Beşyüz kişilik anfinin en ön sırasında bir türlü gelmek bilmeyen hocayı beklemek ve henüz ergenlikten çıkamamış insanların şamataları alatılamaz derecede bir eziyetti genç kız için.Bütün bu bunaltıların içinde önündeki kağıda anlamsız şekiller çizerken bir anda o ortamdan uzaklaşma isteği geldi..Ani bir hareketle kalktı yerinden topladı eşyalarını yöneldi merdivenlere ve bütün bunları üç saniye gibi kısa bir sürede yaptı tam merdivenlere doğru iki adım atmıştı ki bir anda ayakları yere çakıldı üzerine buzdan dağlar otururken yanakları alev alev yanmaya başladı hayatı boyunca genç kızın kendi vücudu kendine hiç bu kadar ağır gelmemişti.Merdivenlerin başında gördü onu mavi siyah kareli gömlek siyah pantolon siyah ayakkabılar ve lacivert ajandası elinde esmer uzun boylu zayıf buğday yanığı teni ve gayet egoist bakışları ile etrafı süzen o çocuk bilmezdi bilemezdi genç kız o çocuğu ölene kadar kalbinde taşıyacağını bilmezdi bilemezdi tüm ömrünü sadece onun serçe parmağının serçe tırnağına dokunabilme hayali ile geçireceğini bilmezdi bilemezdi o buğday yanığı tenin bir ömür onu yakacağını bilmezdi bilemezdi tüm gençliğini güneş gözlükleri ardından sevdiği çocuğu izleyerek geçirmek zorunda kalacağını tüm ömrünü dokunamadan sevdiği o çocuğa adadı başka eller tuttu teninde başka tenler gezdi gözlerine başka gözler baktı ama o hep aynı kişiyi gördü tüm rüyaları ve tüm uyanışları onaydı koca bir ömrü nefesini bir kez bile hissedemediği bir aşka adadı bilmeden