıyı barındırıyorum içimde… Sen bile bilmiyorsun, oysa bilmeni ne çok isterdim. Gözlerine baka baka içimdeki acıyı bağırmak isterdim. Belki koparır alırdın yerinden, belki de sen de severdin, bilseydin şayet bu satırların sana olduğunu…
Olmaz diyorlar, acı çekiceksin ve o hiç gelmeyecek diyorlar, bilmediğimi sanıyorlar;
Biliyorum ama itiraf etmiyorum kendime…
Hayatı boyunca küçük prensi arayacak olan bu minik kız biliyor şimdilerde küçük prensin kim olduğunu…
Kimsenin razı olamayacağı gibi razı martın olmaya… Rus Çehov ile Fransız Saint-Exupery’i bir araya getirecek kadar çok sevdiğini hissederken hemde… Treplev’in Nina’sını değiştirip, Küçük Prens’in hiç vazgeçmeyecek olan gülü olabilecek kadar tutkunum sana…
Oysa gördüğüm an anlamıştım, senden kaçmam gerektiğini… Olmadı adam, yapamadım! Gözlerini yüreğimden kaçıramadım. Hiç bilmediğim, yabancı kaldığım yüreğine yaklaşabileceğimi düşündüm, düşündüğüm ile kalakaldım be adam…
Çünkü senin sevdan, kalıplaşmış sevdalara dahildi. İşte bu yüzden hiç görmeyecektin beni…
14 Kasım 2014
01.39
Maide Er
