Hava yine soğuk. Darmadağınıksın, sahipsizsin, yoksulsun. Gök yüzü çok uzaktaydı senden. Şakayla karışık yağmurlar başlamıştı adını bilmediğin yerlerde. Bir bebek ölmüştü ilk nefesinde… Gölgelerle saklambaç oynuyordu çocuklar. Sen kalkamadın çocuk. Mum direğini dikemedin avuçlarının ortasına. Mızraklıydı ellerin. Onlara katılamadın hiçbir zaman. Artık gözlerin ve palton da paramparça… Ama birazdan bitecekti. Sanki birazdan katran kokulu zaferler son bulacaktı. Sen göremeyecektin çocuk. Soluk soluğaydın dışarıda. Zorla tıkacaklardı çünkü kafeslere. Alacaklardı son gülüşleriyle ömrünü. Harap edeceklerdi bahçeni, üstüne basacaklardı. Bir yanında kalabalık bir yanında hiçlik olacaktı. Yoruldun çocuk. Hem abi olmaktan hem baba olmaktan. Hem de evlat olamamaktan yoruldun. Tüm hayatın on dokuz kere yarım kaldı ama daha yirmi bile değilsin ki çocuk. Ateş isteyecekti senden birileri, cıgaranı kurutacaktı. Kemanları susturacaktı zalimler, güvercinler kaçışacaktı. Fakat acıların da prensibi vardı.
Karlar birikecekti göğsüne, kar altında kalacaktı aşkların. Mavilikler sevişmeyecekti koşan bulutların arasında zamanla. Pencereleri açamayacaktı bekleyenler, şarkılar söyleyemeyecekti gün batımlarında. Uçurum kokulu bir akşam kenarında şişeler kırılacaktı yüzüne, şişeler ağlayacaktı. Telleri kopartılacaktı sazların, sözlerin, şiirlerin. Kafiyesiz bir şehrin faylarında hayallerin sallanacaktı. Senaryosunu sen yazamayacaktın bu devrin. Yıl 2014 olmayacaktı. Gelmeyecekti o temmuz. Diğer temmuzların da gelmediği gibi. Bir mısra olacaktın esirgeme kurumu yalnızlığıyla. Kadehlere sığmayacaktın. Tırmanacaktın ahşap merdivenleri, yüreğimiz göçecekti adımlarında. Başak kokulu saçlarında pazartesiler uyanacaktı. Pişirmeyecekti bir nine ekmeğini tandır başında. Titreyen bir evsizin yüreği kadar sıcak kavgası ve isyanıyla yumruklayacaktın hayat torbasını. İlk değildi bu korsan sevdalara gönül koyuşun. Bütün terkedilişleri giyinmişken yine de affedecekti yüreğinin mahkemeleri. Bayram şekerleri canını yakacaktı, mendil sallayacaktın trenlerin arkasından. Yakacaktın gençliğini kimselerin bilmediği şehirlerde. Korkacaktın boş bulunup ölmekten birinin baş ucunda çocuk. Bir umut vardı. Sadece izi kaldı.
Öptüm kimsesizliğinin yanaklarından.
Sessizce ve sinsice
Belki bir karanlık meydanda yitirdik seni
Belki bir istasyon kenarında.
Al gövdeni git buralardan.
Yanında olamadık.
Affetme bizi çocuk.
DEMİROĞLU