Kayıt Ol
May 8, 2014
1050 Views
0 0

Başka Bir Hikaye

Written by

BAŞKA BİR HİKAYE

  Balkon kapısının gıcırtısına isim koyacak denli yalnızdı Nermin, bu yüzden gelen sesler ona ‘merhaba’ der gibiydi, ayağa kalkma gereği duymadı ve uykusunu sürdürdü nerede bıraktıysa oradan devam ederek. Sonra sabah oldu, ne kadar uyuduğunu, ne ara uyanıp ona merhaba diyen balkon kapısının seslerini umursamadan tekrar uykuya daldığını hatırlamıyordu, gidecek bir işi yoktu ancak erken uyanmayı pek seviyordu, uyandı, çift kişilik yatağının köşesine oturdu ve ayılmak için sarstı kendini, bir yararı yoktu. Geceyi evinde geçirmiş, oraya buraya kusana kadar içmişti, sonra ne yapmıştı, hatırlamıyordu pek ama muhtemelen uyumuştu. Tülün ince kısımlarından geçip yüzüne vuran güneş ışınlarından rahatsız olmuştu, -hay güneşini sikeyim- dedi, perdeyi kapattı.

Bugün başka bir gün değildi, her gün nasıl uyanıyorsa, bugün de öyle uyanmalıydı, her günü ne kadar seviyorsa bugünü de o kadar sevmeliydi. Büyük bir kalkışma sayılmayacak hamlesiyle sıyrıldı omzundaki battaniyesinden, güneş vuruyordu gözüne küfrünü örtemeyecek kadar ancak evi soğuktu, zamlar malum olduğu kadar zalimdi de, insanların ısınmasını engellediği kadar, onun evinin sıcaklığını da etkiliyordu, evi soğuktu ve üşüyordu. Bu yüzden büyük bir kalkışma sayılamayacak kadar büyüktü omzundaki battaniyeden sıyrılıp banyoya ulaşabilme çabası onun nezdinde insanlık için. Ona sorsan siktir et derdi insanlığı, insanlık karın doyurmuyordu en nihayetinde. İnsanlık onun evinin ısınmasını sağlamıyordu, insanlık onun karnını doyurması için gerekli erzağı temin etmiyordu, insanlık onun vicdanını da kamçılamıyordu. Hiçbir şeydi ona sorsan insanlık, o da gitti yüzünü yıkadı.
Nermin’in evi iki göz oda olarak tabir edilemeyecek denli büyüktü, ev ona aile mirasıydı, ailesinin onun hayatına kattığı ve artı olarak hafızalarda yer edinebilecek tek husus barınmaydı muhtemelen. Doğduğundan beri bu evde yaşıyor, bu evden nefret ediyor ancak bir türlü kurtulamıyordu. Bu eve doğmuş, bu evde büyümüştü, ilk dayağını bu evde yemişti ve son da olmamıştı. Kurtuluşunun ilk günü olarak nitelediği acıya kadar sürmüştü durum, güneş hep karanlığa doğmazdı ona göre, bazen en aydınlık güne de doğabilirdi güneş, onun için öyle olmuştu. Hiç evlenmemişti Nermin, birkaç kere evlendirilmeye çalışılmış olsa da bir türlü kaçabilmeyi başarmış her seferinde yine bu eve, bir türlü kurtulabilmişti, sebebini o da çözemiyordu tam olarak.
Bir dalgınlığın içinde düşünüyordu kendini, sonra bir denizin içine atlıyordu ama nasıl deniz, görseniz şaşarsınız, balıkları dost canlısı, sonra göğe dolduruyordu kendini sebepsiz. Ailesi Üsküp’ten göçmüştü, babası ve annesi bir rastlantı eseri tanışmıştı Kabataş’ta çok önceki zamanlar denilemeyecek yakın zamanlarda, en azından tahmin edilen yaşından birkaç sene fazlasıydı Nermin’in, Nermin diplomalı işsizlerdendi, yaşı 26.
Avatar

Latest posts by Ozan Oztelli (see all)

Article Categories:
Hikaye Öykü

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.