Merhaba. Dürüst olmalıyım: bu edebî bir metin değil. Sadece kimseye anlatamadığım şeyleri sizlerle paylaşacağım. Bu metinde, siz ne kadar fark etmeseniz de, çığlıklarım ve gözyaşlarım bana eşlik ediyor olacak. Tamamen dürüst olacağım.
Ben Mehmet Süleyman Berber. 18 yaşındayım, 1.70 boylarındayım. Okul hayatı boyunca istediği her şeye ulaştığını düşünen bir lise son sınıf öğrencisiyim. Hayatım boyunca beni sürekli takip eden bir soruyla yüzleştim:
“Ben kimim ve ne istiyorum?”
Bu soru çoğumuzun tanıdığı bir soru olabilir, fakat ben hâlâ cevabını bulamadım ve aramaya devam ediyorum.
Küçüklüğümden itibaren paraya, toplumdaki rollere ve kadınlara çok değer verdim. Kadın kısmı size biraz absürt gelebilir ama şu an asıl mesele bu değil.
2022 yılında Denizli’ye taşındım. İkinci dönem tatiliydi. Utangaç, biraz korkak, hayatını oyunlar ve sosyal medya etrafında şekillendirmiş bir insandım. Dış dünyayı ve insanları tanımaktan çekiniyordum; belki de korkuyordum. Aklımdan sürekli şu soru geçiyordu:
“Ya benden nefret ederlerse?”
Bu düşünce elimde değildi. Çünkü insanlar beni sosyal medyada gördükleri hâlimle tanıyorlardı ve ben kim olduğumu henüz kendim bile bilmiyordum. Bu arayış işte burada başladı.
Okulun ilk günü… Ziller çalıyor ve yeni bir amaca tutunmaya çalışan ben, titrek bir sesle öksürerek sınıfa doğru ilerliyorum. Bir sınıfa girdim fakat burası benim sınıfım değildi. İlk günden böyle bir hata yapmak beni yerin dibine sokmuş gibi hissettirdi. Sessizce çıkıp kendi sınıfıma yöneldim.
Öğretmen geldi, öğrenciler ayağa kalktı. Birazdan kendini tanıtacak olan ben de sessizce onlara eşlik ettim. Öğretmenim nazik bir sesle,
“Aramıza yeni biri katılmış galiba,” dedi.
Ve o soru geldi:
“Kendini tanıtır mısın?”
Sıra bendeydi. Kafamdan ayak parmaklarıma kadar bir hafifleme hissettim ve kendimi tanıttım. Tanıtma faslı bitti derken gözüm bir kıza takıldı. Ergen bir erkek için bu kaçınılmazdı; ben de farkında olmadan ona odaklandım. Ama bu konuya sonra değineceğim.
Daha sonra M. D. ile tanıştım. O da benim gibi erkekti ve zamanla yakın arkadaş olduk. Sohbet etmeye başladık. Birlikte oturuyor, yemek yiyor, konuşuyorduk. Bana destek oluyordu. Diğerlerine göre daha havalıydı ve seviliyordu. İşte tam o noktada içimde bir ses yükseldi. Hikâye aslında orada başladı.O ses bana şunu sordu:
“Senin toplumdaki yerin ne?”
Cevap veremedim.
Ve aramaya başladım…
Şimdilik burada bırakıyorum. Devamı gelecek.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.