Kayıt Ol
Tem 22, 2017
625 Views
1 0

SECRET(sır)

Written by

Sevgili; Cumhuriyet Çocukları, değerli Atatürk Gençliği; kökleri Altaylara uzanan, Ergenekon destanı yazan; Türk Milliyetçileri!
Ulusalcı Vatanperver ve de Anadolu’nun 7. Bölgesinde yaşayan, Mustafa Kemal Atatürk’ün deyimiyle, “Ne Mutlu Türküm Diyene” diyebilen: değişik kültür ve etnik kimliği benimsemiş, “Aziz Türk Milleti”!
Bu yazımda, aydınlanmış insanların asırlardır bildiği, aydınlanmak isteyenlerin tanışmak için can attığı “SIR”dan söz etmek istiyorum.
Sır da nereden çıktı diyenlerin yüzündeki gülümsemeyi görüyor, dudağından dökülen soru işaretli cümleleri işitiyorum.
Tarih boyunca, bir çok adem oğlu “SIR”la tanışmış. Onu yakın dost ve arkadaş edinmiş! Hata Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olan Babil’in Asma Bahçeleri’ni “SIR’I” bilenler yaratmış.
Ayrıca ” Hz Adem, Hz İbrahim, Hz Musa, Hz İsa, Hz Muhamed’ ’” ve adını bile bilmediğimiz bir rivayete göre 124 bin peygamberde sır sahibiymiş.
Filozof unvanı verdiğimiz bir çok bilim ve ilim adamı, felsefeci dediğimiz düşünürler, .Veliler, Evliyalar, şairler de var, sır’ı bilenler arasında.
Çığ gibi yeni bir nesil doğuyor; “Sır”ın aydınlattığı bilim dünyasına!
Elbette Nebilikle şereflendirilen, nübüvvet verilen, Peygamberlikle şereflendirilelerin o unvanları da inkar etmiyor bilim!
Bilimin hedefinde:unvanların ucunda var olan gerçeğin altını çizmek; güçlü bir projektörle, bilişim çağına ışık tutup, yolu aydınlatmak var.
Sır’ı öğrenmez, bilimden ayrı düşerse insanlık; bilenler bilmeyenleri, özellikle İslam dünyasında; şimdi olduğu gibi, bundan sonrada, koyun sürüsü yerine koyma ve sürüye çobanlık etme cehaleti sürecek, insanlık karanlığa yolculuk edecek!
Allah’ın Halife olarak yarattığı, insanları kul; kendilerini halife diye yutturacak maymunlar türeyecek, muhasır medeniyete giden yolda saman yanacak, her yer toz duman olacak.
Bilirsiniz” Kurt Dumanlı Havayı Sever” atasözü bizim.
Şimdi lafı daha çok uzatmadan, sadede gelelim.
Öncelikle, bu yazıyı yazmaya neden ihtiyaç duyduğumu açıklamalıyım.
Anadolu’nun çok ama pek çok değerli ve mümtaz İnsanları! Hepimiz biliyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti iyi yönetilmiyor.
İktidarı elinde bulunduranların Atatürk karşıtlıkları, Cumhuriyete olan sadakatsizlikleri, parlamenter rejimi içilerine sindirememişlikleri, milletimize kan ağlatan terör örgütleriyle yan yana, iç içe basına düşen: resim, video ve benzeri neşriyatları paylaşarak;kimimiz bilerek bir çoğumuz da bilmiyerek, paylaşım yaparken; devleti yönetim biçimlerini, iktidar anlayışlarını, rejime karşı tavırlarını: onaylamadığımız ve paylaşmadığımız düşüncenin, değirmenine oluk oluk su taşıyoruz.
Kim mi Diyor?
Filozof Bob ProcTor, Metafizikçi Dr Joe Vıtale, Girişimci ve Parakazanma uzmanı John Asaraf, Filozof Dr, JOHN DEMARTINI veya Psikolog Dr DENIS WAITLEY vs vs o kadar çok ki, hangi birisini Sayayım?
Elbette epsini saymayacak, isimlerin verdiğim aydınlanmış bilim adamlarından birkaç örnekle yetineceğim.
İşte kim diyor, sorusuna kısa birkaç cevap!
BOB PROCTOR Diyor ki ,“muhtemelen yerinizde oturmuş “sır nedir?” diye merak ediyorsunuz”.
Ve devam ediyor:
“Hepimiz mutlak bir güçle çalışırız. Hepimiz kendimizi aynı yasalarla yönlendiririz. Evrenin doğal yasaları o kadar kesindir ki, uzay mekikleri yapmakta zorlanmayız. İnsanları Aya gönderebiliriz ve iniş anını saniyelik hesaplarla ayarlayabiliriz.”
“Her nerede olursanız olun, İster Hindistan, ister Avustralya,, Yeni Zelanda, Stockholm, Londura, Toronto, Montreal ya da New York olsun hepimiz aynı güçle çalışırız”.
Tek bir Yasa’yla.
Çekim yasası.
Sır, Çekim Yasasıdır!”

