Her gün olduğu gibi çalıştığımız cafedeydik,yemek molası verilmişti,y ve ben her zaman olduğu gibi bizi bizim diğerlerinden farklı olduğumuz sanısına götüren felsefi ve ahlaki temalarla örülü konular konuşuyorduk,varsın diğerleri kızlardan,arabalardan,başkalarının kişilik ve dış görünüşlerinden,tatmin edemediği dürtülerinden konuşsundu,biz farklıydık,onlar sıradan ,biz özeldik,klişe tabiriyle onlar sürü,biz çobandık,onlar tarla faresi,biz ise Elvis’dik,Sokrates’tik,Leonardo’yduk,Tolstoy,Sezar,Marilyn Monroe’yduk. Sohbete y başladı cafe nin ızgara ustası a dan bahsetti,ilçe ahalisi olarak latin alfabesinin tüm harflerini isim olarak sonuna kadar kullanmayı ilke edinmiştik,( ha bu arada usta a dan konuşuyorsak konuşmanın ana fikri ahlak olduğu içindi,yoksa diğerleri gibi onu çekiştirmiyorduk,dedim ya biz özeldik)y onun işini nasıl titizlikle yaptığından,dürüstlüğünden,insanlarla olan olumlu ilişkilerinden bahsetti,ben de babacanlığından,dostluğa ve eskilerin deyimiyle muhabbete olan düşkünlüğünden,aynı zamanda iyi bir sırdaş olduğundan söz ettim.Zaten insan dediğin böyle olmamalı mıydı,dürüst,çalışkan,iyiliksever,babacan,tutarlı,erdem denilen şey bu ve bu gibi kavramların,toplamından başka neydi?Bizi hayvanlardan ayıran bu nitelikler değil miydi?İnsan denilen boş balonun içi bu niteliklerle doldurulmamalı mıydı?Çalışmamdan arda kalan zamanlarda kitap okurdum,bir keresinde bir filozof adı Sartre’dı sanırım varoluş denen bir şeyden bahsediyordu,kısaca insanın bu dünyaya dolu bir şekilde gelmediğini(sanırım öz oluyordu bu),insan yaşamının bir süreç olduğunu,insanın kendi yaptığı seçimlerle deyim yerindeyse kendini doldurduğunu,buna da varoluş dendiğini söylüyordu.Biz seçimimizi iyilikten yana kullanmıştık;ancak bu yolla medeniyet daha yüksek bir seviyeye ulaşabilir,anlamsız savaşlar son bulur,insanlığın özlemi olan nihai barış gerçekleşebilirdi(çok mu klişe konuşuyorum ne?neyse)ben z cafe çalışanı bay z benim doğrum buydu,ah o savaşlar,o kahrolasıca savaşlar,defolun ve bir daha geri gelmeyin.Bırakın bir insanı,bir canlıyı öldürmek,hayatta yapabileceğim hatta hayal bile edeceğim bir şey değil,çünkü benim seçtiğim yol bu,kim bilir belki yaratılış gereği böyleyimdir,neyse kendimi övmeyi pek sevmem. Ben ve y yine filozofların ve ahlak bilimcilerin konuştuğu konuları konuşurken kapıdan ayakkabı boyacısı x girdi,bize doğru geliyordu,şu lanet ızgara ustası a nın ona hiç benzemeyen oğlu x,ona borcumuz olduğunu söyledi,evet gerçekten de vardı,bilmem kaç ayakkabı boyasının parasını ödememiştik;ama kimin umurunda şu iğrenç mahluka bir de paramı ödeyecektim,zaten babası yüzünden her gün cafede bedava yemek yemesi yetmiyormuş gibi,haraç alır gibi yüzsüz yüzsüz bizden para da istiyordu beyimiz.Babası yüzünden katlanıyordum ona yoksa kapıdan içeri dahi sokmazdım .Bir insandan nefret edilebilecek her türlü özelliğe sahipti,dışarıdan onu gören kişiye “gel beni aşağıla der gibi bir hali vardı,böyle babadan böyle oğul,şaşılacak şey.Ben ve y onu bir güzel azarladıktan sonra