Hayali bir ülkenin, belki bir mütefekkirin ütopyasından çalıntı, ama yine de her zaman hayali bir ülkenin iki vatandaşı…
Tahir ve Bahri…
‘Ne olsun, neden olsun, nasıl olsun?’ Sorularına cevabı, kamyon arkası yazılarda aradıkça daha çok başımız ağrıyacak. Başımız ağrıdıkça da ayaklarımız ağrıyacak.
– Arkadaşım, teraziye suç bulma. Aldığın limonların cinsi değişikse terazi ne yapsın?
– Aslında fazla kafaya takmıyorum abi.
– Takmıyorsun da, ne bu surat oğlum? Bir ülke gerçeği… Hatta gazetenin ilanlar kısmına sığdırılmış, kimsenin görmediği bir gerçeksin sen. Kimse görmüyor, anlamıyor. Ya da biz anlatamadık, gösteremedik.
– Kafa bulma benle Tahir.
Kafaların bulandığı bu hayaller ülkesinde sadece bu iki arkadaşın kafası ayık. En demli çayın kafa yaptığı kadar ayık.
– Haklıyım ama kardeşim. Cüssen, her cebe girmene izin vermiyorsa bu bir övünç kaynağıdır. Deliksiz muhabbet sebebidir.
– Neyse Tahir, çaya devam edelim biz. O kadar gerçek var ki ülkemizde, sen benim gerçek olup olmadığım hakkında insanlarımızı şüpheye davet ediyorsun.
– Haklısın Bahri. Zaten nerede ilgisiz meraklarımız var, oraya park ediyoruz arabamızı. Bir gün çözersem bu denklemi, ben de bir gün Oxford profları gibi düşüneceğim. Söz sana kardeşim.
– Oğlum o kadar uzağa gitmeye gerek yok. Kendin ol yeter. Sevdiğin kıza şiirler yaz. En son çıkan kitapları takip et mesela. Sokaklara çıkmayacak kadar siyaset yap veya bu ülkede hiç siyaset yapma. Ne bileyim işte, ben de beceremem öyle süslü püslü akademik konuşmaları. Ama yüreğinle konuşursan belki o zaman güvercinleri bir inci gibi dizilmiş bulursun karşında.
– Sende ki bu romantizmi de çözemedim.Geceye bırakmadan çok geç olmadan bunu da çözeceğim. Hadi hayırlısı.
-Milli bir sorun ciddi bir sorundur, Tahir. Komşunuz Saliha teyze hiç oralı olmuyorsa lügatimiz komaya girmiş demektir. Hollanda ineklerinin yediği o lalelerin hesabı sorulacak!..
– Cemiyetimiz ciddiyeti gargara niyetine kullanır oldu. Sen daha ciddiyetten bahis açıyorsun. Çayın demini azalt bence. Yaramıyor sana.
Tebessüm ediyor Bahri. Tebessümün bile çok görüldüğü bir hayal ürünleri ülkesinde. Eski adamlar en azından olayların ehemmiyetine vakıftı. Belki yanlış yerlerde yanlış hamlelerde bulundular ama hep can dostu Tahir gibi durdular.
-Tahir,aslında biz en büyük hatayı şu yalan dünyanın küresel tahtlarını yıkacak şifreleri beyaz bir leylekten beklemekle yapıyoruz. Her gün duyuyoruz, belki okuyoruz ama idrak edemiyoruz. Belki de niyet ediyoruz ama iş amele gelince bozuluyor be abi. Ya da taşlamayı yanlış anladık, herkes bir imza koyma yarışına girdi.
– Milli takımın durumu da kötü. Uzun zaman oldu doya doya sevinemedik. Biz sevmeyi de sevinmeyi de unuttuk.
Sevmeyi ve sevinmeyi unutmuş hayali bir ülke ne kadar benimsenir olmasa da Tahir’e hak veriyor Bahri. Pazarda ayna satan amcanın narası halen kulaklarında çınlasa da sükuta davet ediyor şehri, iki arkadaşın muhabbeti.
…