“Hayatınızda yaşanan her şeyi siz kendiniz, hayatınıza çekiyorsunuz. Ve bunları aklınızdaki imgelerin etkisi sayesinde çekiyorsunuz. Önemli olan ne düşündüğünüz. Aklınızdan ne geçiriyorsa onu kendinize çekiyorsunuz.”
Mıke Dooley’da: “Düşünceler somutlaşır” diyor…
John ASSARAF “En çok neyi düşünüyorsanız o o olursunuz, aynı zamanda en çok neyi düşünüyorsanız onu çekersiniz”.
BOB PROCTOR: “Eğer bir şeyi zihninizde canlandırabiliyorsanız, onu elinizle de tutacaksınız demektir” demiş.
Zannedersem anlatmaya çalıştığımı gerçeği ucundan kıyısından da olsa bir nebze olsun aydınlattığı mı ifade edersem yanlış olmaz.
Kaldı ki: Farkındalığın yazarı OSHO, Sahip Olmak Ya Da Olmamak’ın yazarı ERICH FROM, Şimdinin Gücü’nün yazarı
ECKHART TOLLE hep aynı şeyi yazıyor ve okuyucusunu uyandırmaya çalışıyor.
Milletin uyanmasını istemeyenler kim biliyor musunuz? Diyanet işleri başkanlı başta olmak üzere, Türkiyeyi yöneten ve kendilerine muhafazakar diyen devşirmeler. Kalemim edebinden devşirme dedi! Okuyucu o sözcük yerine aynı anlama gelen zenginleştirilmiş sözcükler koyabilir.
Farkında mısınız? Türkiyeyi 2 bin 2 yılından beri, aynı kadrolar yönetiyor! Bu kadro iktidara geldiğinde; 81 İlden sadece birkaç ilde OHAL uygulaması kalmıştı. Ve iktidarın 15. Yılında Türkiye geneli ve 81 il OHAL’SİZ ile yönetilemez hale gelmiştir.
Sözün özü ne diyorum biliyor musunuz, kılavuzu karga olanları, sosyal medyada paylaşmayalım. Onları aklımıza getirip, çekim yasası alanına almayalım. Bu memleketi onlardan daha iyi yöneteceğine inandığımız kimseleri düşünelim, paylaşalım.
Hatta biraz daha ileri gidelim, haber bültenlerinde de iktidar konuşmacılarına yer vermeyelim. Göreceksiniz ki hem biz rahat edeceğiz hem onlar küçülecek yok olup gidecekler.

Kavlak Necati

Güneşin doğuşu, Can Kuş'u nun Dünya'ya kanat çırpması ise,
Gün batımı da, açan güllerin solan yaprakları olmalı.
Her gün yeniden doğan, her gün yeniden ölen bir bedenin,
kafesinde çırpınıp durmak zor.
Doğduğum yöre de, taşlar topraktan daha çok.
dağında gökyüzüne, Çam ağacı yerine, Ardıç ağaçları uzanır.
Gövdesi ne tomruk olur, ne de kereste.
Kiriş diye uzatamasın onu duvarın üstüne.
Yanarken saman alevi gibidir, köz bırakmaz geride.
Büyürken fidanı su istemez.
Kışın yağan kar, ve Nisan yağmuru yeter yaşamasına. İğne yapraklarının arasında olur gılikleri.(meyve)
Önce yeşil, sonra siyah.
Acıdır tadı.
İlaç olmaz hiç bir yaraya.
İşte ben böyle bir kıraç toprağın üzerinde yeşermiş,
kökü kayaların altına uzana ağaç gibiyim.
Siz çınar da diyebilirsiniz, koyu gölgesi olan, Meşe'de. Kayın,gürgen zaten hiç olmaz bizim dağımızda.
Dereler kışın akar, yazın kurur.
Avşar'ın soylu kızları suyu kuyudan çeker kovayla.
Kulaçla ölçülür kuyunun derinliği.
Al yazmalı, beyaz tülbentli kızlar, aynayla haberleşir, yavuklusuyla.
Hala öylemi bilmem.
Ben gideli gurbet ele, değişmiştir belki, gelenek ve de töre. Belki orada da geziyordur, genç kızlar sevgilisiyle el ele.
Kim bilir?
Ben buyum işte.
Diğer kimlik bilgilerim kayıtlı nüfus kütüğümde.
İlim ilçem hepsi var.
Bence esas ben, bu satırlarda saklı.
Çözün çözebilirseniz,bu bir bilmece.....
Kavlak Necati

Latest posts by Kavlak Necati (see all)

Article Categories:
Söyleşi

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.