Saat tam 9.11 bunu yazarken, dün pek de erken yatmama rağmen sabah ev ahalisinden erken kalktım. Kendine bir bardak kahve yapıp kitabımı aldım. Şimdi balkonda oturmuş kuş cıvıltıları, dışarıdan gelen araba sesleri ve gitgide daha da aydılanan gökyüzü ile kahvemi yudumlarken Marcus Aurelius’un Kendime Düşünceler kitabını okuyorum ancak Stoa felsefesi pek bana hitap etmiyor anlaşılan, yine de kitabı bitirmek istiyor okumaktan oldukça keyif alıyorum. Elime kalemimi alma sebebim bir anda aklıma gelen hayatın ne kadar tuhaf olduğu düşüncesi. Çok değil sadece bir gece önce hayattan usanmış, bitkin, umutsuz bir haldeydim. Kafamdaki düşünceleri engelleyemiyor kaygılarımı kontrol edemiyordum ve bunların hepsini geride bırakmak için aklıma gelen tek bir çözüm vardı… Yine de nedendir bilinmez bugün oldukça huzurlu hissediyorum. Erken uyandığım için mi? Hayır, ben neredeyse her gün erken kalkarım zaten. Kitap okuduğum için mi? Kitabı her zaman okurum ama her seferinde huzur getirmiyor. Sebebini bilemem ama sanırım şu anda evdeki herkesin uyuyor olmasının ve koca balkonun tamamına sessizlik içinde sahip olmamın büyük bir yeri var o kesin. Ben sessizlik ve yalnızlık insanıyım.