Kafamızı kurcalayan binlerce soru cümlesi Ne? Neden? Niçin? Acaba? ve bunların milyonlarcası… Herşeyi bir nedene bağlama çabaları bir neden bulamadıkça ya öznesi ya da yüklemi eksik olan kurduğumuz hayal cümleleri , öyle fazlalarki. Sürekli, bir neden arayışları içerisindeyiz . Cevaplarını bulamadığımız sorularla bir anda bizde yok oluyoruz sanki, kendimize yeni bir dünya açıyoruz ve içerisindeki bilinmezliklerle yok oluveriyoruz. Küçücük bir umudu dünyayalara paha biçip oturup bide nedenini düşünüyoruz, küçücük bir anı hayatımız , masum bir gülücüğü mutluluğumuz yapıyoruz. Gülse niye güldü? Seviyorum dese, neden beni seviyor? ya da yalan mı söyliyor? Umut verse neden beni seçti? Mesaj atsa ilgimi gösteriyor beni mi düşünüyor? Atmasa önemsemiyor mu? Bulusmasa bulusmak mı istemiyor yoksa beni görmek istemicek kadar nefret mi ediyor? Sürekli milyonlarca bu sorularla yaşıyoruz işte .Yaşamıyoruz kayboluyoruz .Zamanla kendimizi kaybediyoruz .Kaybettiğimiz beni arıyoruz sonrada onda bunda sunda bize ilgi gösteren işte o dediğimiz bir başkasında arıyoruz, günün birinde aptal(!) bir sözde buluyoruz onu bir başkasında buluyoruz kendımızı ve ‘Aşık oluyoruz’ .Soruların tek cevabı olan bize kendimizi hatırlatan aslında unutmamızın nedenide ‘O’ olan kişiye aşık oluyoruz. Hissettiğimize, dokunduğumuza, hayallerimizi süsleyene , gördüğümüze herseyine , benim diye benimsediğimiz ‘O’ insana aşık oluyoruz.
Bizi biz yapan yeri gelince bize kim olduğumuzu unutturan gerçek birine diğer yanımıza aşık oluyoruz işte:)
Pınar Beste Atasavun