Özledim, Albayım. Baya özledim. Babamın pazar sabahları gelip, yatağımın kenarına oturup, beni uyandırdığı ama aslında uyanık olduğum, numara yaptığım günleri özledim. Leyla ve Mecnun’u özledim mesela… Ferhat ile Şirin’i… Şems ile Mevlana’yı… Çünkü, kimse onlar gibi sevmiyor, Albayım.
Biliyor musun, Albayım? İnsanların yalancı gülümsemelerini bile özledim. Çünkü, artık kimse gülmüyor.
İnsanlar, Albayım, insanlar… Çok acımasızlar. O kadar acımasızlarki iyilik yapıyorsun, karşılığında kötülük veriyorlar. Acaba kötülük yapsam, karşılığında iyilik verirler mi?
Çok yoruldum, Albayım. Çok yoruldum. İyi biri olmaktan… Kuruyan çiçekleri suladığım halde çiçek vermemelerinden yoruldum.
Senden birşey isteyeceğim, Albayım;
-Kalbime ”artık dur” der misin? Beni dinlemiyorda…
ŞMY