Altay Bey bir trafik kazasında tüm ailesini kaybetmiş emekli, yalnız bir adamdı. Çocuklarını ve eşini kaybettiğinden beri dünya sanki renklerini yitirmiş, siyah beyaz sıkıcı bir filme dönüşmüştü. Bu büyük kayıptan beri bu eski ev, neşesini ve sesini yitirmiş, Altay Bey için huzursuzluk getiren bir harabeden başka bir şey değildi. Olaydan sonra Altay Bey zamanının çoğunu uyuyarak geçiren, hiçbir işle uğraşmayan bir adam olmuştu. Uyuduğu zaman bu eski ve yıkık dökük ev ona normaldeki kadar çok huzursuzluk getiremiyor, keyfini kaçıramıyordu. Ancak her yatağa yattığında yanında eşini arıyor, hasretine dayanamıyordu. Uyuduğunda o kaza rüyalarında tekrar ve tekrar canlanıyor, kan ter içinde uyanıyordu Altay Bey. Artık bu acı rüyalara katlanamıyor uykusu kaçıyordu ancak hem yaşı gereği hem de tuttuğu yas yüzünden uyumaktan başka yapacak bir şey gelmiyordu aklına. Birisi ona neler yaptığını veya nasıl olduğunu sorduğunda tek yaptığının uyumak olduğunu söylerdi çünkü gerçekten de tek yaptığı uyumaktı, hem böyle yaptığı diğer zaman kaybı işleri de dile getirmemiş oluyordu. O da çok istiyordu kıymetli zamanını kayda değer işlerle geçirmek ama ne yapsa olmuyordu sadece zamanın geçmesini bekleyebiliyordu. Zaten ne dışarı çıkacak ne de diğer insanlara katlanacak mecali vardı.
Karısı Neriman Hanımdan kalan ipliklerle ve tığlarla örgü örmeyi denemişti. Hem evde nasıl örgü öreceğini öğrenebileceği bir el kitabı da bulmuştu. Bu kitabı Neriman hanım kızına örgü örmeyi daha kolay öğretebilmek için almıştı. Kızları Nalanda boş vakitlerinde bu kitabı kurcalar annesi gibi hızlı örebilmek için bol bol pratik yapardı. Onlardan kalan bu yadigarlarla örgü örmeyi deneyen Altay Bey ne yazık ki titreyen elleri yüzünden tığı elinde tutmayı bile beceremiyordu.Bir ilmek atıyor ikincisi öncekinden büyük oluyor sonraki ise çok küçük oluyor yamuk yumuk bir iş ortaya koyuyordu. Atkı yapmak için başladığı bu örgü en sonunda yuvarlak delikli bir bardak altlığına benzemişti. Verdiği onca emeğe günün sonunda bir bardak altlığına benzemişti! Bardak altlığı ise bardak altlığına benzemiyordu bile yamuk yumuk büyüklü küçüklü bol delikli dir daire idi. Böylelikle uzun uğraşlar ve bol denemeler sonucu örgü örmekten vazgeçmişti. Zaten ne zaman o el kitabını açsa ya da tığı tutmaya çalışsa aklına kazı ve eşi geliyor göz yaşlarını tutamıyor en sonunda ise kendini hüngür hüngür ağlarken buluyordu. İlk bir kaç haftayı böyle geçiren Altay Beyin canı artık çok sıkılmış gözlerinde yaş kalmamıştı. Bir gün eskiden yaptığı gibi mahalle kahvesine gidip oturmak ve arkadaşlarını görmek ister ancak herkesin ona çay ısmarlamaya çalışması, sürekli insanların ona iyi olup olmadığını sorması ve maruz kaldığı acınası bakışlar yüzünden oraya uzun bir süre daha uğramamaya karar verir. Kahvede yaşananlar Altay beyin canını amma sıkar ve başka bir uğraşla uğraşmaya karar veriri. Ne de yeteneklidir Altay Bey? Ne yapabilir?
Uzun süre düşünüp taşındıktan sonra ileri seviye Fransızca bilen Altay Bey evinin yakınlarındaki bir kursta ders vermeye başlamaya karar verir. Günler, haftalar geçer Altay beyin keyfi yerine gelir, öğrencileriyle iyi anlaşır ama asla eski nesesine kavuşamaz. Ne yapsam her şey eskisi gibi olur diye düşünmekten içi içini kemirir.Eski nesesine kavuşmak ister Altay Bey her şey eskisi gibi olsun ister ama bu arzusu asla gerçekleşmez, gerçekleşemez.Ölenle ölmek istemiyordu Altay Bey. Ev asla eskisi gibi gürültülü değildir ya da yatak her zaman kocaman ve çok boştur eşinin yokluğundan ama Altay Bey zamanla bunlara alışır ve biraz daha iyidir. Örgü örmeyi tekrar deneyen Altay Bey titreyen ellerine ve ona hüzün getiren anılara rağmen örgü örmeyi öğrenir. Elllerinin titremesi işini oldukça zorlaştırsa da eşi ve biricik kızından kalan bu yadigarları kullanmak ister, ve sonunda ortalarında ve kenarlarında irili ufaklı delikler olmasına bir atkı örmeyi başarır. Artık kahveye de gidiyordur Altay Bey, arkadaşları ona asla eskisi gibi davranmaz yanında hep çok temkinli ve duyarlıdırlar ama buna alışan Altay Bey eskisi kadar sık kahveye gidip gelmeye başlar. Hayatı asla eskisi gibi olmaz ama en azından hayattan zevk almayı öğrenir Altay Bey.