Bir küçük pencere, ahşap kirişleri ile. Ve hemen hemen her cumartesi temizliğinde silinmekten geri kalmamış duruluğu. Ben ve arkadaşlarım o pencereleri severdik. O pencerelere biraz nefes verip ismimizi yazanlardık biz, anamızın kızmasına rağmen defaatle isimlerimizi yazardık o pencerelere.
O zamanlar televizyon yoktu ve ben o pencerelerden bakmaya bayılırdım, saatlerce bakmayı, her sıkıldığım da oraya koşmayı severdim. Bizler o pencerelerin değerini o zamanlar biliyorduk. Saatlerce izlediğimiz sokak, izlediğimiz insanlar, sokağın sarı kedileri… Bizler kaptırırdık kendimizi, insanları ve yolu severdik. Düşünürdük, küçük aklımızla. İnsanları, yolları ve sokağın sarı kedilerini unutur belki de hayaller kurardık. O küçük aklımızın yettiğince.
Ben ve arkadaşlarım o pencerelerde çok iyi şeyler yapmıştık ve küçük kötü şeylerde. İlk birincilerimizi anamızdan gizli o pencelerde içmiştik. Sokak lambasının loş ışığında, ah o birinciler ne de tatlıydı. Arabalar geçerdi ve insanlar da ve ben mütemadiyen arabalara takılır bir süre sonra da onları unutur kendi kafama takılırdım. Biz o pencerelerden az şey seyretmedik, biz o pencerelerde belki de saatlerce kendimizi izledik sadece bizim olanı izledik belki de.
Biz o pencerelerde Ali ile az kız kavgası yapmamıştık, biz Ali ile iyi dosttuk ve Ali hep kazanırdı. Çokça aşık olmuş ve çokça da geçirmiştik hepsini. Bizler o pencelerden haberleşir, anlaşırdık. Geceleri evlere bile bakmışlığımız vardı ve örtülen perdeleri de çokça izlemiştik. Bazen şehrin elektrikleri gider ve büsbütün karanlıkta o penceler adeta bir boşluğun büyük ve ihtişamlı kapısına dönüşürdü. Bu karanlıkta bizler sanki bir başağın hafif ve bir o kadar da tatlı bir rüzgarda sallanışları gibi kendimizi rahat ve huzurlu hissederdik. Bir sokak lambasının geceleyin yanmamasının tadını belki de o zamandan beri almamıştık. O huzuru belki en son o zaman tatmıştık.
Ben Ali’ yi severdim ve o bu huzurun ne olduğunu ben kadar biliyordu. Acaba Ali’ de özlüyor muydu? Şimdi ise bir sedirin üstünde küçük odamı izlerken burnuma nedense anamın kekinin kokusu geliyor ve ben pencereye çıkmak dahi istemiyorum; biliyorum ki çıkarsam bir birinci yakacağım ve biliyorum ki o birinci bana o eski tadı yaşatmayacak ve o birinci bana Ali’ yi hatırlatacak, yıllar sonra kapımda düğün davetiyesini gördüğüm Ali’ yi.
Ahşap Pencereler ve Ali