Kayıt Ol
Nis 17, 2019
66 Views
0 0

ATEŞ BACAYI SARDI

Written by

Ne çabukta geçip gidiyor günler? Doruğun, bağ bahçe arasında yaptırdığı sabah sporu, mahalle arasındaki anlamlı koşu, canlı yakalanan yılan ve yılan şiş; bölükte fenomen oldu.
Günlerce konuşuldu.
Yeni mahalle’de, mahalle sakinleri “ yaylalar yaylalar türküsü “ eşliğinde koşan, tunç tenli, buğday benizli, kara yağız Mehmetçiklerin ayak seslerini, günlerce çeşme başında, Kosta’nın kahvesinde işsiz, eli boş aylakların diline; günlerce meze oldu.
Halk konuşa dursun!
Saat hiç durmuyordu.
Tik tak, tik tak seslerini duyan olsa da olmasa da zaman su gibi akıp gidiyordu. Âdem, masa başında ya da eğitim alanında, gün geçirdiğini zannederken; günler onların ömründen göz açıp kapayıncaya kadar sonbaharı çalmıştı.
Günler geçer de aylar durur mu?
Bimen Şen’in bestelediği “Yıllar ne çabuk geçti o günler arasından” şarkısındaki gibi Kasım ve Aralık ayları da geldiği gibi koşar adım uçtu gitti.
Havalar iyice sertleşmiş, kara yel ve poyraz yönünü şaşırmış, Ada’da yaşayan insanların ilik ve kemiklerine doğru esiyor ve içine işliyordu.
Rüzgâr şiddetini artırdıkça, Helena ve Doruk arasında filizlenen aşk tomurcuğu kardelen çiçeğinin karın altında yeşerdiği gibi yeşerdi ve serpilmeye devam etti.
Doruk ne zaman eline su kovalarını alıp çeşmenin başına doğru yürüse; diline bir pınar türküsü takılıyordu!
Başlıyordu mırıldanmaya…
-“Pınarın başı güzel, Dibinin taşı güzel, Kurban olim o yâre, Kirpiği kaşı güzel” ya da bir başka pınar türküsü:
”Yol üstünde bir gelin, Kemere koymuş elin, Kızınan pazar olmaz, Seni severem gelin” sözleri diline düğümlenmişti.
Deyim yerindeyse ateş bacayı sarmış, çeşme başındaki bakışmalar, göz kırpmalar, tebessümler, yerini kaçamak buluşmalarla taçlanmıştı.
Buldukları her fırsatı, kaçamak buluşmalarla el ele göz göze geçiriyorlardı. Daracık sokak arası ya da evin arkasındaki zeytinlik, kaçamak buluşmanın gizemli adresiydi.
Buluşma adresi dar sokaklardaki taş duvarların dili olsa dilini yutar, zeytin ağaçlarının gözü olsa, göz kapaklarını elleriyle kapatırdı.
Her kaçamak yürekte ayrı bir heyecan, dudakta ayrı bir lezzet ya da tat bırakarak bitiyordu.
Bazen güneşli havada bulutların üstünde çıkıyor, ürkek güvercinler gibi kanat çırparken; gürleyen gök, çakan şimşek arasında yağmur olarak yere düşüyorlardı.
Sonunun nereye varacağı, nasıl biteceği bilinmeyen bu serüven kendi pınarında doğmuş kendi mecrasında akıyordu.
Nereye kadar akacak?
Hangi deniz ya da göle dökülecekti?
Bu soruyu, ne Helena ne de Doruk, kendi kendine bile sormadı.
Cevapta aramadı…
Kendilerini nereye götüreceğini bilmedikleri bir rüzgârın kollarına bırakmışlardı. Ve rüzgâr nereye kadar taşırsa oraya kadar onun kanatlarında uçacaklardı.

…/…

Kavlak Necati

Güneşin doğuşu, Can Kuş'u nun Dünya'ya kanat çırpması ise,
Gün batımı da, açan güllerin solan yaprakları olmalı.
Her gün yeniden doğan, her gün yeniden ölen bir bedenin,
kafesinde çırpınıp durmak zor.
Doğduğum yöre de, taşlar topraktan daha çok.
dağında gökyüzüne, Çam ağacı yerine, Ardıç ağaçları uzanır.
Gövdesi ne tomruk olur, ne de kereste.
Kiriş diye uzatamasın onu duvarın üstüne.
Yanarken saman alevi gibidir, köz bırakmaz geride.
Büyürken fidanı su istemez.
Kışın yağan kar, ve Nisan yağmuru yeter yaşamasına. İğne yapraklarının arasında olur gılikleri.(meyve)
Önce yeşil, sonra siyah.
Acıdır tadı.
İlaç olmaz hiç bir yaraya.
İşte ben böyle bir kıraç toprağın üzerinde yeşermiş,
kökü kayaların altına uzana ağaç gibiyim.
Siz çınar da diyebilirsiniz, koyu gölgesi olan, Meşe'de. Kayın,gürgen zaten hiç olmaz bizim dağımızda.
Dereler kışın akar, yazın kurur.
Avşar'ın soylu kızları suyu kuyudan çeker kovayla.
Kulaçla ölçülür kuyunun derinliği.
Al yazmalı, beyaz tülbentli kızlar, aynayla haberleşir, yavuklusuyla.
Hala öylemi bilmem.
Ben gideli gurbet ele, değişmiştir belki, gelenek ve de töre. Belki orada da geziyordur, genç kızlar sevgilisiyle el ele.
Kim bilir?
Ben buyum işte.
Diğer kimlik bilgilerim kayıtlı nüfus kütüğümde.
İlim ilçem hepsi var.
Bence esas ben, bu satırlarda saklı.
Çözün çözebilirseniz,bu bir bilmece.....
Kavlak Necati

Latest posts by Kavlak Necati (see all)

Article Categories:
Anı

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.