“Sen hiç gelmedin diye açmadı begonyalarım. Yalnız kaldım, sustum, sustum. Hayat acımadı hiç, hayatı hep en acımasız yerlerinden tuttuk biz. Sen gelmedin ve kimse öpmedi beni yalnız gülüşümden.
Unut beni dedin ve gitani, ardında üç nokta bıraktın, ne tamamlayabildim içimde bıraktığın boşluğu ne de unutabildim ortadan kayboluşunu. İstanbul sen gittiğinden beri ağlıyor, umurunda mı bilmem ama bende ağlıyorum ara sıra. Şimdi neredesin kimlesin?
Kim dinliyor kalp atışlarını ve kiminle gecenin bir yarısı sigara almaya gidiyorsun köşedeki büfeye… Mavilere kiminle sarılarak uyanıyorsun, kiminle acı çekiyorsun şimdi?
Ben mi? Ben yalnız başıma kanıyorum, bilirsin sevmem kalabalığı…
Geri dön demeyeceğim. Karşıma çıkarsan seni penceremden aşağı atacağım o zaman göreceksin acımak nedir o zaman öğreneceksin… Sen, sen ki beni gülüşümden öpmüştün…
Bir daha mı? Asla….”
Çağan Yüksel / Bir Garip Elveda’dan alıntıdır…