kendimi tutamayıp ona bir çelme taktım,yere düştü,cebinden düşen bozuk paralar oraya buraya savruldu,gözleri yaş doldu itiraf edeyim bu hoşuma gitti,y de kendini tutamayıp başına bir kaşık geçirdi,çocuk ağlamaklı,”neden böyle yapıyorsunuz,ben size ne yaptım” diyebildi,açıkçası keyfimiz yerindeydi,bizi tek korkutan şey patronun çıkardığımız gürültü sebebiyle bizi azarlama ihtimaliydi,bu yüzden ona ”git işine be,sana para mara yok” dedim.O da bunu acı bir şekilde anlayarak usul usul gitmeye hazırlanıyorken,birden arkama baktığını gördüm y de o tarafa doğru bakıyordu,içimden “eyvah patron” diye geçirdim ,korkarak da olsa arkamı dönebildim,patron değildi,bu bay q du.Bay q cafenin müdavimlerindendi,kimseyle konuşmaz sessizce yemeğini yer,hesabı öder sonra da çeker giderdi anlayacağınız,ilginç biriydi.Onu buraya getiren sebebi merak ettim,tam ben soracakken o konuştu: -Ne yapıyorsunuz gençler -Hiç eğleniyoruz bay q. -Başkasıyla dalga geçerek mi? -.Şey,bayım bu kişi başkası bile sayılmaz -Neden? -Çünkü bu kişi bir hırsız,yalancı ve uyusuğun teki baksanıza burnundaki sümüğü temizlemeye bile aciz. -Ben de onu diyorum,düzelmez,bu şekilde düzelmez. -Ne düzelmez? -Hayat,dünya ,her şey. -Nedenmiş o? -Bakın çocuklar,iyilikten bahsedebiliriz,iyi olmaya çalışabiliriz,belki de kendimizi iyi biri olarak da hissedebiliriz;ama,işte,değil,bu ,bu beni delirtiyor,bilmiyorum,yanlış.Birini sevmek için kendimize az sebep buluruz;fakat iş nefrete gelince bu sebep sonsuzlaşır.Ne siz bu çocuktan,ne de bu çocuk sizden daha iyi,bugün bu masada bu şekilde bulunmanızın sebebi şartlar,belki daha iyi şartlar da bu çocuk bir melek olabilirdi,belki de olmazdı,aslında olmazdı,siz de olmazdınız,bilmiyorum,yanlış,demek istediğim,şey ,o şey var ya her şey onun yüzünden,savaşlar,felaketler,diğer dertler;ama siz yine de konuşun konuşmak iyidir. Bay q ne saçmalıyordu böyle. -Konuşmakla hiçbir yere varılmaz çocuklar;ama siz yine de konuşun.Eğer birinden nefret etmek istiyorsanız, bunun bir sebebi hep bulunur,gerilimin,öldürmenin hep bir sebebi vardır,ah şu insanlar hep böyleler ve hep böyle olacaklar,bu gerçek hiç değişmeyecek;ama siz kaçın,bu yüzden konuşun konuşmak iyidir;ama;ama evet şimdi geldi,konuşmalar hep sanaldır gerçeği örterler,biz insanlar değil miyiz ki hep iyiliğin peşinde,koştuğumuzu söyleyen,eminim siz gençler de böylesinizdir;ama şu çocuğa yaptığınıza bir bakın. -Ama -Şey her şeyin temelinde bir şey var,evet,o şey,anlatamıyorum,belki üç boyutlu değil,zekamızla kavrayamıyoruz,hiçbir senaryoyla anlatılamaz,hiçbir dekora sığmaz olan şey,bizi bize çeliştiren,işte bu “şey”dir.Ah bir anlatabilsem,bir anlatabilsem;ama elden ne gelir insanız sonuçta,hoşçakalın. Bay q nun sözlerinden hiçbir şey anlamadım,belki de asıl mesele buydu anlamamak,yemek bitmişti,dolayıyla sohbette bitmişti,aklıma Darren Aronofsky’nin Pi filmi geldi,Bay q nun saçmalıkları umurumda bile değildi,y ile düşündüğümüz tek şey yarınki yemek molasında ”nasıl daha iyi olunur” temalı konuşmada neler konuşulabileceği idi.