Aynaya baktığımda tamamen bitik bir kız görmüyorum. Tamam, biraz makyajı akmış ağlamaktan, belki yüzü düşmüş, elleri 5.0 şiddetinde. Ama titreyen dudaklarının arasında inatla parlayan beyaz dişleri var; sigaradan olabildiğince. Dünyası tepetaklak olmuş bir kız gibi bakmıyorum aynadaki yansımama. “Denedim. Başaramadım. Olsun, yine deneyecek belki yine başaramayacağım.” der gibi bakıyorum. Dudaklarımın içinden “Bıktım.” diye başlayan isyanlar çıksa da yeryüzüne, gözlerimin içinin o sese garezi var. İnadına parlıyor. İnadına ışıldıyor.
Beynim “Güzel olsaydım…” diye başlayan keşkeleri düşünse de gülümseyen dudaklarım her şeyi durduruyor. O gülüş çok acı çekmiş birinin gülüşü olduğunu öyle bariz ortaya koyuyor ki; kendi kendime, kendi içim acıyor ve bunu bir tek ben fark ediyorum.
Ben sizin o küfürlere laik gördüğünüz bedeni bulamıyorum aynada. Her milimimde acı saklı. Her yerimin canı yanmış defalarca. Düşmüş ama vazgeçmemiş.
Ben çok düştüm çok ta kalktım. Öyle baştan aşağı acı kokmuyorum.