Karşında uzun boylu servi ağaçları, sonra hafif bir sabah rüzgarı…
Arka fonda ise güneş vardır. Bir etkileşimin büyüsüne şahit olursun. Duyduğun o sestir. Onun sesidir. An itibariyle en uhrevi dileklerini tutabilirsin. Kendi çelişkilerini, gamsızlığını ve çiğ süt emmişliğini bu ahengin şikayet kutusuna bırakabilirsin.
Eğer bu yaptıklarımız geçici heveslerin kurak derelerinde balık tutmaksa, sen de böyle düşünüyorsan, o zaman alternatifini de söyle. Söyle de rızkını derelerde aramasın cancağızlar. El işlemesi halılar ve kilimler… Dokunurken maziden kalma bir şehrin en kuytu köşesi, sen de kendi alternatifini söyle. Söyle de ona göre rengini bulsun çocukların ayaklarındaki çarıklar. O çocukların attığı adımlardaki çoşkunun toz miktarı açıklansın da biz de rahatlayalım.
Peki şu sözün alternatifini arama hadsizliğinde bulunabilir miyiz? “Harabat ehlini hor görme Zakir, defineye malik viraneler var.” Sözündeki define hangi viranede? Bilebilseydik zaten bu söz söylenmezdi. Şimdi hangi posta kutusunu kullanacağız? Hangi durak evinize en yakın? Bunu sadece sen bilirsin. Bir şairin hangi dizede gözyaşı döktüğünü ise ben bilirim.
Başı dumanlı bir dağın henüz asfalt dökülmemiş yollarında halen bir kağnı ilerliyor olabilir. Üzerinde kışlık erzaklar olabilir. İskandinav ülkelerinin de başı dumanlı dağları vardır. Yine de sen Norveç peynirine karşı bir Etiyopyalının fransızlığındaki utangaçlığa anlam veremeyebilirsin. Ama aynı kardeşimizin lahmacun yerkenki samimiyetini de görmelisin.
Kültürlerin adı kaldı. Medeniyetlerin şanı kaldı. Büyük bir medeniyetin temsilciliği de belirsiz insanlardan oluşan siyasi oluşumlara bırakılamazdı zaten. Varlığın tarihinden istikbaline etiketsiz markalar lazım. Seni benden, beni senden ayırmayacak hatipler, katipler lazım.
Damarları; ta asyanın ortasından gelen bütün yorgunluğu ve zorluğu hatta soğukluğu en detayıyla bellemiş bir neslin niçin bu kadar düşmanı var bilemesek de tek bildiğimiz,ömrümüz var ki yaşıyoruz. Yaşıyoruz, alternatifi olan bir dünyanın yolcusu olarak… Ellerimizde kılıçlar olduğunda herkesin elinde kılıç vardı. Ok için de aynı durum söz konusu.
Düşüncenin alternatifi düşünce olabilme ihtimaliyle her klasöre ayrı bir şifre kurmayacağım.
Gözlerini ikinci kez o kadar yakından nefes alarak görebilir miyim bilmiyorum. Aradaki mesafeyi arttırırsak belki…
