Kayıt Ol
Kas 2, 2015
1327 Views
0 0

Adele Hello

Written by

indir

Başımdan Aşağı Yağmur Döküldü Tutuşarak
Yazmasam n’olur ki?
Hiç.
Yazsam ?
Hiç.

Bir hiç uğruna mı yazacağım?

Puslu bir havada evinde otururken ablam yanına çağırdı, mutfağa. “Set Fire to The Rain” dinletti. O gün başımdan aşağı yağmur döküldü tutuşarak. O günden beri tutuşuyor muyum neyim bilmiyorum. Çocukların vardır böyle hayranlıkları. Kitap imzalatmak için sırada beklerken geçenlerde, önümdeki okurun yazara hayranlık ifadelerine şahit oldum interaktif imzada. Okur, yazara;

“Ben size çok hayranım, dedi. ”
“Hayranlık kötüdür, hayran olmayınız, dedi” yazar.
Atıldım atik bir tavırla.
“Öyle demeyin, dedim. İnsan neyi severse çok sever.”
“Öyle mi ,dedi ” yazar
koskoca bir sessizlik…

Haykırdım içimden, sessiz. Ben sessiz diyalogların okuyucusuyum. Anlıyorum kendimi, en çok kendimi. O yüzden bilirim hayranlıklarımı. Siz zahmet etmeyin literatürdeki karşılığını da iyi biliyorum.

Çocuk gibi işte. Hiç sevmesem de çocuk olmayı…

Ne diyor Barış Bıçakçı;
“Hamile olmayan ama içinde çocuk taşıyanların” tavırları. Yine bir satırda anlatmıyor mu :

“Bizim büyük çaresizliğimiz, sesimizin dışarıdaki çocuk sesleri arasında olmayışı”

Ve ben sevmesem de çocuk olmayı, şımarmaya çaresizce doyurduysa hayat…

Bunu niye yazıyorum? Çocuk tavırları için kocaman bir kadının. Konserlerinde bir çocuk gibi annesine seslenen, oturduğu yeri arayan, ona hibe ettiği paralarla gündeme düşen ve en önemlisi benim için ona bir aşk şarkısı “Love Song” u yazan bir kadının çocuk, anne olduktan sonra annelik üzerine bir albüm yapıp sıkıcı bulan bir kadının hal içindeki halleri.

Seninle yalnızken;
Temizmişim gibi,
Bütünmüşüm gibi,
Yuvamdaymışım gibi,
Gençmişim gibi
hissediyorum

Albümü bekleyemedim içimden günlerdir tekrar ediyorum yazsam ne, yazmasam ne? Sigara kokan ses tonundan ve bir video-klipten dünya çıkardım. Niye tırnaklarını bu kadar uzatıyordan, seçilen erkek figüranın ten rengine, yine aynı karakterin elindeki henüz çözemediğim Arapça olduğunu tahmin ettiğim dövmeye kadar eşleştirmeye çalıştım. Çöp alemi rüyamda İngilizce ona ;

“Siz tanımasanız da beni, ben aşağı yukarı her şeyi biliyorum hakkınızda” ya ve sımsıkı bir kucaklaşmaya kadar. Kendi sözleriyle “Her şeyi, her zaman yaptığım ve hiç yapmamışım gibi makyajladım.” Tabi kişisel eleştirilerimle süzdüğümde kısa filmi; bir ilişki gözlüğü arkasından, kişisel farklılıkların ilişkiye yansıması ve yoğun iletişimsizlik fark ediyorum. Kendini açıkladığı gibi;

” Hayat bu.”

Otoriterlerin tınısını benzettiği “Someone Like You” için kendisinin ifade ettiği ses mühendisliği etkisi şüphesiz Hello da fark edilecek düzeyde. Çokça hazırlandığı bu albüm içinde eğlenceli parçaların da olduğunu, 5 muazzam parça hakkında konuşulduğunu bilmek için müneccim olmaya gerek yok. Yeni açtığı instagram hesabından Adele, bu albüm ve 21 için bütün duygularını samimi olarak paylaştı zaten çarpıcı ifadelerle. Makyaj albümü olarak kodladığı albümün 21. yüzyılın en çok satacak albümü olacağı dedikodular arasında. Bu sefer kim çekiyor albüme beni acaba derken içinden Phil Collins çıktı. Bir piano albümü olduğu kesin. Siyah bir ekran ve tam sonbaharda sonbaharı yaşayan bir tema, Adele’in isminin bile ekranda belirmemesi, diğer albümünün kalp kırıklıkları etiketini alması yanında yeni albümün kendini affetme albümü olarak nitelendirmesini de çok etkili tanıtım çalışmaları olarak buluyorum. Elbette anne olduktan sonra yoğun olarak maruz kaldığı Östorejenin onarıcı etkisin albüme yansımaları.

Beni daha çok etkileyen onu anlamaya çalışmak. Yüz ve el edebiyatına inanan biri olarak garip bir biçimde onu anladığıma, onun samimiyetine inanıyorum.

Giydiği kıyafetlerin onu daha kilolu göstermesini aldırmadan ve sektöre inat daha da ve hep saklı giyinmesi dikkat çekiciydi benim için. Konuşmaya bir nefesle başlıyor olması diğer dikkat ettiğim konu. Konuşuyor diyorum çünkü; albüm yolun yarısı olarak nitelendiriliyor. Alışkanlıkla ilgili makalelere göz gezdirirken çalışmalarım dahilinde, alışkanlıkların davranışa dönüştürülmesi, nefes alma ve nefesi doğru kullanma alışkanlığı gözüme çarptı. İşte bu noktada derince yılları nefesledikten sonra konuşmaya başladığı klibin 1:10 anı aklıma geldi. Nefesin içinde var olan koku. İlişkilerimizde, birbirimizi tanırken kokulardan bahsetmiyoruz ya da hatırladığımız kokuları sormuyoruz. Hatıralar olduğu için mı içinde? Ya da kokular kötü alışkanlıklarla kötü davranışlar mı öğretti bize? Adele de konuşma boyunca sık sık havayı soluyor anılar için.

Bir de telefon etkisi var hayatında. Fobik insanlar var malum. Bilim adamlarının bahsettiğine göre telefonla ilgili olumsuz anıları olan insanların telefon kullanmak istemediği hatta telefon sesinden oldukça rahatsız olduğu gerçeği. Hello da altın çizmek istediği bir gündemi var mutlaka telefon ve iletişim ile ilgili. Make You Feel My Love da hissetmemiş miydik bu etkiyi? O şarkıyı da asıl sahibi Bob Dylon’dan da dinlemenizi tavsiye ederim yeri gelmişken.

Velhasıl.

Yazsam ne, yazmasam ne?

Yazdım işte. Belki uzattığı tırnaklarıyla daha uzun görünmesini istediği ellerini kendini savunurcasına kullandığı için hayata.

eylulokay

Bir deniz deliliği yaşıyorum.
Avatar

Latest posts by eylulokay (see all)

Article Categories:
Eleştiri · Hayata Dair · Psikoloji

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.