31.07.2014 23:43
Bazen yazmam gereken zorunlu haykırışlardan biri olarak görüyorum bunu.Ve kafamın içindeki okyanusun sessizliği günlerdir beni ürkütse de,şu an kalemimden bir şeyler aktığı için mutluyum.
Bazen kendimi felaket yalnız hissediyorum,insanı yok olmaya,ölüme sürükleyen her ne varsa bende de fazlasıyla vardır diye düşünüyorum.Her insan öyle düşünür zaten,herkesin insanları etkileyecek kadar kederleri vardır,fakat ne demiş Burak Aksak, “hepimiz kendi masalımızın cücesiyiz,fazlası değil.”
Bazen uykulu kafayla iyi işler çıkardığımı düşünüyorum.Babannemin titrek elleriyle ışığı sönürmesinden önceki heyecan nasıl da oynatıyor kalemimi.Zaten şu yazıyı da temmuzun son gecesinden yazıyorum,koskoca ayın bitmesine 17 dk kaldı,bir ay daha eksildi eksikliklerle dolu ömrümüzden.Bazen diyorum her şey böyle basit bitiyor,böyle sıradan,vallahi bu dünya da böyle.Gün gelecek,dünya soğuyacak,o zaman anlamını yitirecek savaşlar,küskünlükler.Bak bu güzel Temmuz gecesi nasıl teslim ediyor 2014.canını gecenin lacivertliğine?
Bazen kendimi satır aralarında hep yanlış okunan bir kelime gibi düşünüyorum,mesela Nil Elora’yım ben,ama beni Aleyna Nil diye okuyorlar.Zamanın süprizlerine gebe olan kızım ben.
Bazen ağustos geliyor,kapatmalıyım.