Zaman sanki bana inat akıp gidiyor. Karanlıklar dört bir yanımı sararken,ölmekten başka seçeneği olmayan kurbanlık koyun gibi çaresizim. Ne insanlar ne kardeşlerim nede ben anlıyorum beni. Bilmiyorum bu durgunluk neyin nesi.
Keşke şu lanet dünya yakamı bıraksa. Sıyrılsam korkularımdan ve öfkelerimden. Utanmasam,çekinmesem mesela. Haykırsam herkese: ARTIK YETER!!!!
Kendi kendimden korkmaya başladım. Sanki içim karanlık bir labirent gibi.Nereye gidersem gideyim hep başladığım noktaya geri dönüyorum. Buraya nasıl geldim onuda anlamıyorum. Ama biliyorum. O lanet labirentin bir giriş noktası olduğu gibi çıkış noktası da var.Ve sabırla o günü bekliyorum.
Mutluluk hayatın tadı. Tarif edilemeyecek kadar güzel.Fakat her insanın mutluluk nedeni de farklı. Kimisi bir kilo soğana sevinir kimisi milyonlarca liralık arabaya,kimisine gülmek için bir çift söz yeterken kimisi için mutluluk rakı sofralarla ve ışıklı kadınlarla beraberken gelir.
Ama acı öyle mi? Herkes için ortak olan acı nedenleri sayılamayacak kadar çoktur. İnsanlar ne kadar farklı olurlarsa olsunlar herkesin ortak yaptığı iki eylem vardır ve bu bütün dünyada geçerlidir. Bu iki eylem gülmek ve ağlamaktır. Herkes için gülmek mutluluğu ifade ederken acıyı ağlamak temsil eder. Hatta sevinç gözyaşlarının bile bir köşesinde acı gizlidir…
SENANUR BUDAK
